Çay Saati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çay Saati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mayıs 06, 2016

Magnolia mı? :))) Nilgün yorumuyla muhallebi mi?






                       Efendimmm:)) 29 Mart da. paylaşmışım son yazımı. Kuzumun yaş günüymüş. "Neredesin" diye soracak olursanız? "Ülkenin karanlık gündeminde kayboldum" diyebilirim. Üzgünüm, şaşkınım ve huzursuzluklarım var. "Elle gelen, düğün bayramdır" derdi annem. Ancak; bu defa elle gelenin, ne olacağı belli değil.
                      Yıllarca didinip, geleceklerini inşa ettiğim çocuklarıma mı üzüleyim? yoksa Doğu Anadolu'da yitip giden gencecik canlara mı? Babasız kalan küçücük çocuklara mı? Evladını kara toprağa teslim eden ailelere mi?
                       Keyfim kaçtı arkadaşlar hemde fazlasıyla... Bunca düşüncenin arasında, mutfağa girsem bile, fotoğraflamak içimden gelmiyor... Fotoğraflasam, yazmak... Anlayacağınız; mutfağımdan değil ama blogdan biraz uzaklaştım. Halbuki; bu pencere bana çok iyi geliyordu. Keyfimi kaçıranlara sesleniyorum... Keyfiniz benden daha fazla kaçsın inşallah!!!
                       Peki! bu gün ne oldu da buradayım? Bir kız kardeşim var. Aynı anne babanın evlatları değiliz. Üstelik yüzünü hiç mi hiç görmedim:) Ancak; uzaktan uzağa haberleştiğimiz halde, benim ruh halimi sezen ve birkaç satırla beni kendime getiren bir kız kardeş:))
                       Sevgili Öznur, vaziyeti ahvalim tam da böyledir.:)) Senin yazını okuduğumda, son yazımdan sonra, kocaman bir nisan ayını devirmiş, mayıs ayından da hatırı sayılır günleri harcamış bulunduğumu farkettim:) Bu arada o kocaman nisan ayında 4 Nisan kardeşimin ölüm yıldönümü, 16 Nisan babama "elveda" dediğim gün ve ne yazık ki, bunca kayıp tarihlerinin buluştuğu bu ayda ben de 60 yaşıma basıp, belediyeden "indirimli kart" hakkımı kapmış bulunuyorum.:)))
                        Sevgiler kucak dolusu hepinize...

Madem ki buradayım, Eh! bari bir de puding tarifi verip kaçayım...

Magnolia Bakery's Banana Puding' i benim yorumumla çilekli bir puding haline geldi...:)

Bir gün de gerçek Magnolia Banana Puding yapıp yayınlayacağım inşallah...

Gerekli Malzemeler.

- 1 litre süt
- 2 yumurta
- 11 yemek kaşığı toz şeker
- 8-10 damla acı badem aroması
- 3 Yemek kaşığı tereyağ (yaklaşık 75 gr)
- 3 yemek kaşığı un
- 4 yemek kaşığı mısır nişastası
- 1 paket sade toz krem şanti

Arası için,
- 10 adet bademli kurabiye (rondodan çekilecek) daha önce yaptığım ve şekillerini beğenmediğim için buzlukta bekleyen kurabiyelere başvurulmuştur:)))) Siz bisküvi kullanabilirsiniz.
Üzeri için: Çilek, toz Antep, ve çilekli soğuk jöle

Yapılışı:

* Toz Krem Şanti haricindeki tüm malzeme, derin bir tencerede, tel çırpıcı ile çırpılıp, muhallebi
kıvamına gelene kadar pişirilir.
* Muhallebinin ilk sıcaklığı çıktıktan sonra, blender ile çırpılarak ılıtılır.
* Ilınan muhallebiye, toz şanti ile edilerek çırpılmaya devam edilir.
* Rondodan çekilen bademli kurabiyeler, kurabiye + muhallebi sıralaması ile kuplara koyulur.
* Üzeri çilek ve toz Antep fıstığı ile süslenir.

AFİYET OLSUN...

Pazartesi, Şubat 15, 2016

"Aşıkları taçlandırmalıyım" dedim :))) Ve... Bu pasta çıktı ortaya...








                   "Aşk emek ister" diyorlar.  Yorum yapmak için kendimi fazla yetkili hissetmiyorum, bu nedenle susuyorum:) Ama emek verenleri de tüm kalbimle kutluyorum.:) Kızlarım ve oğullarım, bu sözün hakkını verenlerden, onlar sevdalarına sahip çıkıp, mutlu yaşamlarını kurdular. Bana da onları kutlamak kaldı tabii:) Üstelik en büyük aşkım torunumu da kazandırdılar:)) Herkes nasibini fazlasıyla aldı anlayacağınız.:)) 14 Şubat Sevgililer Günü, benimkiler için fazla revaçta bir gün değil. Onlar; her gün sevgililer günüdür kafasında çocuklar.:))) Fazla realist bir yaklaşım ama ne yapayım ki; armut dibine düşüvermiş:)) Sabah havayı güzel görünce, Pendik Marina da aldık soluğu, açık hava, güneş ve güzel bir kahvaltı sofrası ile günümüzü aydınlattık. Sonra bir kahve ve her pazar yaptığımız gibi birer koltuk kapmaca ve televizyon karşısında dinlenmece...:) Peki ya kutlama yok muydu? diye soracak olursanız. Bu günün klasiği pastamız hazırlandı ve 15 Şubat gecesi için kesilmeyi beklemekte:))) Nice yıllarınız olsun birlikte, mutlu ve keyifli... Seviyorum sizi katma değerlerim:)))

Çarşamba, Ocak 06, 2016

Yine bir taşla, iki kuş:)) Paskalya Çöreği ve Tahin pekmezli çörek...


Paskalya çöreği...


Hamurdan biraz arttırıp, kuzuya bir sürpriz daha yapılır:)))


              Yeni bir yıla daha girdik, umutlarımız, heyecanlarımız, beklentilerimiz var. Mutlaka her evde insanlar, gözlerini  kapatılıp akıllarından ve gönüllerinden olmasını istedikleri dileklerini geçirmişlerdir. Ben de onlardan biriydim... Kendi adıma sağlık diledim sadece ama çocuklarım adına, saydığım dilekler ile sabaha kadar gözüm kapalı kalabilirdim.:) "Biz, geldik geçiyoruz" demeyeceğim. Çünkü; K.D.V lerimle ilgili olarak, dilediğim ve görmek istediğim çok şey var. "Eğer" dedim, "Eğer, Tanrı bana istediğim sağlığı verirse, onların iyi günlerine şahit olmak mutlak olacaktır". ...
              Çocuklarıma gelince... Onları yetiştirirken, sadece Tanrıya yaslandım. Şimdi geleceklerini karartma konusunda kimse etkili olamaz... Olmamalı... Olanları da, "annelerin ahı tutsun" diyorum.
               Çok şey istemiyorum, çocukları için gerekenleri her anne baba ellerinden geldiğince gerçekleştiriyor zaten. Ama bir de madalyonun diğer yüzü var!
                Ben, evlatlarımızın bizim olmayan bir savaşta ölmelerini istemiyorum...
                Ben, onlar için eğitimde eşitlik istiyorum...
                Ben, bayrağıma, yönetim sistemime, ana dilime, dil uzatılmayan bir ülkede torunlarımı yetiştirmek istiyorum.
                Kısacası; evlatlarımın bu güzel ülkede, insanca yaşayıp yaşlanmalarını istiyorum.
                Anlaşılacağı üzere, çok şey istemiyorum yeni yıl, nam-ı diğer 2016 sözüm sana, ama kulağına kar suyu kaçması gerekenler varsa, onlarda üstlerine alınsınlar bir zahmet....
                Tüm dostlarıma mutlu bir yıl diliyorum.

İsterseniz bir de tarif katıvereyim araya:)))

Gerekli Malzeme:

- 2 yumurta (Büyük)
- 1 su bardağı süt (ılık)
- 125 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
- 1 Su bardağı pudra şekeri
- 1 paket maya (instant)
- 5 Su bardağı un
- 2 tatlı kaşığı Mahlep
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ

Yapılışı:

* Pudra şekeri, ve un bir kabın içine elenerek hazırlanır.
* Süt ılıtılarak bir tatlı kaşığı şeker ve maya ilavesiyle aktifleşmesi sağlanır.
* Oda sıcaklığındaki, tereyağ, aktif hale gelen mayalı süt, sıvı yağ ve mahlep, unlu karışımın yarısına ilave edilerek yoğurulur.
* Yumurtalar çırpılarak, hamura eklenerek yedirilir.
* Un ve şeker karışımının diğer yarısı yavaş yavaş karışıma eklenerek, ele hafifçe yapışan bir hamur tutulur. ( Un yavaş eklenmelidir. Fazla un , çöreği tıkız yapabilir. Ölçü hafif ele yapışan bir hamur olmasıdır.)
* Hamur, mayalanması için üzeri streçle kapatılarak, sıcak bir yere koyulur.
* Hamur iki katına çıkınca, eşit üç parça ayrılıp, rulo şeklinde uzatılarak, saç örgüsü şeklinde örülür.
* Tepsi mayası için yarım saat bekletilir ve yumurta sarısı sürülerek, 175 C derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

Not: Kalan hamuru, dikdörtgen biçimde açılarak içine tahin pekmez karışımı sürülür ve 1,5 cm kalınlığında kesilerek, pişirme kabına yerleştirilir. 2, mayalanmadan sonra diğer çöreğin piştiği ısıda pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Pazar, Aralık 13, 2015

Pırasalı El açması Börek ve Tahin pekmezli Börek... Bir taşla iki kuş:)))


Günün güzelliği Pırasalı ve kıymalı Böreğimiz...


Küçük pazıları tuttum:)


Onları birer birer açıp sıvı yağın içine yatırdım.:)


Sonra buncağızları çeke çeke incecik açtım...


kendi etraflarında sardım veeee tepsiye yerleştirdim...


Üç pazım kaldı:(( İçim bitti ama tepside doldu:)))  Çareler tükenir mi? hayır tabii


Açtığım hamurların içine sürersin tahin pekmezi serpersin üstüne pudra şekerini:))) Bu da Arnavut tatlı böreği olur:)))

                 Günlerden cumartesi, çok şükür evimizin babası geldi, biraz sulu gözlerle karşıladık ama olsun özlemişiz cancağızımızı. Evimizin 10 yaşında ama büyümeyen oğlu COCO'muz bile sırada, kafasını okşatmak için.:) Hatta; kendisini şifacı zannettiği için, oğlumun gelip kanepeye oturmasını ve yapacağı masajı düşlüyor:)) Gözündeki pırıltıdan anlıyorum artık.:)
                 Ne zamandır bu açma böreği yapacağım ama çeşitli nedenlerle ertelenip duruyor. Eh! dedim babamız da geldi madem, akşam kuzu babaannede yatıda, gençler Taksim-Ortaköy-Karaköy dolaşıp duruyor bana hamura bulaşmak için uygun zaman.:) Üstelik yarın da pazar... Açarsın televizyonu, geçersin masanın başına bulaş dur:)) una, yağa:)) Biliyorsunuz benim için terapi hamurla uğraşmak:)
                Derken; yukarıdaki aşamalardan geçip, pişirmeyi sabaha bıraktım. Öyle ya! börek yiyeceksen ağız tadıyla, sıcak olmalı.
                 Huyum kurusun;)  Evin kapısı tüm cemaat girmeden, alarmımız kurulup, ortalıktan ayak sesleri kesilmeden, uyuyamam.:)) Anneme kızardım, küçük küçük söylenirdim:( " Yat uyu yatağında, elbet yolu biliyoruz, gelip yatarız, yazık sana" diye... Ya! işte böyleymiş... Bir daha gelirsem bu evrene, boş beleş konuşmayacağım anacığım:)) Nurlarda uyu.


Gerekli Malzeme:

- 650 gr Un
- 350-375 ml ılık su
- 1 tatlı kaşığı silme tuz
- 4-5 çorba kaşığı sıvı yağ.

Hamurları yağlamak ve açmak için:

- 3/4 su bardağı sıvı yağ (fındık yağı kullanılması önerilir.)

İç malzemesi:

- 2 Büyük soğan (ince küp küp doğranmış)
- 4 pırasa  ( İnce ince doğranmış)
- 2 orta boy havuç (rendelenmiş)
- 1 küçük boy kereviz (rendelenmiş)
- 300 gr kıyma
- Bir miktar sıvı yağ (sotelemek için)
- Tuz, karabiber, kimyon

Yapılışı:

- Soğanlar ince küpler halinde, doğranıp, kıyma ile kavrulur.
- Diğer tarafta, havuç, kereviz ve pırasalar sotelenir ve kavrulmuş kıymaya ilave edilir.
- Baharatları ilave edilerek, ılınması için bekletilir.
- Hamur için; verilen ölçüde, un, tuz karıştırılır, ortası açılarak, ılık su ve sıvı yağ ile yumuşak bir hamur tutulur.
- Hamur bir saat süreyle dinlenmeye alınır.
- Dinlenen hamurdan, 8-9 mandalina büyüklüğünde pazı yapılır.
- Her pazı tabak büyüklüğünde (merdane ile) açılarak, altı ve üstü sıvı yağ ile yağlanarak, 15-20 dakika daha bekletilir.
- Yağın içinde gevşeyen hamurlar tek tek alınarak, bir çarşaf ya da masa üzerinde, elinizle inceltilerek, çeke çeke açılır. (Sanıldığı kadar zor değil:)) Korkmayın)
- Açılan hamurların üzerine, iç malzeme yayılarak, rulo yapılır ve kendi etrafında döndürülerek tepsiye dizilir.
- 180-190 derece fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)
               
  Not; 3 pazım arttı. Onları da açıp içine tahin pekmez karışımı sürdüm ve ilk sıcaklığını attıktan sonra üzerine pudra şekeri serptim.              


Salı, Aralık 08, 2015

Un kurabiyesi... Sen misin Marmaris'e giden...? :)))




 Bu mutfakta bir ekip çalışması var...



                         Ah! baba... Vah! baba... Sen misin Marmaris'e iş seyahatine giden? :)) Babamız görevli gitti yine:( Kuzu evlere sığamıyor. Oğlum daha uçağa binmeden evde sinir harbi başladı, "babamı isterim" diye. Anlatıyoruz kuzuya ama anlamak istemiyor.:( " ben anlamam! isterim de isterim" nidaları yükselip duruyor.
- "Gel kitap okuyalım, istediğini seç" diyoruz, olmuyor:(
- "Bebeklerini al, banyo yaptıralım" diyoruz. nafile :(
"Babamı çağırın hemen gelsin, bacağım ağrıyor", o, ovarsa geçer, boynuna alıp dolaştırır... Anlayacağınız ikna edemiyoruz.:( Son çareyi mutfağa davet etmekte buldum, uyku saatine kadar hamur yoğurduk:) İlk gülümsediği yer mutfak oldu:) Armut dibine düşermiş, buncağız da burada moral bulanlardan oldu.:)
                     Arkadaşlar, hafta sonuna kadar bu telaşımız sürüp gidecek,dünü kurabiye ile atlattık... Bugüne, "Allah kerim" diyorum. Yoksa; tüm dostlarımdan evdeki pirinçleri bana göndermelerini isteyeceğim, ayıklarım pirinçlerinizin tüm taşlarını:))))
                      Sevgiyle kalın. Biraz kara batak misali ara sıra yok oluyorum ama gönlüm hep sizlerle bilin istedim.:))
                      Hadi gelmişken, bir de un kurabiyesi tarifi vereyim bari...
                      Öznurcuğum ve İlhan Kardeşim, bak hemen geldim:)))

Gerekli Malzemeler:

- 125 gr tereyağ (oda ısısında)
- 1 çay bardağı (küçük) sıvı yağ
- 3/4 su bardağı pudra şekeri
- 1 çay bardağı mısır nişastası
- 1 paket kabartma tozu
- 1 limon kabuğu rendesi
- 1 çay bardağı limon şekerlemesi ( isteğe bağlı ben Sakız Adası'ndan getirmiştim kullandım) fındık, badem, ceviz kırığı da koyabilirsiniz.)
- 3 Su bardağı un

Yapılışı:

* Un, mısır nişastası, kabartma tozu, haricindeki tüm malzemeler karıştırma kabına koyulur ve karıştırılır.
* Un ilave edilir ve mümkün olacak en çabuk şekilde yoğurulur. ( kıtır kıtır olması için, el sıcaklığı mümkün olduğunca az aktarılmalıdır. )
* Ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak, top haline getirilip, 160 derecede önceden ısıtılmış fırında, üzeri beyaz kalacak şekilde pişirilmelidir.
* Fırından alınıp, ilk sıcaklığı atıldıktan sonra, üzerine pudra şekeri serpilmelidir.

AFİYET OLSUN:)))

Çarşamba, Kasım 11, 2015

Limonlu lezzetlerle geri döndüm...







                  Son olarak 2 Ekim 2015'de yazmışım bloğuma. Sonbaharda çiçek açtırmışım mutfağımda... Sonrasında, çiçekler döküldü gönlümde, yaşadığımız tatsız olaylar daralttı göğsümü... En sevdiğim, kendimle hesaplaştığım, dokuz tilkiyi kuyruğunu değdirtmeden dolaştırdığım mutfağıma, kendimi bile sığdıramadım... Ne mi yaptım? Kilometrelerce yürüdüm... düşündüm... kızdım... güldüm... gerekli gereksiz alışveriş yaptım... 
                          Baktım olmuyor! "belki" dedim, "belki yine itiş kakış sığarım şu küçücük mutfağıma, açarım tezgahın üzerinden blog dünyasına bir pencere... paylaşırım, dertleşirim... misafir olurum başka mutfaklara" bölünür düşüncelerim, kaygılarım... Biliriz ya, mutsuzluklar paylaştıkça küçülür, mutluluklar ise paylaştıkça büyütülür.
                          Sevgili İlhan, eski ama eskimeyen lise yıllarından, okul sıralarını paylaştığım can dostum, " Neredesin? Nazar mı değdi sana" demiş. Sonra, Sevgili Öznur... Benim yüzünü hiç görmediğim, hiç tanışmadığım, hiç konuşmadığım ama kalemlerimizin,:) Daha doğrusu klavyelerimizin birbirini bulduğu güzel arkadaşım... Öylesine güzel ve naif bir, "geri gel" mesajı yollamış ki... Değmeyin gitsin.:)
                              Güzel arkadaşlarım anlayacağınız, "yürü... yürü nereye kadar?" diyerek girdim mutfağa, limonlu kek derken, baktım fazla limonum var, yumurtalarda benim gibi gezgin tavuklardan:)) bir de limonlu krema (lemon curd) yaparsın... Nilgün; "orada krem peynirin var, tereyağ aslanlar gibi buzdolabında beklemekte, çırpıver şunları... kat içine yavaş yavaş pudra şekerini de... Bir de yağlı kreman olsun" dedim. Eh! orasını burasını ince rendeden geçirdiğim ikinci limonum orada kalıp kurusun mu? Yok...Olmaz! kes, ince ince dilimle... bandır şekere at fırına orada karamel olsunlar...
                                 Sözün özü...Ben; döndüm galiba arkadaşlar...

 Gerekli Malzemeler:

- 4 Yumurta
- 1 1/2 Su bardağı toz şeker
- 1/2 Su bardağı Süt
- 100 gr Yumuşak margarin
- 1/4 Su bardağı sıvı yağ
- 1 Çorba kaşığı limon kabuğu rendesi
- 2 Çorba kaşığı mavi haşhaş
- 2+3/4 Su bardağı Un (Kendinden kabaran)

Cupcakelerin yapılışı:

* Yumurta ve şeker beyazlayana kadar çırpılır.
* Süt ,yumuşak margarin ve sıvı yağ  ilave edilerek çırpmaya devam edilir.
* Un elenerek havalandırılır ve sıvı malzemeye ilave edilir.
* Hazırlanan karışıma, limon kabukları ve haşhaş ilave edilerek,  kalıplara paylaştırılır ve önceden ısıtılmış 18derece fırında, kürdan testinden başarılı çıkana kadar pişirilir.

 Limonlu Krema (Lemon Curd) 

Gerekli malzemeler:

- 2 Yumurta
- 1 Limon kabuğu
- 100 ml Limon suyu
- 100 gr Toz şeker
- 50 gr Tereyağ

Yapılışı:

* Yumurta ve şeker hafifçe çırpılır.
* Limon suyu ve rendesi ilave edilerek, benmari usulu kaynayan bir suyun üzerine oturtulur.
* Karıştırmaya devam ederek, koyulaşması sağlanır.
* Koyulaşan krema suyun üzerinden alınarak, soğuk su dolu bir kapta ılınması için bekletilir.
* Ilınan kremaya tereyağ ilave edilir ve biraz dinlenmesi için buzdolabına kaldırılır.

İçleri bir miktar boşaltılan keklere, Limonlu krema doldurulur.

Süsleme Kreması:

Gerekli Malzemeler:

- 125 gr Labne
- 125 gr Tereyağ
- 250 gr Pudra şekeri
- 1 Limon kabuğu rendesi
- 1,5 yemek kaşığı Limon suyu

Yapılışı:

* Tereyağ ve Pudra şekeri mikserle iyice çırpılır. (Pürüzsüz oluncaya kadar)
* Limon kabuğu ve limon suyu eklenir.
* Labne ilave edilerek, çırpmaya devam edilir, keklerin üzerine uygulanmadan buzdolabında biraz dinlendirilir.

AFİYET OLSUN.
                              

Cuma, Ekim 02, 2015

Bu sonbaharda, kurabiyeler çiçek açtı:))













          Sonbahar, hüznün mevsimidir diye bilinir. Bence sonbaharı kabahatli ilan etmek biraz haksızlık değil mi? Hüzün bizim içimizde aslında... Her mevsim yaşanabilir. Güzelim sıcacık yaz günlerini, kanımızı donduran haberlerle hüzünlenerek geçirmedik mi? Seyrettiğimiz haberlerle, yanaklarımızdan süzülen yaşlara engel olabildik mi? O halde el birliği ile bu güzel mevsimin hüzün yükünü kaldıralım üzerinden.
           Sararan ve dökülen yapraklar, ağaçların dibinde, alabildiğine yumuşak yastıklar oluşturmuş sanki, kediciklerin üzerinde yatarken aldığı pozlardan çıkarımım bu oldu.:)) Bazı sarmaşık yaprakları, gurup vaktinin ışıltısını yansıtıyor...Ben yaz aylarında bunca güzel renkleri bir arada  görmedim:)) Dahası var...
Güneşin azalan ışıklarından biraz daha faydalanmak isteyen sardunyalar, mevsiminde hiç atmadığı kadar boy atıp, uzayarak, koca yemişin dallarının arasından süzülen ışınlara ulaşmaya çalışıyor... "Yaz bitti ama ben yaşıyorum... canlıyım, sana ihtiyacım var" demeye çalışıyor adeta...
           Ya okula başlayan çocuklar... :) Beni en keyiflendiren grup onlar... Yeni arkadaşlar, yeni kitaplar, çeşitli okul malzemeleri...yeni heyecanlar...  Eğer bu devirde okul öğrencisi olaydım, kırtasiyelerden çıkmazdım sanıyorum. Eskinin kokulu kalemleri ile silgilerini nereye saklayacağımızı bilemez, defterlerimizin kenarlarına boya kalemleri ile yaptığımız süsler iç dünyalarımızın yansıması olurdu... Devir çoktan değişti...:))
           Evet! Sonbahar bir bahar ayı... Ona hüzün yüklemeyelim... Güzelliğini dikkatli gözlemlersek, ilkbahar kadar başlangıçlara sahip olduğunu fark ederiz.
            Bu sonbahar gününde benim kurabiyelerim de çiçek açtı bakın...:))
     
Gerekli Malzemeler:

- 175 gr tereyağ  (Oda sıcaklığında)
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1 Tatlı kaşığı dolusu salep
- 1 Paket vanilya
- 1 paket kabartma tozu
- 3/4 su bardağı pudra şekeri
- 3 su bardağı un

İç malzemesi:

- 3 Ekşi elma
- 1/2 su bardağı şeker
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın
- 1/2 su bardağı çekilmiş ceviz
- 1 tatlı kaşığı tereyağ  

Yapılışı:

* Tereyağ, sıvı yağ , yoğurt ve pudra şekeri  homojen bir şekilde karıştırılır.
* Salep, vanilya , kabartma tozu ve un birlikte elenerek karıştırılır ve iki- üç seferde sıvı malzemelere karıştırılır.
* Un toparlanıncaya kadar yoğurulur. ( Ne kadar az yoğrulursa kıtırlığı o kadar fazla oluyor.)
* Hamur bir buzdolabı poşetine koyularak 1 saat kadar dinlendirilir.
* Elmalar soyulup, rendelenir.
* Şekeri ilave edilerek, suyunu salıp çekene kadar pişirilir.
* Ateşten alınan elmalara, tarçın, çekilmiş ceviz ve tereyağı ilave edilerek,  soğumaya bırakılır.
* Soğuyan iç malzeme yukarıda görüldüğü gibi kullanılarak, kurabiyeler şekillendirilir. (Bu benim seçimimdi, sizler istediğiniz şekilde form verebilirsiniz)
* 160 C derecede önceden ısıtılmış fırında beyaz kalacak şekilde pişirilir.
* Üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN:)

Cuma, Ağustos 14, 2015

"Eve döndüğüm belli olsun" dedim:) Sakızlı ve tarçınlı çörek...





                      Sevgili dostlar bu aralar bir gezme halindeyim, yerimizden kıpırdamadan, gelin kızın cicilerini yetiştirdikten sonra, aldığımız gibi başımızı düştük yollara:) Bir gece vakti yarı uyur yarı uyanık çıktık İstanbul'dan, sabah güneşle birlikte girdik Çeşme'ye. Ver elini feribot...Bindiğimiz gibi kendimizi "Chios İsland" yani Sakız Adası'nda buluverdik.
                      Ada havadar, deniz akvaryum gibi, kaldığımız ev 1790 yapımı:)) Tam benlik anlayacağınız. Nostaljinin dibine vurmak bu olsa gerek.:)
                      Kuzularım yine öylesine bir program yapmışlar ki, her günümüz sabah kahvaltısı hariç program uyarınca yaşandı.:) Oğluşum arabayı da rahat gezebilelim diye götürünce, adanın kuzeyden güneye, doğudan batıya bütün sahilleri, restoranları ve plajları bizim oluverdi.:) Bu arada sıkıntılı bir gün de yaşadık. Ancak; dualarımızı ve iyi niyetimizi Tanrım karşılıksız bırakmadı. Geçtiii, gitti çok şükür.
                      Sakız Adasına gelinir de Nilgün mutfağına ne var ne yok diye bakmaz mı? İmkan var mı hiç?:))) tabii ki likörden Uzo'ya, olgunlaşmamış limon ve portakal dan. "bakalım nasıl kabarıyor" diye merak ettiğim mayalarına kadar aldım:)) Az kaldı valizler arabada, ben ise arkadan koşarak gelecektim ama ayıp olur diye, bir oturacak yer ayırdım kendime:))
                      Geldik çok şükür:) Sakız bana bakıyor ben sakıza, kuzu çörek diye vızlıyor:)) Yani mutfağa girmek için her türlü uyarı hazır:) "Sıcak var... aman olsun bir fırının ısısı mı eksik kalacak:)) Onu da yakarız" dedim ve girdim mutfağa...
                        İşte tarifi...

Gerekli malzeme:

- 1 Yumurta
- 3 +1/2 Su bardağı un
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- 125 gr Tereyağ (oda ısısında)
- 3 parça sakız (1 tatlı kaşığı toz şekerle dövülmüş)
- 3/4 su bardağı süt
- 3/4 su bardağı pudra şekeri
- 1 paket instant maya

İçine serpmek için, ayrıca yeterince sıvı yağ ve tarçın toz şeker karışımı.

Yapılışı:

* Süt ılıtılarak, bir tatlı kaşığı toz şeker ve maya ilavesi ile kabartılır.
* Un , pudra şekeri, tarçın ve şekerle dövülüp toz haline getirilmiş sakız, bir kaba birlikte elenerek, havalandırılır.
* Oda sıcaklığındaki tereyağ, kabartılmış mayalı süt ve yumurta kuru malzemeye ilave edilerek, yumuşak bir hamur tutulur.
* Üzeri streçlenerek, 2-2,5 katı oluncaya kadar mayalanıp kabarması sağlanır.
* Mayalı hamurun havası çıkarılarak, 40'ar gramlık parçalar koparılır ve oval olarak açılır.
* Her bir oval hamurun pizza bıçağı ile uçları kesilmeden 4-5 şerit olarak kesilir, üzerine sıvı yağ sürülerek, şekerli tarçın serpilir ve çapraz olarak sarılır. Düğüm atar gibi, kapanma yeri alta gelecek şekilde uçları birleştirilir.
* 15 dakika kadar tepsi mayasına bırakılır ve 150-160 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.
* Fırından çıkarılmış çöreğin ilk sıcaklığı çıkınca, üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN:)


                   

Perşembe, Mayıs 14, 2015

Günlerden... Elmalı Kurabiye...




                         Havalar ısındı. "Nilgün kaçar" diyerek, sabah saatlerinden itibaren atıyorum kendimi sokaklara. "Ne yapıyorsun onca saat?" diye soracak olursanız, cevabım, "Kafamı gezdiriyorum" olacaktır. Kuzumun, köfteleri, taze yoğurdu ve köftelerinin yanında yiyeceği mamaları hazırsa, evin de tozu mozu:) alınmışsa, ne yapayım evde oturup, kışın oturduklarıma sayarım olur biter. Böylelikle akşam saatleri içinde enerji birikimi yapabiliyorum.:)
                         
                        Akşam saatleri için enerjiye neden bu denli ihtiyaç var?:)) Merak edenler için söylemeliyim. Kuzumun karşısında  tam tabiriyle, " deli gullabeciliği" yapıyoruz.:)) Evimizin babası Japonya'da efendim:)) Vay ki ne vay... Daha seyahat başlamadan, kaç ev alarm durumuna geçtik, bir anlatsam inanmazsınız. Evler yetmedi, okula öğretmenine bile haber uçurduk.:( Sanki evde başka kimse kalmamış gibi gözümüzün içine baka baka ağlıyor. Şu seyahat hayırlısı ile bitse de, ben de dilediğim adakları yerine getirsem. Gündüz okul, arkadaşlar falan derken geçip gidiyor ama gece sorunluyuz. Uyuyana kadar o önde, biz arkada keyfine göre hareket etmeye çalışıyoruz.
                   
                     "Sayılı gün, çabuk geçer " derler:)) İnşallah.... diyerek, okuldan döndüğünde, biraz yormak, biraz da unutturmak için parka götüreceğim.:) Elmalı kurabiye iyi gider, hem de kuzucuğum sever diyerek, bir kocaman tabak hazırladım. tarifini size de vereyim isterseniz:)

Gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta sarısı (Oda sıcaklığı)
- 125 gr Tereyağ (oda sıcaklığı)
- 3/4 Küçük çay bardağı sıvıyağ
- 1/2 su bardağı pudra şekeri
- 1/2 paket kabartma tozu
- 2 yemek kaşığı yoğurt (tepeleme)(oda sıcaklığı)
- 1 Tatlı kaşığı tarçın
- 1 çay kaşığı toz karanfil
- 3 su bardağı un

İç malzemesi:
- 2 ekşi elma
- 3/4 su bardağı toz şeker
- 1 çay bardağı kuru üzüm
- 2 adet çubuk tarçın

Yapılışı:

* Elmalar rendelenir.
* İçine şeker, çubuk tarçın ve kuru üzüm eklenerek su salıp, çekene kadar pişirilir.
* Oda sıcaklığındaki; yumurta, tereyağ ve yoğurt ile sıvı yağ karıştırılır.
* Un, kabartma tozu,pudra şekeri ve baharatlar sıvı malzemeye ilave edilerek. ele yapışmayan ancak yumuşak bir hamur tutulur.
* Hamur buzdolabına kaldırılarak 1 saat kadar dinlendirilir.
* Hafif unlanmış bir tezgaha yarım santim kalınlığında açılarak, bir bardak ağzı ile kesilir.
* Soğumuş iç malzeme, hamurların ortasına konularak, üstlerinden kapatılır.
* Önceden ısıtılmış, 160 derece sıcak fırında, kurutmadan pişirilir.
* Üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN .:)
                       

Pazartesi, Nisan 20, 2015

Pembe, pembe...Bulut gibi...Hafif mi hafif:) Sultan lokumu ve bezeler...




Yumurta sarıları,  tatlıya girerse...Akları da beze olur:)


                       Dün açık büfeye birkaç çeşit zeytinyağlı üretince, "Eee tatlı yok mu? nidaları başlayıverdi evimizde. Yaza hazırlıklar içerisinde bu aylarda, hepimiz çok iyi biliriz evlerde, diyet reçeteleri uygulanmaya başlar.:)) Kışın, kalın paltolar içinde gizlenen, birkaç kilocuk:)) yaz aylarında incecik kumaşlardan "kilocuk" biçiminde değil, "kilolar...lar...lar" biçiminde gözler önüne salınıverir:)) Ben kendi adıma, kışa girmeden başladım, sigarayı bırakarak aldıklarımı, geri iade etmeye. Çok şükür başarılı da oldum. bazen bir kilo alıp veriyorum ama benim için uygun ağırlığı korumaya çalışıyorum. Evdeki diğer vatandaşlarımız ise, şimdilik diyet reçetelerine uygun adım devam ediyorlar.:))) Başarı da avuçlarında, haklarını yememeliyim.:))
                      Bu tatlıyı oğlumcuğum çok seviyor. Sütlü tatlı olunca, masum ya hani, biz de ucundan kıyısında tadımlık yiyoruz. Maksat; "damaklar hoş olsun" :)) Başkaca bir amacımız yok! biline:))) Her evde bulunan, birkaç demirbaşlar yapılan bu tatlının malzemeleri şöyle;

Gerekli malzemeler:

- 4 Su bardağı süt
- 2 yemek kaşığı tereyağ
- 2 yumurta sarısı
- 1 paket vanilya
- 8 yemek kaşığı irmik
- 8 yemek kaşığı toz şeker
- 2 yemek kaşığı hindistan cevizi
- 1 paket krem şanti (sade)
- 1 çay kaşığı pembe gıda boyası (Fo)

Üzeri için bir kap Hindistan cevizi.

Yapılışı:

* Krem şanti haricindeki tüm malzemeler, bir tencerede devamlı karıştırılarak, muhallebi kıvamında pişirilir.
* Pişirilen muhallebi, el blendırı ile çırpılarak ılıtılır.
* Ilınan karışıma, krem şanti toz halinde eklenerek,  bir spatula yardımıyla karışıma yedirilir.
* Dikdörtgen bir borcama, bol miktarda hindistan cevizi serpilerek, karışım dökülür, üzeri düzeltilerek donması için birkaç saat bekletilir.
* Donan karışım, ince şeritler halinde kesilir ve kendi çevresinde sarılır.
* Sarılan rulolar tekrar Hindistan cevizine batırılarak, servis tabağına alınır.

Arta kalan 2 yumurtanın beyazları da, 150 gram şeker ve yarım çay kaşığı krem tartar yardımıyla, beze haline getirilir. Süsleme de kullanılmak üzere:)

AFİYET OLSUN:)

Çarşamba, Nisan 01, 2015

Tarçınlı ve çikolatalı muffin





                               Nisan Ayı şaka yapar gibi girdi... Beni takip edenler bilir Nisan aylarını hiç mi hiç sevmem. Üstelik; ben kendim, bir Nisan ayında doğdum... "Tanrı acılarımı unutturmasın" diyorum. Ağabeyimi 4 Nisan'da, babamı ise 16 Nisan'da sonsuzluğa uğurlamıştım. Sadece kayıplarım mı canımı sıkan... Öyle şeyler oluyor ki güzel ülkemde... Fırtınalar esiyor, rüzgar çok sert ama kara bulutlar dağılmıyor bir türlü :( Gençliğe dair gelecek kaygılarım, alabildiğine büyüdü...Nereye gidiyoruz? Bizleri neler bekliyor? Işık nereden yükselecek? gibi...gibi ...Onlarca soru kafamda dolanıp duruyor.:( Üstelik hiçbir soruya da cevap bulamıyorum.:( Bunalıyorum...Kendi adıma güzel günler yaşadım. Ülkemde yoklukların olduğu zamanları da, bollukların olduğu zamanları da öylesine derin yaşadım ki. her anı kısa metrajlı film gibi gözümün önünden geçirebiliyorum. Tebessüm ettiğimde oluyor...gözlerimin dolduğu da... Bugün dertleşmek istedim can dostlar. Arada bir böyleyim işte...Bugün böyle bir gün.
                              Bilirsiniz bazen dinlenmek, bazen kendimle hesaplaşmak, bazen de tatsız günleri tatlandırmak üzere mutfağa seyirtirim ayaklarımı... Bu tatsız! 1 Nisan'a, az biraz şeker kattım...

Gerekli malzemeler: 19 adet Muffin

- 3 Yumurta
- 3/4 su bardağı süt
- 1/2 su bardağı sıvı yağ
- 3 Çorba kaşığı tereyağ tadında Becel
- 1 Vanilya (Dr Oetker Gerçek vanilya tanecikli)
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- 100 gr pişirilebilir çikolata (Valhrona)
- 2+3/4 su bardağı sade kek un

Krema:

- 1 çay bardağı soğuk süt
- 1 paket çikolatalı krem şanti (Dr. Oetker)
- 3 yemek kaşığı Dulce de Leche (Süt reçeli)
- 3 yemek kaşığı krem peynir

Yapılışı :

* Yumurta ve şeker beyazlayıncaya kadar mikserle çırpılır.
* Süt, sıvı yağ ve (oda sıcaklığında) Becel eklenerek, çırpmaya devam edilir.
* Vanilya, un ve tarçın birlikte karıştırılarak, birkaç defada sıvı malzemeye eklenir.
* Son olarak, çikolata,karışıma eklenir ve muffin kalıplarına bölüştürülür.
* 170 derece, önceden ısıtılmış fırında, pişirilir.
* Pişen muffinler ılınması için kenara alınır.
* Krema için, krem şanti, sütle birlikte çırpılır.
* Sert kıvamlı karışıma,süt reçeli ve krem peynir eklenerek, çırpmaya devam edilir ve kıvam alması için buzdolabında bekletilir.
* Soğuyan muffinlerin üzerine, sıkma torbasına alınan krema arzu edilen  şekilde sıkılır.

AFİYET OLSUN

Salı, Mart 17, 2015

Kekiniz Muzlu Olsun mu? :)) Valla benim ki olabilir...




                              Sevgili arkadaşlarım, uzun süreli karantina ve sonrasında kuzularımın seyahate çıkması nedeniyle, evde yalnız bırakılmamam gerektiği telaşından:))) Uzun süredir ne bloglara girebiliyorum ne de yayın yapabiliyorum. Anlayacağınız pılımı, pırtımı toplattılar ve küçük kızımın evine doğru küçük bir göç yaşadım.:) Tansiyonum çıkarsaymış...Evde yalnız kalınmazmış... Bir başıma ne yapacakmışım... mış mış da mış mış yani:))) Sabah olunca, canım babaannemin yaptığı gibi, "Allah ne gösterecek, bir evimi dolaşayım" diyerek, çok yakın olan kızımın evinden çıkıp, evimize geliyorum, evde yemek bekleyen kedilerimiz Coco ve BumbleBee'yi besliyorum. Onları sevip mıncıklıyorum sonra biraz da yürüyüş yapıp tekrar dönüyorum.:) Bu hafta sonuna kadar, tempomuz bu biçimde:) Ancak Ipad ime, tam anlamı alışamadığım için, yazı yazma ve blog ziyaretlerimi eve geldiğimde masa üstünde hallediyorum.:)) Ortalıkta az gözükme sebebim, tam olarak böyledir:)) Bu arada yaptığım bir muzlu keki fırsattan istifade paylaşayım bari...

                              Bugüne kadar muzu çok imalata kattım ama ne yalan söyleyeyim kekte pek kullandığım söylenemez. Ama balkonda bekleyen muzlar, bana göz kırpınca...Havuç oluyor...ceviz, fındık, badem oluyor...pancar oluyor...ıspanak oluyor...Peki "niye muz olmasın?" dedim ve oldu işte:) Muza karşı çok bir düşkünlüğüm yoktur. Yani olmadığı durumlarda aklıma bile gelmez diyebilirim. Belki de bu nedenledir, fazlaca kullanmayışım. Ancak; canım kardeşim Jalem, bisküvi ve muzla soğuk bir tatlı yapar çok ta lezzetli olur. Onu kaçırmam mutlaka tadımlık ta olsa yerim. Onu dışında varlığı ve yokluğu,  benim için aynı olan bir meyvedir.
                              Eğer; nemli, tadı fazla yormayan, un miktarı düşük kahveye çok güzel eşlik edecek bir lezzet arıyorsanız, bence güzel bir seçim.:) Haydi geçelim tarife...

Gerekli malzemeler:

- 4 Adet orta boy muz (olgunlaşmış olanları tercih etmelisiniz)
- 1 +1/4 Su bardağı toz şeker
- 2 Yumurta
-125 gr Becel (tereyağ tadında) Tereyağ ile yarı yarıya kullanabilirsiniz.
- 2 Su bardağı kek un (kendinden kabaranlardan Sinangil kullanıyorum.)
- 1 Paket vanilya (Dr oetker gerçek vanilya tanecikli)
- 1/2 su bardağı toz fındık
- bir çimdik tuz

Yapılışı:

* Muz bir tabakta çatalla ezilir.
* Ezilmiş muz, yumurtalar, toz fındık ve vanilyayı robotta çırpılır.
* Oda sıcaklığındaki yumuşak yağı, robottaki karışıma ilave ederek krema kıvamında bir karışım haline getirilir.
* Un ve bir çimdik tuz, birkaç defada karışıma ilave edilerek, SPATULA ile karıştırılmalıdır.    (Robotla çırpılmamalıdır)
* Fırın 175 derecede ısıtılmalı ve 23*12 kalıba dökülen kek hamuru, kürdan testi temiz çıkana kadar pişirilmelidir.

AFİYET OLSUN:)                              

Pazar, Mart 08, 2015

Yer Fıstığı Ezmeli ve Tarçınlı Çörek...


Fırından çıkarken görüntümüz buydu...


Birkaç dakika sonra...:)))


Ertesi güne bu bile kalmadı:)))



                      Evde oturunca halim böyle işte mutfak ve salon arasında mekik dokumaca:)) Arada kuzu ile birlikte, Barbileri giydirmece, yün ile küçücük bebekleri sarmaca... Oyun zamanım çoktan geçti ama anlayan yok:)) "Haydi! oynayalım" deyince, oynamaya başlıyoruz. Arada puzzle yapıyoruz ama renklerine göre ben ayıracakmışım...O, sadece ait olduğu yerine koyacakmış...Babası böyle yapıyormuş...Allah Allah:)))) İyi öyleyse akşam gelince, babanla oynarsın dediğimde ise, küsüp kanapelerin arkasına saklanmaca ve aradan dereden, ne yaptığımı izlemece:))
                       İşte kuzuyla 10 gündür böyleyiz. Arada bir kavga da çıkmıyor değil aramızda... Hep o yapacak değil ya! Ara sıra ben de mızıkçılık yapıveriyorum:)) İyi oluyor valla... 
                      Şöyle bir gerçeği alenen kabullendim sevgili arkadaşlarım:) Çocukluk 3 dönem yaşanırmış insan yaşamında.. Biri doğduğumuzda, mutlak yaşanan...2. si torunlarımızla. 3.sü ise ileri yaş dönemi çocukluğuymuş:))) ikisini yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum.:) Bakalım 3. sü ne olacak? :)


Gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta
- 3 + 1/2 Su bardağı Un
- 1 Paket toz maya
- 3/4 Su bardağı Süt
- 1/2 Su bardağı Pudra Şekeri
- 3 Yemek kaşığı tereyağ
- 1 tatlı kaşığı tarçın

İç Malzemesi:

- Yer Fıstığı ezmesi

Yapılışı:

* Süt ılıtılarak, bir tatlı kaşığı toz şeker ve maya ilavesi ile kabartılır.
* Un ve pudra şekeri bir kaba birlikte elenerek, havalandırılır.
* Oda sıcaklığındaki tereyağ, kabartılmış mayalı süt ve yumurta kuru malzemeye ilave edilerek, yumuşak bir hamur tutulur.
* Üzeri streçlenerek, 50 C derecede ısıtılmış fırında ya da kalorifer üzerinde 2-2,5 katı oluncaya kadar mayalanıp kabarması sağlanır.
* Mayalı hamurun havası çıkarılarak, ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır ve el ayası içinde çay tabağı büyüklüğünde yuvarlaklar açılır.
* Her bir yuvarlak hamurun ortasına, yer fıstığı ezmesi sürülür ve önce ikiye, sonra tekrar ikiye katlanarak, tepsinin içine dikine dizilir.
* 15 dakika kadar tepsi mayasına bırakılır.  Üzerine bir fırça yardımıyla sıvı yağ sürülür ve önceden ısıtılmış 160 derece sıcak fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
* Fırından çıkarılmış çöreğin ilk sıcaklığı çıkınca, üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN.:)

Cuma, Şubat 20, 2015

Katmerli Elmalı Ponçik... Bir zamanlar çocuktum...







                                  Çocukluğuma ve genç kızlığıma döndüm geçtiğimiz salı günü... Hani çocukken; boyunuz nedeniyle, başınızı kaldırıp yukarı doğru bakarak gördüğünüz insanlar vardır. Hele hele boylu posluysa, kendinizi minicik hissettiğiniz... Hatta; huyu, suyu da ağırsa...Giderek ufaldığınız... Tam 38 yıl önce, son defa gördüğüm, hayatımda rahmetli ağabeyim kadar derin çizgiler bırakarak, Almanya ya okumaya giden ve sonrada hiç görmediğim bir canla birlikteydim. 38 yılda öylesine biriktirdiklerimiz vardı ki; neresinden başlayacağımı, hangisi anlatacağımı, ne kadarını dinleyebileceğimi bilmeden, sadece bakarak, yılları nasıl devirdiğimizi hesaplamaya çalıştım.:( Birileri için, ömür bile olamayan 38 koca yıl...Tıpkı 27 yaşında toprağa verdiğim güzel kardeşime olduğu gibi...
                                 Yanıma geldiğinde artık boyumuza dair mesafeler çoktan aşılmıştı...Sadece; yıllardan oluşan, anlatacakların biriktiği 38 yıl vardı mesafe olarak...
                                Sevgili Haluk ve kızkardeşi Zerrin, çocukluğumuzu ve gençliğimizi paylaştığım, ağabeyimin can kardeşi, beni ilk gece klübüne götürenler...Dostluğu, korumayı ve kollamayı öğrendiklerim...bana hayatta dik durmayı öğretenler...Takip etmem gereken, güvenli yolları işaret edenler...
                                 Kardeşimin kaybından sonra, hayat bizleri farklı yollara sürükledi, eğitim için Almanya'ya giden, sonra da orada kalan bu güzel dostu hiç mi hiç göremedim.:( Hatta burada olup, kardeşimin arkadaşı olan kimselere selam bile veremedim.:( Öylesine yıkılmıştım ki, kaybettiğim sadece kardeşim değil, benim hayat koçumdu... Yine de, sanki acelesi varmış ve geleceği görmüş gibi... teknik olarak yaşamı bana öylesine özetleyip nakşetmişti ki, hayat yolunda gerçekten hata olduğunu kabul ettiğim bir gerçek! birkaç ta ufak etkisiz hatadan başka hiç tökezlemedim. Tabii ki bunu kendi gerçeklerimin ışığında söylüyorum.:)
                             Anlayacağınız sevgili arkadaşlarım; yıllar sonra, kardeşime dair ağlamadan konuştuğum, en güzel anılarıyla andığımız çok güzel bir yaşadım. Dışarısı çok soğuk ve lapa lapa kar yağıyordu. Ama bir masa başında sıcacık, buram buram hasret kokan bir sohbet vardı...
Sevgili Haluk ve Zerrin kaybettiğimiz yılları bir rafa kaldırdık. Geri kalan hayatıma hoşgeldiniz...

                             Bu katmerli ponçiğin tarifini vermemi ister misin? :))) Muhteşem:) bilginize...

  Malzemeler: (24 adet ponçik)

- 1  Yumurta
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı ılık su
- 1 Çay bardağı ılık süt
- 1+ 1/2 Çay bardağı Toz şeker
- 100 gr Tereyağ (oda sıcaklığında)
- 100 gr Tereyağ  (eritilmiş)Ara katlara sürmek için)
- 1 Çay kaşığı Tuz
- 1 Paket Instant Maya (Dr. Oetker)
- 1 paket vanilya (Damla sakızlı Dr. Oetker)
- 4,5 - 5 Su bardağı Un (Toparlanana kadar) Unun kalitesine göre değişebilir. (yumuşak hamur)

İç malzemesi:

- 4 Elma (rendelenmiş)
- 1/2 Su bardağı kuru üzüm)
- 1 Su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı kuru meyve parçacıkları
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

* Rendelenmiş elmaların üzerine, şeker ve diğer malzemeler eklenerek,pişirilir. Altı kapatıldıktan sonra tarçın ilave edilir ve soğutulmak üzere bir kenara alınır.

Yapılışı:

* Derin bir kapta,  un haricindeki tüm malzemeler karıştırılır.
* Un yavaş yavaş ilave edilerek, kulak memesi kıvamında bir hamur oluşturulur.
* Hamurun üzeri streç folyo ile sarılarak mayalanmaya bırakılır. (Mayalanmayı; kışın kaloriferin üzerinde, yaz aylarında oda sıcaklığını yetmediği durumlarda 45-50  dereceye kadar ısıttığım fırının içinde gerçekleştiriyorum.)
* Mayalanan hamur, 16 eşit parçaya ayrılır.
* Sekiz parça mayalı hamur, her biri kahvaltı tabağı büyüklüğünde açılarak arasına eritilmiş tereyağ fırça yardımıyla sürülür. 8 er parçalık , 2 grup hamur elde edilir.
* Tereyağlarının donması için buzdolabında 15 dakika kadar dinlendirilir.
* Buzdolabından alınan hamurlar, açılabileceği büyüklükte açılır, önce dörde, sonra her bir çeyrek parça 3 e bölünerek, üçgen şeklinde 12 parça ponçik hamuru hazırlanır. Diğer gruba da aynı işlem uygulanır.
* İçlerine hazırlanan elmalı malzeme doldurularak, sigara böreği gibi sarılır ( üzerine yumurta sarısı sürülebilir ya da piştikten sonra pudra şekeri serpilebilir) ve 170 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Çarşamba, Şubat 04, 2015

Bir buket çiçek alır mısınız? :))) Ama Nilgünce...


Bu buket böylesine bir buket...:) Kime giderse hem göze hem mideye hitap edecek...


Sürprizli bir buket bu:))) Her bir çiçeğin içinde, müthiş bir lezzet gizli...


Bundan böyle, hamurdan tablolar yapmaya karar verdim? Ne dersiniz????



Fırın tepsisinin içine uzanıverdi öylesine...:)))


Sürprizzzzzz:)))) Çiçeklerimizin içi dolu dolu...



           Bugün mutfakla haşır neşirdim yine...Kafamı dinledim... doluya doldurdum, bazen boşta nasıl durduğunu değerlendirdim...:)) Yine Nilgün'le hesaplaştım işte.:) Çok şükür kötü hiçbir şey yok ama arada bir ifadesini alıyorum Nilgün'ün:))

             Sonunda bu çıktı ortaya, güzel bir gündü, hesaplaşmanın sonu da bayağı lezzetli oldu hani...:)) Haydi buyrun. Sevgililer Günü için mi kullanırsınız, yoksa ziyaretine gideceğiniz bir dostu hem mide hem de görsel olarak mı sevindirmek istersiniz bilemedim:)))) Dilediğinizce kullanın dostlar...
                   Sevgilerimle, 

Pazar, Ocak 25, 2015

Poğaçalar sıcak sıcak...Ve; Kuzucuğum ilk karnesini aldı...:))


Poğaçaların dumanı üstünde...




Eh! bir de çörek var. Onun da hamuru portakal kabuğu rendeli...



Bir de kuzu var:))) Elinde karnesiyle. Buna pudra şekeri mi yoksa tarçın mı serpip yemeliyim bilemedim:))



               Can dostlar; camın önünde karne beklemeyeli çok uzun yıllar geçmiş.:)) İlkokulda veli eşliğinde verilen karneler daha sonra, yaşlar büyüdükçe kendi kendine alınır olmuştu:) Kendilerini veli korumasında hissetmek istemeyen çocuklarımızın, ergenlik çağı hikayeleri oldukça komiktir. Benim yaşıtlarım yaşamıştır ve iyi bilirler. Bu defa başka bir pencereden bakıyorum...Torunumun karnesini bekledim efendim...Sonunda; göğsünde kırmızı kurdelesi, elinde bir tomar karnesiyle çıkageldi:)) Kapıdan içeri girdiğinde sanki daha büyümüştü...Daha dün gibi onu kucağıma verdikleri gün...Zaman çok acımasız, akreple yelkovan birbirini takip etmekten asla yorulmuyor... Ve birileri büyürken, birileri aldığı yaşlarla yaşlanıyor. Olsun varsın; sağlıkla, nice karnelerini, güzel günlerini, koca koca diplomalarını hatta gönlünü çalacak delikanlıyla, gelinliğini giymiş el sallarken hallerini görmek istiyorum. :) Hayat böyle bir şey işte... Hep isteyip duruyoruz. Tanrı mutlaka duyuyordur sesimi, ne kadar gönülden istediğimi, mutlaka bana hak tanıyacaktır diyorum.:))
                Burada; çok genç henüz anne olmuş, anne olmak için vakit saymakta olan ya da  çiçeği burnunda evli olan çok arkadaşım oldu. Tabii ki aynı yaşlarda olduğum arkadaşlarım da var.:) Hepinize, öncelikle evlatlarınızın ve onların evlatlarının iyi günlerini görün demek istiyorum.
                Cemroşum karne getirecek ya, sabah giderken çörek ve poğaça siparişini de unutmadı.:)) Ben de yapmışken sizinle paylaşayım dedim:))
                 Bu aralar özel nedenlerimiz ve benim gezentiliğim nedeniyle:))) Bloger arkadaşlarımı çok ihmal ettiğimin farkındayım ama havanın güzelliği beni vurdu arkadaşlar, sabah sırt çantamı taktığım gibi, eşofman ve spor pabuçlarımla düşüyorum yollara...Allah nereyi kısmet ederse oralarda oluyorum.:)) Sizinle paylaşacak o kadar güzel şeyler biriktiriyorum ki...:) Beğeneceksiniz sanıyorum. Güneşli günler maceralarımla yakında karşınızda olurum.:)) AFFEDİN LÜTFEN.

Peynirli poğaça için gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta sarısı
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı Zeytinyağı
- 125 gr Becel (tereyağ tadında)
- 1 paket mahlep ve susam aromalı kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı ince pul biber (Silme)
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- 3 +1/2 Su bardağı un

İç malzemesi:

- 1 yumurta akı
- 1 çorba kaşığı ince doğranmış dereotu
- 150 gr beyaz peynir

Üstüne sürmek için, bir yumurta sarısı, susam ve çörek otu.

Yapılışı:

* Yumurta sarısı, yoğurt, zeytinyağı ve oda ısısındaki Becel (tereyağ tadında) bir kapta karıştırılır.
* Kabartma tozu ve un, elenerek sıvı karışıma eklenir.
* Pul biber ve nane de eklenerek yumuşak bir hamur tutulur.
* Hamur yarım saat kadar dinlendirilir.
* Tezgaha biraz un serpilip, hamur 1 cm kalınlığında açılır.
* Bir su bardağı ağzı ile kesilir ve içine peynir karışımı koyularak, ağzı kapatılır.
* Poğaçaların açılmaması için, kapatılan yeri tepsiye gelmek üzere yerleştirilir.
* Üzerine, yumurta sarısı, susam ve çörek otu serpilerek, 175 derece önceden ısıtılmş fırında pişirilir.
               
AFİYET OLSUN:)