Tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 30, 2015

Aromatik Reçellerde Varan 2... Yasemin Çiçeği Reçeli...

 Tereyağı ve taze ekmekle mükemmel:)


Bahçe duvarlarının müdavimiyim:)


Ayıklandık, yıkandık, paklandık...


Ayıklarken, odayı saran kokuyu anlatamam...

                                                                                                                                                                                          Keşke hayatın her yanına, çiçeklerin güzelliklerini, masumiyetlerini ve faydalarını sokabilsek.  Onları sadece, bahçelerimizde, balkonlarımızda görmek bana kafi gelmiyor. Çok uzun yıllardır, Ağaçlar.net'in üyesiyim ve işim olmadığı zaman, belgesel seyreder gibi girer, bitkiler üzerine çokça yazı okur, güzellikleri ve faydaları konusunda bilgimi arttırmaya çalışırım. Sanıyorum bu durum biraz da yetişme ve gördüklerini uygulamadan kaynaklanan bir durum. Annem, ailemizde genetik olarak bulunan mide rahatsızlıklarımıza, "kudret narı" diye bilinen, kabuğu dikenli, iç yapısı nara benzeyen bitkiyi balkonumuzda yetiştirmiş, onu zeytinyağının içinde olgunlaştırmış ve sabahları rahmetli kardeşim ve midesiyle sorunu olan tüm aile bireylerine birer çorba kaşığı içirmeyi adet haline getirmişti. İğde dalının yakılıp, sıcakken siğillere sürülmesi, çocukluk anılarımın arasında, kaplumbağaları kucağımda taşırken dışkıları nedeniyle ellerimde çıkan siğillerden nasıl kurtulduğumu hatırlatır hep...:)) Ya da soğukta söz dinlemeden, sobamızın sıcacık ısıttığı, salondan, yalın ayak başı kabak sokağa kaçışımız nedeniyle, karda yatmışcasına yapışan öksürüklerimizden, hatmi çiçeği ile nasıl kurtulduğumuzu... Hey gidi günler...Anacığım nurlarda yat...
                       Ondan gördüklerimden yola çıktığımı sanıyorum. Bitkiler bana çok gizemli gelirler, ilaç sektörünün ham maddesi de bitkiler değil midir? O halde, miktarları konusunda hata yapmadıkça ve sağlam olduğuna kanaat getirdiğim bilgi bankalarından bilgi alabildiğim sürece, onlarla yakın temasta bir sorun olamaz.:)
                       İşte merakım bu denli, bu iç açıcı dünya nimetlerine. Yenilebilir çiçekleri pastalarımda kullandığım gibi, reçellerime de malzeme yapıyorum.:)) Bu defaki güzellik; Yasemin çiçeği... Kokusu... Rüzgar gülüne benzeyen şekli ile bambaşka bir çiçek... Hanımelinden sonraki reçelim bu, kışın kullanmak üzere, birer kavanoz yapıp saklıyorum.:) Sırada İğde çiçeği ve limon çiçeği var:) Hele bir de okka gülümü bulursam...Değmeyin keyfime...

  Gerekli malzemeler:

- 1 Su bardağı ayıklanmış ve yıkanmış yasemin çiçeği
- 2 +1/2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı Su
- 1 yemek kaşığı pektin tozu (Dr. Oetker reçel yap pektin özüdür yarım paket kullanılabilir.)
- 1/2 limon suyu

Yapılışı: (Hanımeli reçeli ile aynı yapılış sırası )
* Toplanan çiçeklerin, diplerinden mutfak makası ile kesilir. (sadece taç yaprakları alınacak)
* Bol su ile bir kaç defa yıkanır.
* Yıkanmış çiçeklere şekerin yarım bardağı serpilerek, iyice ovulur.
* Kalan su ve şeker kaynatılır.
* Şekerle ovulan çiçeklere pektin de ilave edilerek, kaynayan şerbetin içine ilave edilir.
* Çiçekler dibe çökene kadar, 7-8 dakika kadar kaynatılır.
* Ara sıra karıştırarak ılıtılır ve kavanoza koyulur.


Afiyet olsun.:)      

Perşembe, Mayıs 28, 2015

Hanımeli Reçeli... Benim mevsimim geldi.:)








                 Öyle sokakları boşuna arşınlamak yok. Bahar; madem bunca etkiledi, yayıldım sokaklara bari "mutfağıma malzeme oluşturayım" dedim. Bu defa adaya gidemedim arkadaşlar. Mimozaları kaçırdım.:( Ama hanımeli ve yaseminler beni bekliyor.:) Onlar daha tüm haşmetleriyle ve rayihaları ile güzelliklerini hem gözlere hem de damaklara nakşetmeye hazırlar. Aklımda o kadar çok şey var ki hayata geçirmek istediğim, bazen düşünürken beynim kısa devre yapacak kadar ısınıyor.:) Aklıma takılanı yapmak gibi bir de aceleciliğim de var üstelik.:( Düşünsem bir türlü, düşünmesem başka bir türlü...:))
                Anlayacağınız kendimle zorum var bu aralar.
                Okka gülü tabir eder eskiler... Benim yaş grubum çok iyi bilir, hatta mutfağa merakı olan yeni dönem mutfak dostlarımız da çok iyi bileceklerdir. Efendim! bugün pazara doğru uzandım okka gülü getiren, İstanbul civarı köylerden gelen hanımlarımız oluyor, acaba onlardan biri ile karşılaşır mıyım? diye...Koca pazarda bir hanım buldum:)  "işte budur" diyerek yaklaştım tabi, aldım bir paketi elime kokladım, okka gülü dediğin, beş metre öteden bağırır "ben buradayım" diye! Bunun sesi çıkmıyor.:)))
                Dedim; kaça?
                Dedi; yarım kilodur. Sen 20 ver yeter...:))
Geçen sene 5 liraya almıştım üstelik sesi çıkan cinstendi. :)))
                Dedim; insaflı bir şey söyle üstelik bu karışık...
                Dedi; hadi 18 olsun...:))
                Dedim; sana iyi pazarlar...
                Dedi: Sana da....
                 Vardım dönüş yoluna. Eski yerleşim buralar. Hanımelleri ve yaseminler her yerlerde... Ortalık yıkılıyor. Alırsın eline bir boş torba, dilediğin kadar toplarsın.
                  Aferin Nilgün budur işte... Topladım, ayıkladım, yıkadım ve pişirdim... İşte size bu sezonun hanımeli reçeli... Gül reçeli, bir sonraki pazara inşallah:))

Gerekli malzemeler:
- Hanımeli sarmış olan bir bahçe duvarı:)))
- 1 Su bardağı ayıklanmış ve yıkanmış hanımeli
- 2 +1/2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı Su
- 1 yemek kaşığı pektin tozu (Dr. Oetker reçel yap pektin özüdür yarım paket kullanılabilir.)
- 1/2 limon suyu

Yapılışı:
* Toplanan çiçeklerin, dipleri koparılıp, içindeki tohumları ayıklanır.
* Bol su ile bir kaç defa yıkanır.
* Yıkanmış çiçeklere şekerin yarım bardağı serpilerek, iyice ovulur.
* Kalan su ve şeker kaynatılır.
* Şekerle ovulan çiçeklere pektin de ilave edilerek, kaynayan şerbetin içine ilave edilir.
* Çiçekler dibe çökene kadar, 7-8 dakika kadar kaynatılır.
* Ara sıra karıştırarak ılıtılır ve kavanoza koyulur.

Kavanozun kapağını ara sıra açıp koklasam bana yeter:)

Afiyet olsun.:)

Pazartesi, Nisan 20, 2015

Pembe, pembe...Bulut gibi...Hafif mi hafif:) Sultan lokumu ve bezeler...




Yumurta sarıları,  tatlıya girerse...Akları da beze olur:)


                       Dün açık büfeye birkaç çeşit zeytinyağlı üretince, "Eee tatlı yok mu? nidaları başlayıverdi evimizde. Yaza hazırlıklar içerisinde bu aylarda, hepimiz çok iyi biliriz evlerde, diyet reçeteleri uygulanmaya başlar.:)) Kışın, kalın paltolar içinde gizlenen, birkaç kilocuk:)) yaz aylarında incecik kumaşlardan "kilocuk" biçiminde değil, "kilolar...lar...lar" biçiminde gözler önüne salınıverir:)) Ben kendi adıma, kışa girmeden başladım, sigarayı bırakarak aldıklarımı, geri iade etmeye. Çok şükür başarılı da oldum. bazen bir kilo alıp veriyorum ama benim için uygun ağırlığı korumaya çalışıyorum. Evdeki diğer vatandaşlarımız ise, şimdilik diyet reçetelerine uygun adım devam ediyorlar.:))) Başarı da avuçlarında, haklarını yememeliyim.:))
                      Bu tatlıyı oğlumcuğum çok seviyor. Sütlü tatlı olunca, masum ya hani, biz de ucundan kıyısında tadımlık yiyoruz. Maksat; "damaklar hoş olsun" :)) Başkaca bir amacımız yok! biline:))) Her evde bulunan, birkaç demirbaşlar yapılan bu tatlının malzemeleri şöyle;

Gerekli malzemeler:

- 4 Su bardağı süt
- 2 yemek kaşığı tereyağ
- 2 yumurta sarısı
- 1 paket vanilya
- 8 yemek kaşığı irmik
- 8 yemek kaşığı toz şeker
- 2 yemek kaşığı hindistan cevizi
- 1 paket krem şanti (sade)
- 1 çay kaşığı pembe gıda boyası (Fo)

Üzeri için bir kap Hindistan cevizi.

Yapılışı:

* Krem şanti haricindeki tüm malzemeler, bir tencerede devamlı karıştırılarak, muhallebi kıvamında pişirilir.
* Pişirilen muhallebi, el blendırı ile çırpılarak ılıtılır.
* Ilınan karışıma, krem şanti toz halinde eklenerek,  bir spatula yardımıyla karışıma yedirilir.
* Dikdörtgen bir borcama, bol miktarda hindistan cevizi serpilerek, karışım dökülür, üzeri düzeltilerek donması için birkaç saat bekletilir.
* Donan karışım, ince şeritler halinde kesilir ve kendi çevresinde sarılır.
* Sarılan rulolar tekrar Hindistan cevizine batırılarak, servis tabağına alınır.

Arta kalan 2 yumurtanın beyazları da, 150 gram şeker ve yarım çay kaşığı krem tartar yardımıyla, beze haline getirilir. Süsleme de kullanılmak üzere:)

AFİYET OLSUN:)

Çarşamba, Ocak 07, 2015

Bir Taşla Birkaç Kuş:))) Siyah Ve Yeşil Zeytinli Açma

                    Hava kar yağışlı ve soğuk, ev ise çok şükür sıcacık, dışarıda aklımın kaldığı dostlarım var...Az düşünmek  için, yapılacak en iyi şey...Mutfakta mevzi almak. Dolapta ne var ne yok kontrolünden sonra, sıcak bir kahvenin yanına, yarenlik edecek bir şeyler yapmak iyi bir fikir gibi geldi...


Hamuru tut ve mayala bakalım Nilgün... O arada giy gocuğunu ve postalları şu balkona ayırdığın, artanları, dört ayaklı dostlara bırakıver...
                             

Açmaların bir kısmına, siyah zeytin ezmesi, birazına da yeşil zeytin ezmesi koyuver...



Maya ile aram oldukça iyi, yüzümü hiç kızartmadı...:)


Hamur biraz fazla olunca, açmaların yanında promosyonu bile oluştu:))) Bereketli hamur anlayacağınız.


Pişenler tepsi tepsi çıkmaya başladı. Bunlar siyah zeytinliler...


Bunlar da yeşil zeytinli olanlar...:))


Kahveyi yaptığıma bakmayın diyetten vazgeçmiş değilim, sadece bir lokma:((((( Üzgünüm hem de çok keşke o bir lokmayı da yemeseydim. Belki aklım bunca kalmayacaktı...


Bu da promosyonun gediği son nokta:)))) Arasına pastacı kreması ve muz doğra olsun bitsin...


                      Ey buğday; sen nelere kadirsin...Al unu eline, biraz da zamanın olsun, azıcık sevgi kat içine. Allah ne verdiyse bir kaçta meyve...Zeytin ezmen yoksa, ayıkla bir kase zeytin... at rondoya, içine birkaç tutam baharat... Zahter olur...Kırmızı biber olur...kekik olur... Olur da olur yani:))) Tek olmazı sevgi arkadaşlar... O hamur, mayalanana kadar, gittim geldim baktım. Hatta onu oturduğum yerden göz hapsine aldım.:) Ben baktıkça, ilgiye karşılıksız kalmadı...O da kabardıkça kabardı.:)) 
                        İşte size karlı bir İstanbul gününden; çayınıza, kahvenize  yarenlik edecek manzaralar. İsteyen yapsın, isteyen gelsin paylaşalım.:)) Sevgiler olsun hepinize.

Gerekli Malzemeler. 12 açma + 20 cm lik muzlu ve kremalı pasta:)))

- 1 Yumurta
- 1 paket yaş maya (Pak maya)
- 3/4 Su bardağı zeytinyağ (Riviera)
- 1 Su bardağı süt
- 1 çay bardağı ılık su
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz (silme)
- 5 + 1/2 Su bardağı Un ( Sinangil Böreklik Un)

Yapılışı:

* Su ve süt ılıtılır. Yaş maya ve şeker içine atılarak eritilir.10 dakika kadar bekletilir.
* Un ve tuz elenerek derince bir kaba alınır.
* Ortasına, mayalı karışım ve zeytinyağ eklenerek, yavaş yavaş undan alınarak, hamur tutulur. (çok yumuşak bir hamur olmalı) Unu kullandığınız markaya göre ayarlamalısınız.
* Sıvı yağ ile hafifçe yağlanmış bir kaba, hamur alınır ve üstü streçle kaplanarak, mayalanması için 1 saat bekletilir. (hamur 2 misli olana kadar)
* Mayalanan hamurdan, avuç içi kadar parçalar koparılarak, yuvarlanır ve üstlerine erimiş tereyağ ile zeytin ezmesi sürülerek, rulo yapılır.
* Rulolar her iki ucundan, ters yönde bükülerek, düğüm atılır ve uçları altta kalacak biçimde fırın tepsisine yerleştirilir.
* Üstlerine yumurta sarısı sürülerek, ayçekirdeği, susam ya da çörek otuyla süslenir.
* 170 derece sıcak fırında pişirilir. (Mayalı hamurlar çabuk piştiğinden sık kontrol edilmelidir.)

Promosyona gelince:)))

* Daha önceki pasta tariflerimde bulabileceğiniz, pastacı kreması arasına sürülüp, üzerine ince dilimlenmiş muz eklenerek ve son dokunuş olarak üstüne pudra şekeri serpilerek, misss gibi bir yalancı Alman pastasına sahip olabilirsiniz.:))

AFİYET OLSUN:))

Pazartesi, Kasım 03, 2014

Aşure... Bugün Aşurenin İlk Günü...


Bereketi bol olur inşallah...


Hazırlığımı yaptım...


Mis gibi kokuyor...


Kararmasın ve kokusu kaçmasın diye son dokunuşlar...:))


                Bugün Aşurenin ilk günü, 13 Kasım'a kadar devam edecek on güzel günümüz var. "Kızı olan, cezvede kaynatsın" derdi anneciğim. Daha evvel de bahsetmiştim sizlere. Evi saran kokusu, hazırlık aşamasında ki sevdiğim kuru meyvelerle olan yakın ilişkim:)) üç tabağa, bir ağıza:)) Süsleme konusuna hiç girmiyorum. Orada kaç tabağa, kaç mideye? Söylemesem daha iyi:))
                Artık görevi büyük kızıma devrediyorum. Onun da kızı var benim kuzum biliyorsunuz.:)) Şimdi artık aldığı görevi hakkıyla yerine getirmeye çalışacak. O aşure de, Ceyda'nın yorumu olacak. Hoş! kendi ağız taamına göre seçimler yapıp, farklı katkılarda bulunacağını biliyorum ama yapılacak bir şey yok.:)) Bazı geleneksel lezzetlerimiz, kuşaklar arasında devinerek, yeni çehreler kazanıyor.:) Bu da böylesi bir imalat olacak.
                Tarifi yineliyorum. Bilmeyen ve mutfakla yeni tanışan arkadaşlarımıza faydalı olabilir.

Gerekli Malzeme:

* 1/2 Kg Buğday
* 1 Çay Bardağı Pirinç (Büyük boy)
* 1 Su bardağı Kuru Fasulye
* 1 Su Bardağı Nohut
* 7 Su bardağı Toz şeker
* 200 gr Kuru kayısı
* 200 gr Kuru incir
* 200 gr Kuru Üzüm
* 250 gr Kestane (Haşlanmış ve soyulmuş)
* 2 Su bardağı Süt
* 1 Portakal Kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Mandalina kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Limon kabuğu (ince doğranmış)
* 1 çay bardağı Gül suyu
* 1 Elma  (ince doğranmış)
* Üzeri için; ceviz, fındık, badem, dolmafıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, nar.... Evinizde kuruyemiş adına ne varsa...:)))

Yapılışı:

* Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ayrı ayrı suya konulur ve sabah yıkanarak haşlanır.
* Buğday ve pirinç (9 litrelik, düdüklü tenceremde yapıyorum) 15 bardak su ilavesi ile 35 dakika pişirilir.
* Haşlanmış nohut, fasulye ilave edilerek açık olarak bir süre daha kaynatılır.
* Küçük küpler halinde doğranmış, kayısı ile kuru üzüm kaynayan karışıma ilave edilir.
* Portakal, mandalina,limon kabuğu ve bir elma küçücük doğranarak eklenir.
* (Buğdayı sıkmaması için, ben şekerimi en son ilave ederim ve 5 dakika kaynatıp altını kapatırım.)
* Süt aşureye ilave edildikten sonra, kestane, incir, eklemesi yapılır.
* Gülsuyu altı kapatıldıktan sonra ilave ederek, tabaklara aktarmak üzere ilk sıcaklığının çıkması için 10-15 dakika beklenir.

** Üstü kaymak bağlayınca istediğiniz, kuru yemiş ve baharatlarla süslemesi yapılır.
Not: Kuru incirin kaynama esnasında dağılarak, aşurenin rengini bozmaması için en son ekleyip, karışımın sıcaklığı ile yumuşamasını sağlıyorum.

AFİYET OLSUN.:)

Çarşamba, Ağustos 20, 2014

Kuru İncir, Ceviz, Tahin, Pekmez ve Tarçın Biraraya gelip Çörek Olmuşlar:)))






                  Mutfağımı özlediğimi söylemiştim:) Eh! sıcaklardan da biraz nefes alır gibi olunca, yine yolunu tuttum terapi merkezimin.  Daha az düşünüyorum mutfakta olduğumda. Bazen düşüncelerinizin kafanıza sığmadığı olur. "Doluya koyarsınız almaz, boşa koyarsınız dolmaz" ya...O cinsten işte...:) Çok şükür hayati bir durum yok ama, beyin bu işte! faaliyet tam gaz:)) Baktım ki; Nilgün Hanım kafayı kurcalamaya devam edecek, iktisatlı düşünmenin tek çaresi mutfağa girip, imalatta bulunmak. Dedim...Ve girdim. Benim şu mayalı çörek çok puan toplamakta. Özellikle de bizim evin en kuzusundan:)) Tarçınlı kek yapmıştım ama mutlu olmadı:( İllaki çörek olacakmış... Bu defa, kuru incir, ceviz, tahin ve pekmez bana göz kırptı.:) Eh! içine bir de tarçın koyarsam memnun olacak çok şahsiyet var.:)) Bu çörek de böyle ortaya karışık, ama popülaritesi muhteşem oldu:))) Hoş ve mutlu kalın...

Gerekli Malzemeler:

- 3/4 Su bardağı Ilık süt
- 3 tepeleme yemek kaşığı Tereyağ ( Eritilip soğutulmuş)
- 1 Yumurta
- 3 + 1/2 Su bardağı un
- 1/2 Çay kaşığı tuz
- 1/2 Su bardağı pudra şekeri
- 1 Paket kuru maya (Dr Oetker)

İç dolgu malzemesi:
- 8 adet kuru incir
- 1/2 Su bardağı çekilmiş ceviz
- 1 Küçük çay bardağı tahin
- 1 küçük çay bardağı pekmez
- 1+ 1/2 tatlı kaşığı tarçın

İç malzemenin hazırlanması:

*  Kuru incir sıcak suda 1 saat kadar bekletilir. Hafifçe şişmesi sağlanır.
*  Robotta çekilerek macun haline getirilir ve robattan çekilen ceviz eklenir.
*  Tahin, pekmez ve tarçın eklenerek koyu kıvamda bir karışım elde edilir.

Yapılışı:

* Un ölçüsünün yarısı, pudra şekeri, tuz ve maya (kuru malzemeler) bir kapta karıştırılır.
* Ilık süt ve (eritilip,soğutulmuş) tereyağ yavaş yavaş eklenir ve parmak uçları ile içinde pütür kalmayıncaya kadar karıştırılır.
* Oda sıcaklığında yumurta ve kalan un ilave edilerek oldukça yumuşak bir hamur elde edilir.
* Bir kaba un serpilerek , hamur içine alınır, üzeri örtülerek mayalanmaya bırakılır.
* Mayalanan hamur, iki katı kadar kabardığında, un serpilmiş bir yüzeye yayılır. 5 eşit parçaya ayrılır.
* Her parça elle dikdörtgen biçiminde açılır.
* Açılan hamurun yüzeyine oda sıcaklığında erimiş tereyağı bir fırça yardımı ile sürülür.
* Tereyağı sürülmüş yüzeye, hazırlanan karışım ince bir satıh halinde sürülür.
* Geniş kenarından başlayarak rulo biçiminde sarılır.
* Sarılan rulolar ortadan (boylamasına ikiye ayrılarak, birbirine dolanır ve kendi çevresinde yuvarlak bir biçimde sarılır.
* Tüm hamur parçalarına aynı işlem uygulanır.
* Tepsi mayası için, 15 dakika daha bekletilir.
* 175 derece önceden ısıtılmış fırında, üzeri kızarana kadar pişirilir.



Cumartesi, Temmuz 12, 2014

Taze Meyveli Terrin... Sıcak Yaz Günlerinde, yanında Bir top Dondurma ile...:)))




Malumunuz;
Havalar sıcak mı? Sıcak
Yaz geceleri uzun mu? Uzun,
Benim vaktim dar mı? Dar...
Kalori konusunda sıkıntı var mı? Hem de nasıl...:)))
Ev halkı tatlı konusunda şikayete başladı mı? Hemde nasıl:))
Tatlı seviyor muyuz... ÇOOOK:))

O halde bu çok bilinmeyenli denklemi çözmeli miyim?
Hem de; "Çok acil" dedim ve mutfağa uğrayıverdim:)))

Arkadaşlar iyi dileklerinizle gelinlik BİTTTİİİİ:))) Küçüğümün ki yola girdi.:) Kendi adıma sadece ayakkabılarım var.:( Darısı başıma diyorum ve bu muhteşem terrin tarifine geçiyorum.

Gerekli malzemeler:

* 1 Limonun ince kesim kabukları
* 250 gr Frenk üzümü ( Metro'dan salkım halinde olan değil, dondurulmuş olan)
* 200 gr Dağ çileği ( deep freeze  sağ olsun:))
* 4 Armut (taze)
* 4 kayısı (taze)
* 1 şeftali (taze)
* 1 salkım üzüm (100-150 gr arası)

Jöle için gerekli malzemeler:

* 1 Yemek kaşığı bal
* 2 + 1/2 su bardağı su
* 1 Paket Çilekli jöle
* 1 Çorba kaşığı Limon kabuğu rendesi
* 1/2 çay bardağı Vişne Likörü (Tercihe bağlı)

Yapılışı:

* Frenk üzümü ve dağ çileği haricindeki,tüm meyveler, ayıklanıp küçük küpler halinde doğranır.
* Su kaynatılır ve meyveli jöle ilave edilerek eritilir ve oda sıcaklığına gelene kadar bekletilir.
* Terrinin içine koyulacağı cam dikdörtgen kap ıslatılır ve en altına frenk üzümleri ile limon kabukları koyulur.
* Üzerine, ayıklanan meyvelerin yarısı ilave edilerek, jölenin yarısı dökülür.
* Aralara dağ çilekleri dizilir ve üzerine kalan meyveler ilave edilir.
* Kalan sıvı jölenin üzerine dökülmesi ile işlem tamamlanır.
* Soğuması ve donması için buzdolabında 2-3 saat bekletilir.
* Donan terrin düz bir tabağa çevirilir, boz Antep fıstığı ve krokan ile süslenerek servis edilir.

DONDURMAYI UNUTMAYIN:))) AFİYET OLSUN.

Cuma, Ocak 03, 2014

Naneli Elma Tatlısı...Ayıptır söylemesi:)) Bugün benim bloğumda 2.yaşına basıyor.:)))






                     Geçen yıl bu zamanlardı, gençlere "yahu! fenomensiniz anladım ama bana bir faydanız yok" diye söylenmiştim ulu orta:)) Derken küçük damat, "Ayıp ettiniz ama, siz istediniz de biz yapmadık mı?" demez mi.:)) Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim... Şuraya bir blog açıverin diye en az 100 kere (yazıyla yüzkere):))) söylemişimdir ama kabahati allayıp, pullayıp satacaklar ya:)) bana mal edilmeye çalışılıyor anladım... Ve, o gece bilgisayarın başına oturup, sizlere uzanacağım bu pencereyi açtılar bana:)) Diyeceksiniz ki; "ne var bunda oturup kendi kendine yapaydın" onda da haklısınız. Ancak 95 yılından beri bilgisayar kullanmama rağmen, blog açmaktan falan anlamıyorum.:)) Bu da benim eksiğim oluversin diyelim.
                     Esasında kaybettiğim zamana bugün çok üzülüyorum. Neden mi? "Göz görmeyince, gönül katlanır" der eskiler bilirsiniz. Ben de blog açınca neler olabileceğinden habersiz olduğum için, çocukların bugün...yarın oyalamalarına ses çıkarmıyordum.:)) Ama öyle güzel dostlarım oldu ki, hem yurt içi hem yurt dışında, onlardan haber alacağım, olmadı iki laf atacağım, birine takılacağım derken...Artık gözün gördüğünü, gönülde arıyor cancağızlarım.:))
                     Bugün tam bir koca yılı geride bıraktım sizlerle hasbihale başlayalı, umarım ve dilerim daha bir çok yılı dostça paylaşır, bazen birbirimizi yüreklendirirken, bazen de  dertlerimize ortak olup, sızılarımızı azaltmaya devam ederiz. Ben kendi adıma çok mutluyum sizleri tanımaktan ve evimi, soframı, kalbimi sizlere açmaktan. Umarım sizler de beni aranıza almaktan hoşnutsunuzdur.:)) Sevgiyle sarılıyorum hepinize...
                     Bu güzel ve hafif tatlı, yılbaşı soframın tatlısıydı... Güzel kardeşlerimi, evlatlarımın ikinci anneleri ve biricik babalarını ağırladığımız soframızın tatlısı yani:))) İkinci görevi de, bloğumun yaş günü tatlısı olsun bari...

Gerekli malzemeler:

- 6 adet sert elma
- 1 Su bardağı naneli monin
- 1 Tatlı kaşığı nane aroması
- 1 Su bardağı su
- 12 yemek kaşığı toz şeker
- 1/ 2 limon
   Üzeri için çiğ krema, kiraz şekerlemesi  ve bitter çikolata

Yapılışı:

* Elmalar ayıklanır ve çekirdekli bölümleri çıkarılarak ortadan ikiye bölünür.
* Kararmaması için her parça limon ile ovularak, sığ bir tencereye dizilir.
* Her yarım parça elmanın üzerine 1 yemek kaşığı  toz şeker ilave edilir.
* Naneli monin, su ve nane aroması karıştırılarak elmaların üzerine dökülür.
* Hafif ateşte, elmaları zedelemeden döndürerek pişirilir. 
* Oda sıcaklığına gelen elmaların üzerine, çırpılmış çiğ krema ve benmaride eritilmiş çikolata gezdirilir.

Not: Naneli monin yerine, nane likörü de kullanabilirsiniz. Tercih size ait. 

Uzun ve ağdalı yemeklerden sonra hafifliği ile durumu kurtaran bir tatlı. AFİYET OLSUN:)

Cumartesi, Kasım 30, 2013

Kabak Tatlısı... Arkadaşlar, pozitif sinerji yaratmamız gerek...


 

                 
                    Kış  yüzünü gösterdi sonunda, iki gündür hava kapalı ve soğuk. Mevsim gereğini yapacak elbette. Ancak; karanlık hava da içimi  karartıyor...  Yaz sıcaklarını sevmiyorum, ancak; şu karanlık gökyüzüne de hiç tahammülüm yok:)) Sanıyorum, Tanrı hiç bir kulunu bu konuda memnun edememiş:) Neyse ki, sayılı günler çabuk geçer hepimiz biliriz. Ne yapalım hükmünü sürecek kış ayları ki... yazı görebilelim.  Halbuki son yazımda, güzel bir havadan istifade edip, Mısır Çarşısı, Mercan, Tahtakale dolaylarını nasıl alt üst ettiğimi ve yolumu Bedesten'e düşürmeye karar verdiğimden bahsetmiştim:))) İşte... kış ayları geldiğinde, İstanbul'da bir hafta, on gün önceden program yapmanın ne kadar uygun olabileceği konusunda bir defa daha yanıldığımı anlamış oldum.:) Yağmur, çamur, şimşek, fırtına derken, uzatmayalım:))) Sadece pencereden bakabildim. Olsun, ben o güzel havayı yakalayacağım ve sizlere söz verdiğim gibi İstanbul'un başka başka yüzlerini göstermeye çalışacağım. Başarının sırrı inanmaktır biliriz.:) Madem inanmak dedik; O halde hepinizden, bu yazıyı okuyan her arkadaşımdan bir ricam var. Önümüzdeki pazartesi günü itibariyle tedavisine başlanacak çok tatlı bir arkadaşım için pozitif inançlarımızı birleştirelim ve ona gönderelim:)) Şimdiden teşekkürler hepinize... Kabak tadı vermeden, bir tatlı tarifi ile bu yazıyı da tatlıya bağlayalım....:) Sevgiler

 Gerekli Malzemeler:

- 2 kg ayıklanmış tatlı kabağı
- 1 kg Toz şeker
- 2 Çubuk tarçın
- 5-6 adet karanfil

Yapılışı:

* Tatlı kabakları bir sıra halinde tencereye yerleştirilir, üzerine toz şeker döşenir ve kabaklar bitene kadar aynı işlem tekrarlanır.
* Şeker yatırılmış kabaklar, mümkünse bir gece (serin bir ortamda) bekletilir.
* Çubuk tarçın ve karanfiller içine ilave edilerek, hiç su ilavesi yapılmadan, kendi saldığı suda pişirilir.
* Ilındıktan sonra servis tabağına alınarak, ceviz  ile süslenebilir. Tahin, kaymak ve Hindistan cevizi de süslemede kullanılabilir.

Not: Kestane kabağı bu iş için biçilmiş kaftan, şu sıralar pazarlarda bir değişik kabak daha görüyorum kabuk renkleri turuncu olan:)) Tarif, o cins için uygun değildir.  Ayrıca kestane kabaklarında, ayıklandığı zaman kabuğa yakın olan bölümlerinde görülen yeşilimsi bölüm asla kesilip atılmamalıdır. Esas lezzetli olan bölümün burası olduğunu iddia ediyorum:)) Tekrar sevgiler ve afiyet olsun.



Çarşamba, Kasım 13, 2013

Aşure... "Kızın olunca, cezvede olsun kaynatmak mutlak görevdir" derdi Annem...:))



                        Geldik Muharrem Ayının 10. gününe.:)) Aşure günümüz. Annemin her yıl aşure yaparken, öğütlediği ses tonu bile kulağımda. Aşure bereket için yapılır. Amacı; hem evinizin bereketi hem de dağıtıp tattırdığınız eş, dost,konu, komşu, akrabanın evlerine bereket dilemektir.  Ayrıca; "kızın olursa, cezvede olsun kaynatmak lazım" derdi anneciğim. "Niye"? diye sorduğumda, "çeyizinin bereketidir" diye cevap verirdi. Ben de yıllardır, bu görevimi yerine getiriyorum.:) Çeyizleri hakkıyla hazırladık çok şükür:) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Bilirsiniz. Benim tarifim de bana özel. İçine mutlaka süt girer, portakal kabuğu, taze meyva,kestane, gül suyu olmazsa olmazıdır benim tarifin.:)) Herkesin evinde yaptığını ve özel tarifleri olduğunu biliyorum ama belki bunu da denemek isteyen olur diye yapılışını sizlerle de paylaşmak istedim. Aşureniz, eviniz, bereketli ola... Allah hepimizi senesine yetiştirsin... Sevgiyle kalın.

Gerekli Malzeme:

* 1/2 Kg Buğday
* 1 Çay Bardağı Pirinç (Büyük boy)
* 1 Su bardağı Kuru Fasulye
* 1 Su Bardağı Nohut
* 7 Su bardağı Toz şeker
* 200 gr Kuru kayısı
* 200 gr Kuru incir
* 200 gr Kuru Üzüm
* 250 gr Kestane (Haşlanmış ve soyulmuş)
* 2 Su bardağı Süt
* 1 Portakal Kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Mandalina kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 çay bardağı Gül suyu
* 1 Elma  (ince doğranmış)
* Üzeri için; ceviz, fındık, badem, dolmafıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, nar.... Evinizde kuruyemiş adına ne varsa...:)))

Yapılışı:

* Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ayrı ayrı suya konulur ve sabah yıkanarak haşlanır.
* Buğday ve pirinç (9 litrelik, düdüklü tenceremde yapıyorum) 15 bardak su ilavesi ile 35 dakika pişirilir.
* Haşlanmış nohut, fasulye ilave edilerek açık olarak bir süre daha kaynatılır.
* Küçük küpler halinde doğranmış, kayısı ile kuru üzüm kaynayan karışıma ilave edilir.
* Portakal, mandalina kabuğu ve bir elma küçücük doğranarak eklenir.
* (Buğdayı sıkmaması için, ben şekerimi en son ilave ederim ve 5 dakika kaynatıp altını kapatırım.)
* Süt aşureye ilave edildikten sonra, kestane, incir, eklemesi yapılır.
* Gülsuyu altı kapatıldıktan sonra ilave ederek, tabaklara aktarmak üzere ilk sıcaklığının çıkması için 10-15 dakika beklenir.

** Üstü kaymak bağlayınca istediğiniz, kuru yemiş ve baharatlarla süslemesi yapılır.
Not: Kuru incirin kaynama esnasında dağılarak, aşurenin rengini bozmaması için en son ekleyip, karışımın sıcaklığı ile yumuşamasını sağlıyorum.

Çarşamba, Ekim 30, 2013

Trilece... Yine bir Arnavut Klasiği...

Trilece  ya da trileçe:)) Üç sütlü tatlı...



    Kuru Et:) Müthişti...


   Boşnak Böreği...


Manda kaymağında bekletilmiş, biber turşusu:))) Anlatılmaz, yaşanır...

     

      

                     Pendik Marina'ya yemeğe gitmeye karar verdiğimizde, bu restorana gitmek aklımızda yoktu.:)) Ancak; dünürlerimle gittiğimiz için Arnavut yoğunluğunun fazla oluşu, nerede yiyeceğimize karar vermek konusunda bizi fazla yormadı:)) Sandzak Restaurant, Balkan mutfağının amiral gemisi olarak telaffuz edilen bir yer. Müthiş yemekler ve güzel sunum biraraya gelince, oldukça hoş bir manzara çıkmış ortaya. Lezzet konusuna gelince, sadece "anlatılmaz, yaşanır" demek, kestirmeden tanım yapmak olur diye düşünüyorum. Et konusunda ise dinlendirme ve marinasyon konusundaki başarıları ayrı bir takdir unsuru. Her ne kadar, et konusunu fazla konuşma hakkım olmasa da:)) ( yemiyorum diyebilecek kadar az tüketirim) görünen köy, kılavuza ihtiyaç duymuyordu.
                   Efendimmm:))) Yenildi, içildi sıra geldi tatlılara... İşte benim ilgi alanım. Tatlı konusunda da çok alternatif vardı ancak benim favorim trilece oldu. Sanıyorum; bu lezzete bir yerden, bir zaman diliminden, sevdalı olduğum bir büyüğümün elinden aşinaydım. Bu lezzet benim, kayıtlarımın derinliklerinde bir yerlerde vardı... Emindim. Büyük kızım ve damadım, Makedonya gezilerinde yemişler ve bana uzun uzun anlatmışlardı. O halde, hafıza kayıtlarında derinliklere saklanmış bu lezzeti, gün yüzüne çıkarma zamanı gelmiştir değil mi? Haydin mutfağa dedim ve  işte size TRİLECE...:))))


Gerekli Malzeme

Keki için:

- 6 Yumurta
- 250 gr Pudra şekeri
- 400 gr Un
- 1/2 Çay bardağı ılık süt
- 2 Paket vanilya
- 1 Paket kabartma tozu
- 1/2 çay kaşığı krem tartar
- 1/4 çay  kaşığı tuz

Islatmak için:

- 1 +1/2 kg süt
- 1 + 1/2 kutu çiğ krema
- 100 gr Süt tozu.

Üzeri için.

- Karamel sos

Yapılışı:

* Yumurtaların sarısı ve beyazı ayrılır.
* Beyazların içine şekerin yarısı,tuz ve krem tartar ilave edilerek, kar haline getirilir.
* Yumurta sarıları şekerle çırpılır ve içine ılık süt ilave edilir.
* Un ve vanilya elenerek havalandırılır.
* Sütle çırpılmış yumurta ve havalandırılmış un bir kaç defada,  kar halindeki aklara ilave edilir. (Bu aşamada mikser kullanılmaz. Yumurta aklarını söndürmemek için karıştırma işlemi spatula ile yapılmalıdır.)
* Kare bir tepsinin içine yağlı kağıt döşenir ve karışım içine dökülür. Bir kaç defa hafifçe tezgaha vurularak, içindeki hava kabarcıkları söndürülür.
* 180 derece ön ısıtma yapılmış fırında pişirilir.
* Pişen kek, yağlı kağıtla alınarak, tel üzerinde soğutulur ve yağlı kağıt üzerinden soyulur.
* Kek tepsiye (Sütle ıslatılacağı için daha büyük bir tepsi kullanmalısınız) alınmadan evvel, bir kutu çiğ krema ve yarım kilo süt çırpılarak tepsinin içine dökülür.
* Kek sütün üzerine yatırılır ve yavaş yavaş kalan süt ve kremadan oluşan karışım üzerinden verilerek, kekin tüm sütü çekmesi sağlanır.
* Sütü tamamen çeken kekin üzerine, süt tozu elenir ve üzerine, bol karamel sos dökülür.
* 2-3 saat dinlendirilir.
* AFİYET OLSUNNNN:))))

Pazartesi, Ekim 14, 2013

Bayramınız Kutlu Olsun...Antep Fıstıklı Tel kadayıf...






                 Bir bayram daha geldi çattı. Daha önce de bahsetmiştim. Büyüklerimi kaybettikten sonra, benim için, bayramların tılsımı kalmadı. Ama adettir ve yerini bulması gerekir. Tatlımız yapıldı, sofrada yerini alacak. Ah! bir de ağzımızın tadı olaydı... Tüm arkadaşlarımın bayramlarını kutluyorum. Sevgiyle kalın.


Not: Kadayıfın tarifini bayram içinde bir gün yazacağım.

Perşembe, Eylül 05, 2013

Erikli Gül Tatlısı... Kolay, Lezzetli ve Şık...:))


Tatlımızın pişmeden evvelki pozu...


Tatlımız pişti...:) Tabakları hazırlayın.:)



Tabakları hazırlayın demiştim.:)) Şimdi tabağınızın kenarına birazda dondurma ekleyin ve kendinize rahat bir koltuk seçin.:))) Afiyet olsun.



                    Artık anlatmaya başlamalıyım galiba...:) Bu defada benim genç tayfadan, küçük olanlar seyahatten dönüyor. Onlar bir yere gidince, dönüşleri için sürpriz beklerler.:)) Buna ben alıştırdım. Bakalım ben gidip dönerken,onlar benim için neler hazırlayacaklar.:) Çok şükür korkum yok. Evvel Allah, çocuk yaşlarından beri yemek yapmaya alışık oldukları için, mutlaka güzel bir şeyler bulacağım sofra başında.:)) Bu tatlı kolay, şık ve çok lezzetli bir tad. Malzemesi hemen hemen her evde bulunabilecek cinsten. Özel malzemelere hiç mi hiç ihtiyaç yok. Üstelik benim gibi tatlı konusunda, cezalı olanlar için de bulunmaz cinsten.:)) Adı tatlı sadece.:) Genellikle, meyvanın üzerine serpilen, toz şekerin karamelize olması ile ortaya çıkan muhteşem bir tatlı. Malzemeler mi? Hemen yazıyorum...:)))

Gerekli Malzemeler:

- 10 dikdörtgen milföy yaprağı
- 3 Çorba kaşığı Pudra şekeri
- 1 Tatlı kaşığı tarçın
- 650-700 gr Bardak Eriği
- Üzerine serpmek için biraz toz şeker

Yapılışı:

* Her dikdörtgen milföy yaprağı, merdane ile uzunlamasına açılarak inceltilir.
* Ortadan uzunlamasına ikiye bölünür  5'er cm eninde uzun şeritler elde edilir.
* Bardak erikleri ortadan ikiye bölünerek, çekirdekleri çıkarılır ve ince ince dilimlenir. (Yuvarlar olacak şekilde)
* Uzun şeritlerin üzerine, (eriklerin yarısı milföy üzerinde, yarısı dışarıda kalacak şekilde) dizilir.
* Pudra şekeri ve tarçın karıştırılarak üzerine serpilir.
* Şeritlerin meyvesiz bölümü, meyvelerin üzerine kapatılarak, rulo şeklinde sarılır.
* Her rulo bir kürdan yardımı ile kilitlenir.
* Meyvaların üzerine gelecek biçimde toz şeker serpilir.
* 180 derece sıcak fırında meyveler karamelize olana kadar pişirilir.

AFİYET OLSUN:))

Çarşamba, Ağustos 14, 2013

Peşmelba... Kuzum dönüyor.:)))

 Yaz aylarının vazgeçilmezi... Hafifliği ve lezzeti ile bir efsane... Peşmelba... Ahududu püresi, vanilyalı dondurma ve şeftalinin dayanılmaz hafifliği...


                                                                                                                                                                  "Kuzum dönüyor" dedim ya:)) Ona hazırlıklar yaptım. Kimi sipariş, kimi anneannesinin gönlünden koptu.



Babamız Gemi İnşaat Mühendisi olunca, kuzusu kendini ilk denizaltı modelinin içine atıvermiş.:)



Nice giderde, kırmızı halıda kırıtmaz mı????



Bir iz bırakmak lazım:))) Cemre geçti oralardan:))



Uykudan yeni kalkmış... Birazdan mikropluk tavan yapar...



Dikkat... Dikkat açılıyorum:))) Hınzırlıklar dizim dizim aklımda...:)


Top top mama " Bezelyeli köfte siparişi alıyorum..:) Bezelye parmaklar gösterilerek:)
SKYPE TEŞEKKÜRLER:) ANNEANNEYİ MEMNUN ETTİ...



Kısırın hazır bebek... :) Sipariş 1.



Mercimekli köfte annen için:))) Sana hamileyken, ağlayarak "canım istiyor" diye, içini çekerek, bağırdığı...



Bezelyeler, senin parmaklar kadar tatlı değil ama, idare ediver işte:))) Sipariş 2.



Sütlaç:))) Sipariş 3.

Bak kuzum, sütlüsü, meyvelisi, her şey hazır. Tanrı güzel yolculuklar nasip etsin. Enişten, teyzen, ben kollarımızı açtık sizleri bekliyoruz. Hepimiz, hepinizi özledikkkkkk:))))

Not: Peşmelba ile ilgili ayrıntılı bilgi isteyen olursa, bu basit tatlıyı hafta arası gerçek sunumu ile hazırlayacağım. Çünkü, tabakta değil, kuplarda servis edilir. :))