Meyveli tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meyveli tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mayıs 06, 2016

Magnolia mı? :))) Nilgün yorumuyla muhallebi mi?






                       Efendimmm:)) 29 Mart da. paylaşmışım son yazımı. Kuzumun yaş günüymüş. "Neredesin" diye soracak olursanız? "Ülkenin karanlık gündeminde kayboldum" diyebilirim. Üzgünüm, şaşkınım ve huzursuzluklarım var. "Elle gelen, düğün bayramdır" derdi annem. Ancak; bu defa elle gelenin, ne olacağı belli değil.
                      Yıllarca didinip, geleceklerini inşa ettiğim çocuklarıma mı üzüleyim? yoksa Doğu Anadolu'da yitip giden gencecik canlara mı? Babasız kalan küçücük çocuklara mı? Evladını kara toprağa teslim eden ailelere mi?
                       Keyfim kaçtı arkadaşlar hemde fazlasıyla... Bunca düşüncenin arasında, mutfağa girsem bile, fotoğraflamak içimden gelmiyor... Fotoğraflasam, yazmak... Anlayacağınız; mutfağımdan değil ama blogdan biraz uzaklaştım. Halbuki; bu pencere bana çok iyi geliyordu. Keyfimi kaçıranlara sesleniyorum... Keyfiniz benden daha fazla kaçsın inşallah!!!
                       Peki! bu gün ne oldu da buradayım? Bir kız kardeşim var. Aynı anne babanın evlatları değiliz. Üstelik yüzünü hiç mi hiç görmedim:) Ancak; uzaktan uzağa haberleştiğimiz halde, benim ruh halimi sezen ve birkaç satırla beni kendime getiren bir kız kardeş:))
                       Sevgili Öznur, vaziyeti ahvalim tam da böyledir.:)) Senin yazını okuduğumda, son yazımdan sonra, kocaman bir nisan ayını devirmiş, mayıs ayından da hatırı sayılır günleri harcamış bulunduğumu farkettim:) Bu arada o kocaman nisan ayında 4 Nisan kardeşimin ölüm yıldönümü, 16 Nisan babama "elveda" dediğim gün ve ne yazık ki, bunca kayıp tarihlerinin buluştuğu bu ayda ben de 60 yaşıma basıp, belediyeden "indirimli kart" hakkımı kapmış bulunuyorum.:)))
                        Sevgiler kucak dolusu hepinize...

Madem ki buradayım, Eh! bari bir de puding tarifi verip kaçayım...

Magnolia Bakery's Banana Puding' i benim yorumumla çilekli bir puding haline geldi...:)

Bir gün de gerçek Magnolia Banana Puding yapıp yayınlayacağım inşallah...

Gerekli Malzemeler.

- 1 litre süt
- 2 yumurta
- 11 yemek kaşığı toz şeker
- 8-10 damla acı badem aroması
- 3 Yemek kaşığı tereyağ (yaklaşık 75 gr)
- 3 yemek kaşığı un
- 4 yemek kaşığı mısır nişastası
- 1 paket sade toz krem şanti

Arası için,
- 10 adet bademli kurabiye (rondodan çekilecek) daha önce yaptığım ve şekillerini beğenmediğim için buzlukta bekleyen kurabiyelere başvurulmuştur:)))) Siz bisküvi kullanabilirsiniz.
Üzeri için: Çilek, toz Antep, ve çilekli soğuk jöle

Yapılışı:

* Toz Krem Şanti haricindeki tüm malzeme, derin bir tencerede, tel çırpıcı ile çırpılıp, muhallebi
kıvamına gelene kadar pişirilir.
* Muhallebinin ilk sıcaklığı çıktıktan sonra, blender ile çırpılarak ılıtılır.
* Ilınan muhallebiye, toz şanti ile edilerek çırpılmaya devam edilir.
* Rondodan çekilen bademli kurabiyeler, kurabiye + muhallebi sıralaması ile kuplara koyulur.
* Üzeri çilek ve toz Antep fıstığı ile süslenir.

AFİYET OLSUN...

Perşembe, Mart 17, 2016

Kuzum 5 yaşında... O büyüyor...


Elsa Pastamız...













Elsa Kıyafetimiz...





Okulda...




Babaannemiz ve dedemizin evinde:) bizim küçük ailemiz...


                   Can kuzum, daha dün gibi hastanede seni ve anneciğini bekleyişim. Hala, o anda hissettiklerimi, gözyaşı dökmeden anlatamıyorum. Seni görüp, anneciğini merak edişim, onu da gördükten sonra da, hanginize bakacağımı şaşırıyor olmam...
                    Anlatılmaz, yaşanır ya bazı duygular, işte tam öylesi... bu yıl ne programlar yaptık kuzum. Ama ülkemiz öylesine karanlık günlerden geçiyor ki, çoğunu iptal ettik, bir çoğunu da hiç yapmama kararı aldık. Ama; sen o kadar küçücüksün ki bebeğim, daha hırslarına yenik düşen kötü yüreklerin, ailelerinden kopardığı canları anlayamayacak kadar küçük...
                   Dilerim Tanrıdan, yaşamın; kötülüklerin olmadığı, her zaman kağıtlara çizdiğin ve boyadığın gökkuşağı kadar renkli, berrak ve sonsuz olsun.:) Bu kara günlerin, en aydınlık görüntüsü sensin bebeğim. Bu blog hem sana hem de teyzen ile annene başvuru köşesi olduğu gibi aynı zamanda benim zaman zaman yazdığım günlüğüm ve anılarım.
                  İşte bir 16 Mart da böyle geçti canımcığım... Dilerim bir sonraki, 16 Mart, doyasıya kutladığımız yeni yaşının ilk günü olsun... Seni seviyorum bir tanem. Hem de canımdan çok...

                   Elsa kıyafetini ve Elsalı pastanı da benim buradan ulaştığım ve neler yaptığımı takip eden, güzel arkadaşlarıma fotoğrafladım.

Pazartesi, Şubat 15, 2016

"Aşıkları taçlandırmalıyım" dedim :))) Ve... Bu pasta çıktı ortaya...








                   "Aşk emek ister" diyorlar.  Yorum yapmak için kendimi fazla yetkili hissetmiyorum, bu nedenle susuyorum:) Ama emek verenleri de tüm kalbimle kutluyorum.:) Kızlarım ve oğullarım, bu sözün hakkını verenlerden, onlar sevdalarına sahip çıkıp, mutlu yaşamlarını kurdular. Bana da onları kutlamak kaldı tabii:) Üstelik en büyük aşkım torunumu da kazandırdılar:)) Herkes nasibini fazlasıyla aldı anlayacağınız.:)) 14 Şubat Sevgililer Günü, benimkiler için fazla revaçta bir gün değil. Onlar; her gün sevgililer günüdür kafasında çocuklar.:))) Fazla realist bir yaklaşım ama ne yapayım ki; armut dibine düşüvermiş:)) Sabah havayı güzel görünce, Pendik Marina da aldık soluğu, açık hava, güneş ve güzel bir kahvaltı sofrası ile günümüzü aydınlattık. Sonra bir kahve ve her pazar yaptığımız gibi birer koltuk kapmaca ve televizyon karşısında dinlenmece...:) Peki ya kutlama yok muydu? diye soracak olursanız. Bu günün klasiği pastamız hazırlandı ve 15 Şubat gecesi için kesilmeyi beklemekte:))) Nice yıllarınız olsun birlikte, mutlu ve keyifli... Seviyorum sizi katma değerlerim:)))

Cumartesi, Eylül 26, 2015

"Bir kızı olmalı insanın" demiş yazar... Benim payıma üç vefalı düştü:)))




Kızı olmalı insanın, 
Alabildiğine sadık, vefakar, 
alabildiğine zorlu ve nazenin. 

Kızı olmalı insanın, 
Canını emanet ettiğin, 
elin, ayağın, gözün kulağın, her şeyin. 

Kızı olmalı insanın, 
Hata yaptığında gözlerinin içine baktığın, 
bakar bakmaz masumiyetiyle saniyeler içinde eridiğin, 
vefasına taptığın. 

Kızı olmalı insanın, 
Evinde babasına annesine karşı nazlı niyazlı, 
sokakta cadılığından ve hışmından korktuğun. 

Kızı olmalı insanın, 
Herkes terk ettiğinde seni, 
varlığında da, yokluğunda da, evliyken de bekarken de, 
babacığım (veya) anneciğim diye kucak açtığında 
gözyaşlarıyla bağrına bastığın. 

Kızı olmalı insanın, 
Demlediği çayı süzülerek getirmesini seyrettiğin, 
pişirdiği kahvenin tadına gizlediğin, 
özenle bezediğin. 

Kızı olmalı insanın, 
Canıyla canlandığın, varlığıyla anlamlandığın 
özlemiyle ve iç çekişlerinle dağ dağ efkarlandığın. 

Kızı olmalı insanın, 
"Dünya bir yana kızım bir yana" diyebildiğin, 
üzerine titrediğin için onun eşini / dostunu dahi çok sevdiğin. 

Tanrı bana iki kız evlat ve bir de kız torun  verdi... Alabildiğine sadık ve vefakar...  Teşekkür ederim Tanrım... Doğum günün kutlu olsun kuzum... Pasta anacığından:)))

Bu güzel şiir; Dr. AHMET FİDAN'a aittir.

Salı, Mart 17, 2015

Kekiniz Muzlu Olsun mu? :)) Valla benim ki olabilir...




                              Sevgili arkadaşlarım, uzun süreli karantina ve sonrasında kuzularımın seyahate çıkması nedeniyle, evde yalnız bırakılmamam gerektiği telaşından:))) Uzun süredir ne bloglara girebiliyorum ne de yayın yapabiliyorum. Anlayacağınız pılımı, pırtımı toplattılar ve küçük kızımın evine doğru küçük bir göç yaşadım.:) Tansiyonum çıkarsaymış...Evde yalnız kalınmazmış... Bir başıma ne yapacakmışım... mış mış da mış mış yani:))) Sabah olunca, canım babaannemin yaptığı gibi, "Allah ne gösterecek, bir evimi dolaşayım" diyerek, çok yakın olan kızımın evinden çıkıp, evimize geliyorum, evde yemek bekleyen kedilerimiz Coco ve BumbleBee'yi besliyorum. Onları sevip mıncıklıyorum sonra biraz da yürüyüş yapıp tekrar dönüyorum.:) Bu hafta sonuna kadar, tempomuz bu biçimde:) Ancak Ipad ime, tam anlamı alışamadığım için, yazı yazma ve blog ziyaretlerimi eve geldiğimde masa üstünde hallediyorum.:)) Ortalıkta az gözükme sebebim, tam olarak böyledir:)) Bu arada yaptığım bir muzlu keki fırsattan istifade paylaşayım bari...

                              Bugüne kadar muzu çok imalata kattım ama ne yalan söyleyeyim kekte pek kullandığım söylenemez. Ama balkonda bekleyen muzlar, bana göz kırpınca...Havuç oluyor...ceviz, fındık, badem oluyor...pancar oluyor...ıspanak oluyor...Peki "niye muz olmasın?" dedim ve oldu işte:) Muza karşı çok bir düşkünlüğüm yoktur. Yani olmadığı durumlarda aklıma bile gelmez diyebilirim. Belki de bu nedenledir, fazlaca kullanmayışım. Ancak; canım kardeşim Jalem, bisküvi ve muzla soğuk bir tatlı yapar çok ta lezzetli olur. Onu kaçırmam mutlaka tadımlık ta olsa yerim. Onu dışında varlığı ve yokluğu,  benim için aynı olan bir meyvedir.
                              Eğer; nemli, tadı fazla yormayan, un miktarı düşük kahveye çok güzel eşlik edecek bir lezzet arıyorsanız, bence güzel bir seçim.:) Haydi geçelim tarife...

Gerekli malzemeler:

- 4 Adet orta boy muz (olgunlaşmış olanları tercih etmelisiniz)
- 1 +1/4 Su bardağı toz şeker
- 2 Yumurta
-125 gr Becel (tereyağ tadında) Tereyağ ile yarı yarıya kullanabilirsiniz.
- 2 Su bardağı kek un (kendinden kabaranlardan Sinangil kullanıyorum.)
- 1 Paket vanilya (Dr oetker gerçek vanilya tanecikli)
- 1/2 su bardağı toz fındık
- bir çimdik tuz

Yapılışı:

* Muz bir tabakta çatalla ezilir.
* Ezilmiş muz, yumurtalar, toz fındık ve vanilyayı robotta çırpılır.
* Oda sıcaklığındaki yumuşak yağı, robottaki karışıma ilave ederek krema kıvamında bir karışım haline getirilir.
* Un ve bir çimdik tuz, birkaç defada karışıma ilave edilerek, SPATULA ile karıştırılmalıdır.    (Robotla çırpılmamalıdır)
* Fırın 175 derecede ısıtılmalı ve 23*12 kalıba dökülen kek hamuru, kürdan testi temiz çıkana kadar pişirilmelidir.

AFİYET OLSUN:)                              

Cuma, Şubat 20, 2015

Katmerli Elmalı Ponçik... Bir zamanlar çocuktum...







                                  Çocukluğuma ve genç kızlığıma döndüm geçtiğimiz salı günü... Hani çocukken; boyunuz nedeniyle, başınızı kaldırıp yukarı doğru bakarak gördüğünüz insanlar vardır. Hele hele boylu posluysa, kendinizi minicik hissettiğiniz... Hatta; huyu, suyu da ağırsa...Giderek ufaldığınız... Tam 38 yıl önce, son defa gördüğüm, hayatımda rahmetli ağabeyim kadar derin çizgiler bırakarak, Almanya ya okumaya giden ve sonrada hiç görmediğim bir canla birlikteydim. 38 yılda öylesine biriktirdiklerimiz vardı ki; neresinden başlayacağımı, hangisi anlatacağımı, ne kadarını dinleyebileceğimi bilmeden, sadece bakarak, yılları nasıl devirdiğimizi hesaplamaya çalıştım.:( Birileri için, ömür bile olamayan 38 koca yıl...Tıpkı 27 yaşında toprağa verdiğim güzel kardeşime olduğu gibi...
                                 Yanıma geldiğinde artık boyumuza dair mesafeler çoktan aşılmıştı...Sadece; yıllardan oluşan, anlatacakların biriktiği 38 yıl vardı mesafe olarak...
                                Sevgili Haluk ve kızkardeşi Zerrin, çocukluğumuzu ve gençliğimizi paylaştığım, ağabeyimin can kardeşi, beni ilk gece klübüne götürenler...Dostluğu, korumayı ve kollamayı öğrendiklerim...bana hayatta dik durmayı öğretenler...Takip etmem gereken, güvenli yolları işaret edenler...
                                 Kardeşimin kaybından sonra, hayat bizleri farklı yollara sürükledi, eğitim için Almanya'ya giden, sonra da orada kalan bu güzel dostu hiç mi hiç göremedim.:( Hatta burada olup, kardeşimin arkadaşı olan kimselere selam bile veremedim.:( Öylesine yıkılmıştım ki, kaybettiğim sadece kardeşim değil, benim hayat koçumdu... Yine de, sanki acelesi varmış ve geleceği görmüş gibi... teknik olarak yaşamı bana öylesine özetleyip nakşetmişti ki, hayat yolunda gerçekten hata olduğunu kabul ettiğim bir gerçek! birkaç ta ufak etkisiz hatadan başka hiç tökezlemedim. Tabii ki bunu kendi gerçeklerimin ışığında söylüyorum.:)
                             Anlayacağınız sevgili arkadaşlarım; yıllar sonra, kardeşime dair ağlamadan konuştuğum, en güzel anılarıyla andığımız çok güzel bir yaşadım. Dışarısı çok soğuk ve lapa lapa kar yağıyordu. Ama bir masa başında sıcacık, buram buram hasret kokan bir sohbet vardı...
Sevgili Haluk ve Zerrin kaybettiğimiz yılları bir rafa kaldırdık. Geri kalan hayatıma hoşgeldiniz...

                             Bu katmerli ponçiğin tarifini vermemi ister misin? :))) Muhteşem:) bilginize...

  Malzemeler: (24 adet ponçik)

- 1  Yumurta
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı ılık su
- 1 Çay bardağı ılık süt
- 1+ 1/2 Çay bardağı Toz şeker
- 100 gr Tereyağ (oda sıcaklığında)
- 100 gr Tereyağ  (eritilmiş)Ara katlara sürmek için)
- 1 Çay kaşığı Tuz
- 1 Paket Instant Maya (Dr. Oetker)
- 1 paket vanilya (Damla sakızlı Dr. Oetker)
- 4,5 - 5 Su bardağı Un (Toparlanana kadar) Unun kalitesine göre değişebilir. (yumuşak hamur)

İç malzemesi:

- 4 Elma (rendelenmiş)
- 1/2 Su bardağı kuru üzüm)
- 1 Su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı kuru meyve parçacıkları
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

* Rendelenmiş elmaların üzerine, şeker ve diğer malzemeler eklenerek,pişirilir. Altı kapatıldıktan sonra tarçın ilave edilir ve soğutulmak üzere bir kenara alınır.

Yapılışı:

* Derin bir kapta,  un haricindeki tüm malzemeler karıştırılır.
* Un yavaş yavaş ilave edilerek, kulak memesi kıvamında bir hamur oluşturulur.
* Hamurun üzeri streç folyo ile sarılarak mayalanmaya bırakılır. (Mayalanmayı; kışın kaloriferin üzerinde, yaz aylarında oda sıcaklığını yetmediği durumlarda 45-50  dereceye kadar ısıttığım fırının içinde gerçekleştiriyorum.)
* Mayalanan hamur, 16 eşit parçaya ayrılır.
* Sekiz parça mayalı hamur, her biri kahvaltı tabağı büyüklüğünde açılarak arasına eritilmiş tereyağ fırça yardımıyla sürülür. 8 er parçalık , 2 grup hamur elde edilir.
* Tereyağlarının donması için buzdolabında 15 dakika kadar dinlendirilir.
* Buzdolabından alınan hamurlar, açılabileceği büyüklükte açılır, önce dörde, sonra her bir çeyrek parça 3 e bölünerek, üçgen şeklinde 12 parça ponçik hamuru hazırlanır. Diğer gruba da aynı işlem uygulanır.
* İçlerine hazırlanan elmalı malzeme doldurularak, sigara böreği gibi sarılır ( üzerine yumurta sarısı sürülebilir ya da piştikten sonra pudra şekeri serpilebilir) ve 170 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Cumartesi, Kasım 29, 2014

Karanfilli Kurabiye... Ben masumum:)))


                  Ben masumum, yemedim sadece tattım ucundan azıcık...:)))  Bu da oğlumun iş yeri arkadaşlarına giden ve geçen gün yazdığım çöreğin yanında hazırlanan lezzet.
                  Griple uğraşıyorum bu aralar, "bana değmeden, geçip gidiyor" diyordum ama bu sefer hatırı kalmasın diye uğradı galiba:( Burnum tıkandı...Boğazım batıyor ve benim bademciklerim yok:( Doğruca aşağıya iniyor lanet olası...

Hemen tarife geçiyorum.

Gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta
- 1/2 Su bardağı pudra şekeri
- 1/2 Su bardağı Mısır nişastası
- 125 gr tereyağ (oda ısısında)
- 125 gr Çiğ krema (oda ısısında)
- 1 tatlı kaşığı Toz karanfil
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- 1/2 paket kabartma tozu
- 2 +1/2  Su bardağı Un  (unun cinsine göre 1/2 bardak daha eklenebilir.)

İç malzemesi:

- 3 Büyük yeşil elma (Mayhoş)
- 2 Avuç üzüm ( yaklaşık 1 çay bardağı)
- 8 yemek kaşığı toz şeker
- 1 çay kaşığı toz karanfil
- 1 çay kaşığı tarçın

Üzerine serpmek için, pudra şekeri

Yapılışı:

* Elmalar rendelenir üzerine yıkanmış üzümler ve şeker ilave edilerek kaynatılır.
* Suyunu çekene kadar pişirilir.
* Karışıma baharatları ilave edilerek, oda ısısına gelene kadar soğutulur.
* Hamur için, yumurta, yağ ve çiğ krema karıştırılır.
* Hamurun tüm kuru malzemeleri de, elenerek havalandırılır ve sıvı karışıma eklenir.
* Oluşturulan hamur, buzdolabında en az 1 saat dinlendirilir.
* Dinlenen hamur, merdane ile açılarak küçük üçgenler kesilir, iç harçları koyularak, sarılır.
* 160 derece önceden ısıtılmış fırında, üzeri beyaz kalacak şekilde pişirilir.
* İlk sıcaklığı çıktıktan sonra, pudra şekeri serpilerek servise alınır.

AFİYET OLSUN.

Pazartesi, Kasım 17, 2014

Muzlu Milföyler... Diyete başlamadan son çıkış...:)))




              Artık kilolara "dur" demenin vakti geldi. Ah! şu abur cuburlar, aylardır akşam yemeği yemememe rağmen, sigarayı bırakmanın azizliğine uğramaya devam ediyorum.:)) Oturup uzun uzun düşündüm, Ya yuvar topar bir hanım olarak yaşamaya devam edeceğim, ya da şu aldığım 7 kiloyu derhal vereceğim. Bir kaç defa, irademe olan güvenim nedeniyle, başladım diyete ama,  artık o kadar kolay değil.:)) Şunun ucundan, bunun kıyısından... Bir taneden bir şey olmaz...Amannn manken mi olacağım...Pazartesi başlıyorum...gibi küçük bahaneler uydurup başlayarak, yarı yolda tökezledim.:))) Ama artık, altmış yaşıma bir var ve ben şu alışık olmadığım, yedi kiloluk pazar sepetini bir yerde bırakmalıyım.:))
              Şu yaşıma kadar, doğumlar hariç kilo ile hiç savaşmamıştım. Ama artık görüntüden çok, sağlıklı olmaya ihtiyacım var. Terazinin üzerinde tarttım yedi kiloluk ıvır zıvırı:))) Koydum torbaya, çıktım sokağa, küçük bir tur attım.:) Dönerken kendime " al işte" dedim, sıkıntın bu torbanın içinde... Hemen elime telefonu aldım veee:)) bir profesyonelden derhal randevu istedim. 21 Kasım Cuma saat 15.30 da yanında olacağım.:) Artık kaçış yok...Yan sokağa sapmak hiç yok...Bu iş yeni yıla kadar tamamlanmalı ve ben yeni yıla alışık olduğum kilo ile girmeliyim.:)
             İşte yukarıdaki görüntü, diyete başlamadan son çıkış:)))  Bir süre size, dikiş,nakış,örgü falan mı yazsam acaba:)))) Yok şaka şaka:) Yine yapacağım ama ben onlardan yemeyeceğim. SÖZ.

Gerekli Malzemeler: (24 parça milföy pastası)

- 3 Yaprak milföy hamuru (Dikdörtgen şeklinde)
- 2 su bardağı Süt
- 2 yumurta sarısı
- 1 + 1/2 Yemek kaşığı un
- 1 + 1/2 yemek kaşığı mısır nişastası
- 4 yemek kaşığı toz şeker
- 1 paket vanilya ( Gerçek parçacıklı)
- 1 yemek kaşığı tereyağ
- 2 adet orta boy muz
- Üzerine serpmek için bir miktar pudra şekeri

Yapılışı:

* Milföy hamurları tam çözülmeden ( muntazam kesilmesi için) 8 kare parçaya ayrılır.
* 160 derece önceden ısıtılmış fırında, kabarana kadar pişirilir. (üzeri kızarmamalıdır)
* Kreması için tüm malzeme bir kaçarola alınarak muhallebi gibi pişirilir.
* Hazırlanan kremanın üzeri streç folyayla kapatılır ve kaymak tutmadan oda ısısına gelmesi beklenir.
* Pişirilen milföy hamurları, soğuduğunda ortasından ayrılarak her iki yüzüne krema sürülür ve bir parça muz ilave edilerek kapatılır.
* Tüm milföyler bittiğinde, üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN.:)

Pazartesi, Kasım 03, 2014

Aşure... Bugün Aşurenin İlk Günü...


Bereketi bol olur inşallah...


Hazırlığımı yaptım...


Mis gibi kokuyor...


Kararmasın ve kokusu kaçmasın diye son dokunuşlar...:))


                Bugün Aşurenin ilk günü, 13 Kasım'a kadar devam edecek on güzel günümüz var. "Kızı olan, cezvede kaynatsın" derdi anneciğim. Daha evvel de bahsetmiştim sizlere. Evi saran kokusu, hazırlık aşamasında ki sevdiğim kuru meyvelerle olan yakın ilişkim:)) üç tabağa, bir ağıza:)) Süsleme konusuna hiç girmiyorum. Orada kaç tabağa, kaç mideye? Söylemesem daha iyi:))
                Artık görevi büyük kızıma devrediyorum. Onun da kızı var benim kuzum biliyorsunuz.:)) Şimdi artık aldığı görevi hakkıyla yerine getirmeye çalışacak. O aşure de, Ceyda'nın yorumu olacak. Hoş! kendi ağız taamına göre seçimler yapıp, farklı katkılarda bulunacağını biliyorum ama yapılacak bir şey yok.:)) Bazı geleneksel lezzetlerimiz, kuşaklar arasında devinerek, yeni çehreler kazanıyor.:) Bu da böylesi bir imalat olacak.
                Tarifi yineliyorum. Bilmeyen ve mutfakla yeni tanışan arkadaşlarımıza faydalı olabilir.

Gerekli Malzeme:

* 1/2 Kg Buğday
* 1 Çay Bardağı Pirinç (Büyük boy)
* 1 Su bardağı Kuru Fasulye
* 1 Su Bardağı Nohut
* 7 Su bardağı Toz şeker
* 200 gr Kuru kayısı
* 200 gr Kuru incir
* 200 gr Kuru Üzüm
* 250 gr Kestane (Haşlanmış ve soyulmuş)
* 2 Su bardağı Süt
* 1 Portakal Kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Mandalina kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Limon kabuğu (ince doğranmış)
* 1 çay bardağı Gül suyu
* 1 Elma  (ince doğranmış)
* Üzeri için; ceviz, fındık, badem, dolmafıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, nar.... Evinizde kuruyemiş adına ne varsa...:)))

Yapılışı:

* Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ayrı ayrı suya konulur ve sabah yıkanarak haşlanır.
* Buğday ve pirinç (9 litrelik, düdüklü tenceremde yapıyorum) 15 bardak su ilavesi ile 35 dakika pişirilir.
* Haşlanmış nohut, fasulye ilave edilerek açık olarak bir süre daha kaynatılır.
* Küçük küpler halinde doğranmış, kayısı ile kuru üzüm kaynayan karışıma ilave edilir.
* Portakal, mandalina,limon kabuğu ve bir elma küçücük doğranarak eklenir.
* (Buğdayı sıkmaması için, ben şekerimi en son ilave ederim ve 5 dakika kaynatıp altını kapatırım.)
* Süt aşureye ilave edildikten sonra, kestane, incir, eklemesi yapılır.
* Gülsuyu altı kapatıldıktan sonra ilave ederek, tabaklara aktarmak üzere ilk sıcaklığının çıkması için 10-15 dakika beklenir.

** Üstü kaymak bağlayınca istediğiniz, kuru yemiş ve baharatlarla süslemesi yapılır.
Not: Kuru incirin kaynama esnasında dağılarak, aşurenin rengini bozmaması için en son ekleyip, karışımın sıcaklığı ile yumuşamasını sağlıyorum.

AFİYET OLSUN.:)

Salı, Ağustos 26, 2014

Yeni Yaşın Kutlu Olsun Oğlum...Nilgün Annenden Meyva Şöleni...:))




   İşin ustalarından biri yine tarta dahil oluverdi...:)


                      "Gençlik başımda duman" demiş...bir bilen. Doğru demiş.:) Gerçekten heyecanlar, sevdalar, korkular, beklentiler bir başkadır, o yaşlarda. Hayat bazen inanılmaz kolay, bazen de kaldırılamayacak kadar ağır gelir. Her şeyi uçlarda yaşarız... Gördüğümüz bir resim, belki de okuduğumuz bir hikaye yeri doldurulamayacak derin çizgiler bırakır belleğimizde...Bir film seyredip, doyasıya ağlayabiliriz bazen, bazen de karnımıza ağrılar girene kadar güleriz... Kısacası hayat asla tek düze olmaz gençlikte. Sonrasında dinginleşmeye başlarız, yıllar hayatımıza eklendikçe.
                       Bugün küçük oğlum, bir yaş daha dinginleşiyor.:)) Bu sene başka bir bahar esiyor yaş gününde. O hem genç, hem de çiçeği burnunda bir damat.:)) İçindeki çocuğun sakın elini bırakma oğlum.:) O, hep senin elinden tutmaya devam edecek çünkü.:))) Mutlu yaşlar diliyorum.  Yuvanda, eşinle; sağlık, mutluluk ve huzurla geçireceğiniz nice yaşlarınız olsun. Hayat dilediklerinizde fazlasını sunsun sizlere. Nilgün Annenden bu kadar.:)) Akşam görüşmek üzere...


Not: Standart tart tarifimde, bir kaç küçük eklenti var. Tarifi merak edenler, kayısılı tart tarifime bakabilir.:)) Sevgilerimle Afiyet olsun.



Pazartesi, Temmuz 28, 2014

Bu bayram Limonlu Cheesecake... :))




              Benim güzel dostlarım;
              Her biriniz için, sağlıklı, huzurlu, özgür, barışçıl, sevecen, hoşgörülü...Kısacası; insanların, insan yerine konulduğu dünya vatandaşlığı diliyorum. Nice bayramlarda, güzel paylaşımlarda buluşabilmek dileklerimi iletiyorum. Hepiniz sevgiyle kalın.


Not: Bu cheesecake in tarifi, düğün ertesi bloğumda olacak.:) Baklava; bu sıcak yaz günleri için fazla ve ağır kaçacağı için, yerini bol limonlu bu güzel lezzete bıraktı. Bu akşam, benim güzel kardeşim, büyük oğlumun annesi Jalemin sofrasında yerini alacak. Bu hafta, hem bayram yemeğimiz hem de kızımın kına gecesi Jalemin sofralarında gerçekleşecek...:) Tanrı, tüm dileyenlere benim dünürlerim gibi kardeşler nasip etsin.:) Sağ olsunlar...Hep ama hep var olsunlar. Hayatımda; eksikliğini onların varlığına kadar çok hissettiğim, kardeşlik duygusunu, sonsuz doldurdukları için her ikisine de minnettarım...İyi ki hayatımdasınız. Sizleri çok ama çok seviyorum.:)

Cumartesi, Temmuz 12, 2014

Taze Meyveli Terrin... Sıcak Yaz Günlerinde, yanında Bir top Dondurma ile...:)))




Malumunuz;
Havalar sıcak mı? Sıcak
Yaz geceleri uzun mu? Uzun,
Benim vaktim dar mı? Dar...
Kalori konusunda sıkıntı var mı? Hem de nasıl...:)))
Ev halkı tatlı konusunda şikayete başladı mı? Hemde nasıl:))
Tatlı seviyor muyuz... ÇOOOK:))

O halde bu çok bilinmeyenli denklemi çözmeli miyim?
Hem de; "Çok acil" dedim ve mutfağa uğrayıverdim:)))

Arkadaşlar iyi dileklerinizle gelinlik BİTTTİİİİ:))) Küçüğümün ki yola girdi.:) Kendi adıma sadece ayakkabılarım var.:( Darısı başıma diyorum ve bu muhteşem terrin tarifine geçiyorum.

Gerekli malzemeler:

* 1 Limonun ince kesim kabukları
* 250 gr Frenk üzümü ( Metro'dan salkım halinde olan değil, dondurulmuş olan)
* 200 gr Dağ çileği ( deep freeze  sağ olsun:))
* 4 Armut (taze)
* 4 kayısı (taze)
* 1 şeftali (taze)
* 1 salkım üzüm (100-150 gr arası)

Jöle için gerekli malzemeler:

* 1 Yemek kaşığı bal
* 2 + 1/2 su bardağı su
* 1 Paket Çilekli jöle
* 1 Çorba kaşığı Limon kabuğu rendesi
* 1/2 çay bardağı Vişne Likörü (Tercihe bağlı)

Yapılışı:

* Frenk üzümü ve dağ çileği haricindeki,tüm meyveler, ayıklanıp küçük küpler halinde doğranır.
* Su kaynatılır ve meyveli jöle ilave edilerek eritilir ve oda sıcaklığına gelene kadar bekletilir.
* Terrinin içine koyulacağı cam dikdörtgen kap ıslatılır ve en altına frenk üzümleri ile limon kabukları koyulur.
* Üzerine, ayıklanan meyvelerin yarısı ilave edilerek, jölenin yarısı dökülür.
* Aralara dağ çilekleri dizilir ve üzerine kalan meyveler ilave edilir.
* Kalan sıvı jölenin üzerine dökülmesi ile işlem tamamlanır.
* Soğuması ve donması için buzdolabında 2-3 saat bekletilir.
* Donan terrin düz bir tabağa çevirilir, boz Antep fıstığı ve krokan ile süslenerek servis edilir.

DONDURMAYI UNUTMAYIN:))) AFİYET OLSUN.

Pazartesi, Temmuz 07, 2014

Kayısılı Tart... Tart sevenler için, kurusu ve tazesi ile bir şölen...




Sıra yavaş yavaş miniğime geliyor...
Minik nedime böyle mi olsa?...

Yoksa böyle mi?:)))

Biraz büyüse ona neler yapacağım.:)

 Mesela mezuniyette...


Belki de nişanında bu olabilir...:))


Ya da evlenirken böyle bir masal prensesi olabilir...:)


Hayal kurmak ne güzel değil mi?:)) Size yazarken nerelerde dolaşıyorum bir bilseniz...

Gelelim kayısılı tartımıza; bu da güzel mi güzel bir tart kayısının kurusu da tazesi de çok yakışıyor tercih size kalmış.

Gerekli Malzemeler:

* 2 Su bardağı un
* 200 gr soğuk tereyağ
* 1/2 Su bardağı toz badem
* 1/3 su bardağı pudra şekeri
* 1/4 su bardağı buzlu su
* 5-6 damla badem aroması
* 1/2 çay kaşığı tuz

 Krema malzemeleri:

- 2 + 1/2 Su bardağı Süt
- 2 yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı mısır nişastası
- 1 Paket vanilya
- 3 yumurta sarısı
- 3 yemek kaşığı toz şeker
- 50 gr tereyağ
- 80 gr beyaz çikolata

- Üzeri için 250 gr kayısı (kuru) ve 1/2 su bardağı toz şeker.


Tart Hamuru yapılışı:

* Un, pudra şekeri,tuz ve badem unu elenerek havalandırılır.
* Soğuk tereyağ küp küp kesilerek, kuru malzemeye ilave edilir.
* Parmak uçlarınızla (ısıtmadan), un ve yağ  ekmek kırığı görüntüsüne ulaşana kadar karıştırılır.
* Badem aroması ve buzlu su ilavesiyle hamur toplanır.
* Toplanan hamur, buzdolabında en az bir saat dinlendirilir.
* Dinlenen hamur, yarım santim kalınlığında açılır ve tart kalıbına yerleştirilir. Üzeri çatal yardımıyla aralıklarla delinir.
* Eş büyüklükte yağlı kağıt kesilerek, tart hamurunun üzerine kapatılır ve ağırlık yapması için kuru bakliyat  üzerine dökülür. 175 derece önceden ısıtılmış fırında kenarları pembeleşinceye kadar pişirilir.
* Fırından alınan tartın üzerindeki yağlı kağıt ve ağırlıklar alınarak 10 dakika daha pişmesi için fırına tekrar koyulur.

Pastacı kremasının yapılışı:

*  Tüm malzeme bir çırpıcı ile çırpılarak hafif ateşte koyu bir muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir.
*  İlk sıcaklığı giderilene kadar el mikseri ile çırpılır.
*  Beyaz çikolata ilave edilerek içinde erimesi sağlanır.
*  Hazırlanan krema, tartın içine yayılır ve donması için buzdolabına kaldırılır.(Kabuk tutmaması için üzeri örtülür.)
*  Kuru kayısılar suda biraz bekletilip şişmeleri sağlanır. Ortadan ikiye ayrılır ve üzerine toz şeker ilave edilerek suyunu  çekene kadar  pişirilir. Üzerine sade jelatin dökülür. (İsteğe bağlıdır)
*  Eğer taze kayısı ile yapılacaksa. Yarım çay bardağı su ve  bir su bardağı toz şekerle pişirilmelidir.

AFİYET OLSUN.:)

Not: Bunu yapacak vaktim, ancak gelinliğe başlama seramonimizde vardı.:)) Yeni yapmadım biline:)



Çarşamba, Temmuz 02, 2014

Hepinizi çok özlüyorum.:) Elmalı Strudel...


              Bu aralar ne yerdeyim, ne gökte...Bir garip seferdeyim.:)) İkinci kızımı da evlendirme telaşım, boyumu aştı. Çok şükür, Tanrının izniyle, "oldukça iyi gidiyorum" diyebilirim. Kız evlendirmek zor iş...Başına gelenler iyi bilir. Kuzum evden ayrılacağı için buruk...Ben kuzumu, göndereceğim için buruk...İşte böyle buruk buruk yaşayıp gidiyoruz. Hoş seçtikleri oğullarımla hayatlarını birleştirdikleri için, ben kendi adıma çok mutluyum. Dilerim çok güzel bir yaşamları olur ve hayatları düşlediklerinden çok daha  mutlu sürer gider.
              Biliyorsunuz, sizlerle paylaşmıştım, kızımın gelinliğini ben dikiyorum. Aynen büyük kızıma da yaptığım gibi ona da çok ama çok özeniyorum. Her gün dua ederek başlıyorum ve dua ederek ertesi güne kadar ara veriyorum ve Tanrının beni duyduğuna çok inanıyorum.
               İşte böyle gelinin; gelinliği, ayakkabısı, başının tarağı derken, kendimi kaybedip gittim, yaptıklarımın arasında... Sırada, o günün ikinci prensesi olacak küçük kuzumun elbisesi  var:))) Her sabah soruyor "Anneanne benim elbisem nerede?" diye:))) Sıra ona da gelecek, sırasını bekliyor küçük kuzum.
               Mutfağı ise, unuttum neredeyse:)) Arada bir, yapılışı kolay ama lezzeti yerinde küçük atıştırmalıklar olmazsa olmaz değil mi? :))) İşte onlardan biri daha...Haydi çay da yaptım...İsteyene soğuk içecek de var...Buyrun:)))) Hepiniz kalın sağlıcakla...

Gerekli malzemeler:

- 12-14 yaprak baklava yufkası (Çift sayıda ayrılmalı 2'şer tane kullanılacak)
- 1 küçük kase galeta unu
- 100 gr tereyağ(eritilmiş) + 1/2 çay bardağı sıvı yağ

İç malzemeleri:

- 3 Adet ekşi elma
- 1 Çay bardağı kuru üzüm
- 1 +1/2 çay bardağı toz şeker
- 1 Çay bardağı ceviz (İnce dövülmüş)
- 1 tatlı kaşığı tarçın.

Yapılışı:

* Elmalar ayıklanıp yıkanır ve rendelenir.
* Rendelenmiş elmalar bir kaçerolaya alınarak, suyunu çekene kadar pişirilir.
* Pişen elmalara kuru üzüm, toz şeker, ceviz ve tarçın eklenerek biraz daha pişirilir ve soğuması için kenara alınır.
* Baklava yufkasının bir zemine serilir, eritilmiş ve soğumuş tereyağına sıvı yağ da eklenir, yufkanın üzerine fırça yardımı ile sürülür.
* İkinci kat yufka üzerine yerleştirilir ve tekrar yağlanarak üzerine galeta unu serpilir. ( her tarafına gelecek şekilde)
* Hazırladığımız iç malzeme kenarına bolca sürülür ve kıvrılarak rulo şeklinde sarılır.
* Keskin bir bıçakla 2 parmak kalınlığında kesilir ve tepsiye yerleştirilir.
* Tüm yufkalar bitene kadar aynı işleme devam edilir.
* 160 derece sıcak fırında, hafif pembeleşene kadar pişirilir.
* Soğuduğunda üzerine bolca pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN:)

Çarşamba, Nisan 30, 2014

Portakallı İrmik Helvası ve Kandiliniz Kutlu Olsun... Bu defa erken kutlama:)




                        Kandiliniz kutlu olsun dostlarım. Mutfağımdan bu kandil için, helvanın bir başka çeşidi çıktı. Portakallı İrmik helvası... Böylece helva çeşitlerine bir yenisini eklemiş oldum. Yapmak isteyenlerin olabileceğini düşünerek tarifini bir gün önceden  veriyorum.:) Çünkü; yarın sabah paketleyip, oğlumun işyerine göndereceğim:) Hafif, lezzetli ve farklı bir tad.:))

Gerekli Malzemeler:

- 500 gr İrmik
- 200 gr Tereyağ (1/2 becek tereyağlı + 1/2 tereyağ)
- 1 Yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi
- 1 çay bardağı meyve kurusu
Şerbeti için:
- 3 + 1/2 Su bardağı toz şeker
- 2 Su bardağı Su
- 2 Su bardağı Portakal suyu

Yapılışı:

* İrmik teflon bir tencerede, kokusu çıkana kadar kavrulur.
* Kuru meyva parçacıkları kavrulma işleminin sonunda irmiğe ilave edilmelidir. (Meyva parçaları ile kavrulmamalıdır.)
* Derin bir tencerede; şeker, portakal suyu, su ve yağ kaynatılır. Portakal kabuğu rendesi içine ilave edilir.
* Kaynatılan şerbet, kavrulmuş irmiğe ilave edilir ve kağıt peçete ile üzeri örtülere demlenmeye bırakılır. Tencerenin kapağı  45 dakikalık demlenme sürecinde açılmamalıdır. (Not: Şerbeti verilirken, sıçrama ihtimali güçlü olduğundan dikkatli olunmalıdır.)

AFİYET OLSUN.:)

Pazartesi, Nisan 07, 2014

Çilekli ve Kivili Tart... Diyete Başlamadan Önce Son Çıkış:)))



Bu bitmiş ve yenilmeye hazır halimiz...
Aşağıdaki aşamalardan geçtik...


Tart hamurunu yarım santim kalınlığında açıp, merdane yardımıyla kalıba yerleştirdik. Kenarlarını süsledik ve kabarmaması için çatalla delikler açtık.:)


Üzerine yağlı kağıt serip, nohutları ağırlık yapması için üzerine yerleştirdik.:) Nohutları sakın atmayın, bir dahaki sefere tekrar kullanılmak üzere, buzdolabı poşetinde istirahat etmeliler.:)


                        :((( Çok üzgünüm çok. Seviyorum bu muzur şeyleri. Ama kilolarda beni sevmeye başladı.:( Önceleri "Aman sende bir kaç kilo" diye hafife aldığım fazlalıklar, yerleşmeye yemin etmişcesine iddialı davranmaya başladılar.:) Biliyorum bundan sonra, podyumlarda gezmeyeceğim, plajlarda salınmayacağım ama şu fazlalıklara da hiç mi hiç ihtiyacım yok. Özellikle; sevdiğim kıyafetlerime "burada beni bekleyin" diyemem...Giyim, kuşam konusunda zor beğenen ve alış veriş özürlü bir vatandaş olmam nedeniyle, yeni bir gardropda hazırlayamam.:)) O halde işin kolayına kaçmam lazım...Ne yapıyoruz...Aldığımız kilolara bye bye diyerek, tüm bu sıkıntılardan kurtuluyoruz.:)) Tabii ki, lafla söylendiği kadar kolay olmuyor bu işler. Diyete hazırlanmak için, önce beynimizi terbiye ediyoruz...Sonra çevremizdeki muzur yiyecek ve içecekleri görmezden geliyoruz...Sonra da irademizle başbaşa kalıyoruz. Zor süreç velhasıl:)) Ama gerekli. Yaza düğün var. Anne olarak tonton bir vaziyette gezinmek istemiyorum ortalıklarda:)) Şimdi sıkıntı; Nisan ayının bir gününe sıkışmış yaş günümde pasta yememek ve kısmetse Nisan ayının son haftasında yapacağımız Antep- Urfa seyahatinde kebaplara, dürümlere ve fıstıklı tüm nevaleye hangi gözle bakacağımla yakın ilişkili:)) Bunca sıkıntı varken, "sen bunlarla mı uğraşıyorsun" demeyin sakın...Bu da benim kaçışlarımdan biri...

Gerekli malzemeler:
Tart Hamuru

- 2 Su bardağı Un
- 1/2 su bardağı Badem unu
- 1/2 çay kaşığı tuz
- 1/3 su bardağı pudra şekeri
- 200 gr tereyağ (Soğuk)
- 1/4 Su bardağı buzlu su
- 5-6 damla badem aroması

Pastacı kreması:

- 2 Su bardağı Süt
- 2 yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı mısır nişastası
- 1 Paket vanilya
- 3 yumurta sarısı
- 6 yemek kaşığı toz şeker
- 50 gr tereyağ
- 1/2 kutu çiğ krema
- Üzeri için 750 gr çilek ve 3 adet kivi.

Tart Hamuru yapılışı:

* Un, pudra şekeri,tuz ve badem unu elenerek havalandırılır.
* Soğuk tereyağ küp küp kesilerek, kuru malzemeye ilave edilir.
* Parmak uçlarınızla (ısıtmadan), un ve yağ  ekmek kırığı görüntüsüne ulaşana kadar karıştırılır.
* Badem aroması ve buzlu su ilavesiyle hamur toplanır.
* Toplanan hamur, buzdolabında en az bir saat dinlendirilir.
* Dinlenen hamur, yarım santim kalınlığında açılır ve tart kalıbına yerleştirilir. Üzeri çatal yardımıyla aralıklarla delinir.
* Eş büyüklükte yağlı kağıt kesilerek, tart hamurunun üzerine kapatılır ve ağırlık yapması için kuru bakliyat  üzerine dökülür. 175 derece önceden ısıtılmış fırında kenarları pembeleşinceye kadar pişirilir.
* Fırından alınan tartın üzerindeki yağlı kağıt ve ağırlıklar alınarak 10 dakika daha pişmesi için fırına tekrar koyulur.

Pastacı kremasının yapılışı:

* Çiğ Krema haricindeki tüm malzeme bir çırpıcı ile çırpılarak hafif ateşte koyu bir muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Krema blendırla çırpılarak soğutulur.
* Çiğ krema, blendırla sertleşene kadar çırpılır ve ılık kremaya ilave edilir.
* Hazırlanan krema, tartın içine yayılır ve donması için buzdolabına kaldırılır.
* Taze meyvalarla süslenir.
* Üzerine sade jelatin dökülür. (İsteğe bağlıdır)

AFİYET OLSUN.:)

Cuma, Ocak 03, 2014

Naneli Elma Tatlısı...Ayıptır söylemesi:)) Bugün benim bloğumda 2.yaşına basıyor.:)))






                     Geçen yıl bu zamanlardı, gençlere "yahu! fenomensiniz anladım ama bana bir faydanız yok" diye söylenmiştim ulu orta:)) Derken küçük damat, "Ayıp ettiniz ama, siz istediniz de biz yapmadık mı?" demez mi.:)) Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim... Şuraya bir blog açıverin diye en az 100 kere (yazıyla yüzkere):))) söylemişimdir ama kabahati allayıp, pullayıp satacaklar ya:)) bana mal edilmeye çalışılıyor anladım... Ve, o gece bilgisayarın başına oturup, sizlere uzanacağım bu pencereyi açtılar bana:)) Diyeceksiniz ki; "ne var bunda oturup kendi kendine yapaydın" onda da haklısınız. Ancak 95 yılından beri bilgisayar kullanmama rağmen, blog açmaktan falan anlamıyorum.:)) Bu da benim eksiğim oluversin diyelim.
                     Esasında kaybettiğim zamana bugün çok üzülüyorum. Neden mi? "Göz görmeyince, gönül katlanır" der eskiler bilirsiniz. Ben de blog açınca neler olabileceğinden habersiz olduğum için, çocukların bugün...yarın oyalamalarına ses çıkarmıyordum.:)) Ama öyle güzel dostlarım oldu ki, hem yurt içi hem yurt dışında, onlardan haber alacağım, olmadı iki laf atacağım, birine takılacağım derken...Artık gözün gördüğünü, gönülde arıyor cancağızlarım.:))
                     Bugün tam bir koca yılı geride bıraktım sizlerle hasbihale başlayalı, umarım ve dilerim daha bir çok yılı dostça paylaşır, bazen birbirimizi yüreklendirirken, bazen de  dertlerimize ortak olup, sızılarımızı azaltmaya devam ederiz. Ben kendi adıma çok mutluyum sizleri tanımaktan ve evimi, soframı, kalbimi sizlere açmaktan. Umarım sizler de beni aranıza almaktan hoşnutsunuzdur.:)) Sevgiyle sarılıyorum hepinize...
                     Bu güzel ve hafif tatlı, yılbaşı soframın tatlısıydı... Güzel kardeşlerimi, evlatlarımın ikinci anneleri ve biricik babalarını ağırladığımız soframızın tatlısı yani:))) İkinci görevi de, bloğumun yaş günü tatlısı olsun bari...

Gerekli malzemeler:

- 6 adet sert elma
- 1 Su bardağı naneli monin
- 1 Tatlı kaşığı nane aroması
- 1 Su bardağı su
- 12 yemek kaşığı toz şeker
- 1/ 2 limon
   Üzeri için çiğ krema, kiraz şekerlemesi  ve bitter çikolata

Yapılışı:

* Elmalar ayıklanır ve çekirdekli bölümleri çıkarılarak ortadan ikiye bölünür.
* Kararmaması için her parça limon ile ovularak, sığ bir tencereye dizilir.
* Her yarım parça elmanın üzerine 1 yemek kaşığı  toz şeker ilave edilir.
* Naneli monin, su ve nane aroması karıştırılarak elmaların üzerine dökülür.
* Hafif ateşte, elmaları zedelemeden döndürerek pişirilir. 
* Oda sıcaklığına gelen elmaların üzerine, çırpılmış çiğ krema ve benmaride eritilmiş çikolata gezdirilir.

Not: Naneli monin yerine, nane likörü de kullanabilirsiniz. Tercih size ait. 

Uzun ve ağdalı yemeklerden sonra hafifliği ile durumu kurtaran bir tatlı. AFİYET OLSUN:)

Cumartesi, Kasım 30, 2013

Kabak Tatlısı... Arkadaşlar, pozitif sinerji yaratmamız gerek...


 

                 
                    Kış  yüzünü gösterdi sonunda, iki gündür hava kapalı ve soğuk. Mevsim gereğini yapacak elbette. Ancak; karanlık hava da içimi  karartıyor...  Yaz sıcaklarını sevmiyorum, ancak; şu karanlık gökyüzüne de hiç tahammülüm yok:)) Sanıyorum, Tanrı hiç bir kulunu bu konuda memnun edememiş:) Neyse ki, sayılı günler çabuk geçer hepimiz biliriz. Ne yapalım hükmünü sürecek kış ayları ki... yazı görebilelim.  Halbuki son yazımda, güzel bir havadan istifade edip, Mısır Çarşısı, Mercan, Tahtakale dolaylarını nasıl alt üst ettiğimi ve yolumu Bedesten'e düşürmeye karar verdiğimden bahsetmiştim:))) İşte... kış ayları geldiğinde, İstanbul'da bir hafta, on gün önceden program yapmanın ne kadar uygun olabileceği konusunda bir defa daha yanıldığımı anlamış oldum.:) Yağmur, çamur, şimşek, fırtına derken, uzatmayalım:))) Sadece pencereden bakabildim. Olsun, ben o güzel havayı yakalayacağım ve sizlere söz verdiğim gibi İstanbul'un başka başka yüzlerini göstermeye çalışacağım. Başarının sırrı inanmaktır biliriz.:) Madem inanmak dedik; O halde hepinizden, bu yazıyı okuyan her arkadaşımdan bir ricam var. Önümüzdeki pazartesi günü itibariyle tedavisine başlanacak çok tatlı bir arkadaşım için pozitif inançlarımızı birleştirelim ve ona gönderelim:)) Şimdiden teşekkürler hepinize... Kabak tadı vermeden, bir tatlı tarifi ile bu yazıyı da tatlıya bağlayalım....:) Sevgiler

 Gerekli Malzemeler:

- 2 kg ayıklanmış tatlı kabağı
- 1 kg Toz şeker
- 2 Çubuk tarçın
- 5-6 adet karanfil

Yapılışı:

* Tatlı kabakları bir sıra halinde tencereye yerleştirilir, üzerine toz şeker döşenir ve kabaklar bitene kadar aynı işlem tekrarlanır.
* Şeker yatırılmış kabaklar, mümkünse bir gece (serin bir ortamda) bekletilir.
* Çubuk tarçın ve karanfiller içine ilave edilerek, hiç su ilavesi yapılmadan, kendi saldığı suda pişirilir.
* Ilındıktan sonra servis tabağına alınarak, ceviz  ile süslenebilir. Tahin, kaymak ve Hindistan cevizi de süslemede kullanılabilir.

Not: Kestane kabağı bu iş için biçilmiş kaftan, şu sıralar pazarlarda bir değişik kabak daha görüyorum kabuk renkleri turuncu olan:)) Tarif, o cins için uygun değildir.  Ayrıca kestane kabaklarında, ayıklandığı zaman kabuğa yakın olan bölümlerinde görülen yeşilimsi bölüm asla kesilip atılmamalıdır. Esas lezzetli olan bölümün burası olduğunu iddia ediyorum:)) Tekrar sevgiler ve afiyet olsun.