kutlamalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kutlamalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 17, 2016

Kuzum 5 yaşında... O büyüyor...


Elsa Pastamız...













Elsa Kıyafetimiz...





Okulda...




Babaannemiz ve dedemizin evinde:) bizim küçük ailemiz...


                   Can kuzum, daha dün gibi hastanede seni ve anneciğini bekleyişim. Hala, o anda hissettiklerimi, gözyaşı dökmeden anlatamıyorum. Seni görüp, anneciğini merak edişim, onu da gördükten sonra da, hanginize bakacağımı şaşırıyor olmam...
                    Anlatılmaz, yaşanır ya bazı duygular, işte tam öylesi... bu yıl ne programlar yaptık kuzum. Ama ülkemiz öylesine karanlık günlerden geçiyor ki, çoğunu iptal ettik, bir çoğunu da hiç yapmama kararı aldık. Ama; sen o kadar küçücüksün ki bebeğim, daha hırslarına yenik düşen kötü yüreklerin, ailelerinden kopardığı canları anlayamayacak kadar küçük...
                   Dilerim Tanrıdan, yaşamın; kötülüklerin olmadığı, her zaman kağıtlara çizdiğin ve boyadığın gökkuşağı kadar renkli, berrak ve sonsuz olsun.:) Bu kara günlerin, en aydınlık görüntüsü sensin bebeğim. Bu blog hem sana hem de teyzen ile annene başvuru köşesi olduğu gibi aynı zamanda benim zaman zaman yazdığım günlüğüm ve anılarım.
                  İşte bir 16 Mart da böyle geçti canımcığım... Dilerim bir sonraki, 16 Mart, doyasıya kutladığımız yeni yaşının ilk günü olsun... Seni seviyorum bir tanem. Hem de canımdan çok...

                   Elsa kıyafetini ve Elsalı pastanı da benim buradan ulaştığım ve neler yaptığımı takip eden, güzel arkadaşlarıma fotoğrafladım.

Pazartesi, Şubat 15, 2016

"Aşıkları taçlandırmalıyım" dedim :))) Ve... Bu pasta çıktı ortaya...








                   "Aşk emek ister" diyorlar.  Yorum yapmak için kendimi fazla yetkili hissetmiyorum, bu nedenle susuyorum:) Ama emek verenleri de tüm kalbimle kutluyorum.:) Kızlarım ve oğullarım, bu sözün hakkını verenlerden, onlar sevdalarına sahip çıkıp, mutlu yaşamlarını kurdular. Bana da onları kutlamak kaldı tabii:) Üstelik en büyük aşkım torunumu da kazandırdılar:)) Herkes nasibini fazlasıyla aldı anlayacağınız.:)) 14 Şubat Sevgililer Günü, benimkiler için fazla revaçta bir gün değil. Onlar; her gün sevgililer günüdür kafasında çocuklar.:))) Fazla realist bir yaklaşım ama ne yapayım ki; armut dibine düşüvermiş:)) Sabah havayı güzel görünce, Pendik Marina da aldık soluğu, açık hava, güneş ve güzel bir kahvaltı sofrası ile günümüzü aydınlattık. Sonra bir kahve ve her pazar yaptığımız gibi birer koltuk kapmaca ve televizyon karşısında dinlenmece...:) Peki ya kutlama yok muydu? diye soracak olursanız. Bu günün klasiği pastamız hazırlandı ve 15 Şubat gecesi için kesilmeyi beklemekte:))) Nice yıllarınız olsun birlikte, mutlu ve keyifli... Seviyorum sizi katma değerlerim:)))

Cuma, Ekim 02, 2015

Bu sonbaharda, kurabiyeler çiçek açtı:))













          Sonbahar, hüznün mevsimidir diye bilinir. Bence sonbaharı kabahatli ilan etmek biraz haksızlık değil mi? Hüzün bizim içimizde aslında... Her mevsim yaşanabilir. Güzelim sıcacık yaz günlerini, kanımızı donduran haberlerle hüzünlenerek geçirmedik mi? Seyrettiğimiz haberlerle, yanaklarımızdan süzülen yaşlara engel olabildik mi? O halde el birliği ile bu güzel mevsimin hüzün yükünü kaldıralım üzerinden.
           Sararan ve dökülen yapraklar, ağaçların dibinde, alabildiğine yumuşak yastıklar oluşturmuş sanki, kediciklerin üzerinde yatarken aldığı pozlardan çıkarımım bu oldu.:)) Bazı sarmaşık yaprakları, gurup vaktinin ışıltısını yansıtıyor...Ben yaz aylarında bunca güzel renkleri bir arada  görmedim:)) Dahası var...
Güneşin azalan ışıklarından biraz daha faydalanmak isteyen sardunyalar, mevsiminde hiç atmadığı kadar boy atıp, uzayarak, koca yemişin dallarının arasından süzülen ışınlara ulaşmaya çalışıyor... "Yaz bitti ama ben yaşıyorum... canlıyım, sana ihtiyacım var" demeye çalışıyor adeta...
           Ya okula başlayan çocuklar... :) Beni en keyiflendiren grup onlar... Yeni arkadaşlar, yeni kitaplar, çeşitli okul malzemeleri...yeni heyecanlar...  Eğer bu devirde okul öğrencisi olaydım, kırtasiyelerden çıkmazdım sanıyorum. Eskinin kokulu kalemleri ile silgilerini nereye saklayacağımızı bilemez, defterlerimizin kenarlarına boya kalemleri ile yaptığımız süsler iç dünyalarımızın yansıması olurdu... Devir çoktan değişti...:))
           Evet! Sonbahar bir bahar ayı... Ona hüzün yüklemeyelim... Güzelliğini dikkatli gözlemlersek, ilkbahar kadar başlangıçlara sahip olduğunu fark ederiz.
            Bu sonbahar gününde benim kurabiyelerim de çiçek açtı bakın...:))
     
Gerekli Malzemeler:

- 175 gr tereyağ  (Oda sıcaklığında)
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1 Tatlı kaşığı dolusu salep
- 1 Paket vanilya
- 1 paket kabartma tozu
- 3/4 su bardağı pudra şekeri
- 3 su bardağı un

İç malzemesi:

- 3 Ekşi elma
- 1/2 su bardağı şeker
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın
- 1/2 su bardağı çekilmiş ceviz
- 1 tatlı kaşığı tereyağ  

Yapılışı:

* Tereyağ, sıvı yağ , yoğurt ve pudra şekeri  homojen bir şekilde karıştırılır.
* Salep, vanilya , kabartma tozu ve un birlikte elenerek karıştırılır ve iki- üç seferde sıvı malzemelere karıştırılır.
* Un toparlanıncaya kadar yoğurulur. ( Ne kadar az yoğrulursa kıtırlığı o kadar fazla oluyor.)
* Hamur bir buzdolabı poşetine koyularak 1 saat kadar dinlendirilir.
* Elmalar soyulup, rendelenir.
* Şekeri ilave edilerek, suyunu salıp çekene kadar pişirilir.
* Ateşten alınan elmalara, tarçın, çekilmiş ceviz ve tereyağı ilave edilerek,  soğumaya bırakılır.
* Soğuyan iç malzeme yukarıda görüldüğü gibi kullanılarak, kurabiyeler şekillendirilir. (Bu benim seçimimdi, sizler istediğiniz şekilde form verebilirsiniz)
* 160 C derecede önceden ısıtılmış fırında beyaz kalacak şekilde pişirilir.
* Üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN:)

Cumartesi, Eylül 26, 2015

"Bir kızı olmalı insanın" demiş yazar... Benim payıma üç vefalı düştü:)))




Kızı olmalı insanın, 
Alabildiğine sadık, vefakar, 
alabildiğine zorlu ve nazenin. 

Kızı olmalı insanın, 
Canını emanet ettiğin, 
elin, ayağın, gözün kulağın, her şeyin. 

Kızı olmalı insanın, 
Hata yaptığında gözlerinin içine baktığın, 
bakar bakmaz masumiyetiyle saniyeler içinde eridiğin, 
vefasına taptığın. 

Kızı olmalı insanın, 
Evinde babasına annesine karşı nazlı niyazlı, 
sokakta cadılığından ve hışmından korktuğun. 

Kızı olmalı insanın, 
Herkes terk ettiğinde seni, 
varlığında da, yokluğunda da, evliyken de bekarken de, 
babacığım (veya) anneciğim diye kucak açtığında 
gözyaşlarıyla bağrına bastığın. 

Kızı olmalı insanın, 
Demlediği çayı süzülerek getirmesini seyrettiğin, 
pişirdiği kahvenin tadına gizlediğin, 
özenle bezediğin. 

Kızı olmalı insanın, 
Canıyla canlandığın, varlığıyla anlamlandığın 
özlemiyle ve iç çekişlerinle dağ dağ efkarlandığın. 

Kızı olmalı insanın, 
"Dünya bir yana kızım bir yana" diyebildiğin, 
üzerine titrediğin için onun eşini / dostunu dahi çok sevdiğin. 

Tanrı bana iki kız evlat ve bir de kız torun  verdi... Alabildiğine sadık ve vefakar...  Teşekkür ederim Tanrım... Doğum günün kutlu olsun kuzum... Pasta anacığından:)))

Bu güzel şiir; Dr. AHMET FİDAN'a aittir.

Çarşamba, Ağustos 26, 2015

Doğum Günün Kutlu Olsun Oğlum...



                Hayat iyisiyle, kötüsüyle yaşamaya değer... Bazen; çileden çıkar " Eee yetti artık!" deriz ama, yettiği yerden yine yaşamaya başlarız:) Belki de böyle olduğu içindir, yaşamın cazibesi.
                 Çok geçmiş yıllarda, bir 18 yaşıma gelsem diye çırpınışlarımı hatırlıyorum bazen... Ne olacaktı 18 yaşına gelince? Neydi telaşım? İnanın hala bilmiyorum. Tahminlerim, kendimi büyümüş hissedeceğim... Belki de özgürlükler konusunda biraz daha talepkar olabileceğimdi...:)
                Yaşım 18 oldu. Hatta; üzerine de yüzde üç yüzden fazla zam bile geldi. Ben yine aynı ben, yaşam yine aynı yaşam... Kayıplarım da oldu, kazançlarım da...
                 Kazançlarım dediğimde, öyle sıradan şeyler değil. Hep söylerim, "Ben Tanrının sevdiği ve kolladığı kullardan biriyim" diye.:) İki güzel kız evlat verdi bana, daha sonra, iki de güzel erkek evlat... Daha ne isteyeyim, "Teşekkür ederim Tanrım" derken... Bir de güzel prenses düştü kucağıma:)
                İşte böyle sevgili arkadaşlarım, onlarla hayat buldum ve bulmaya da yaşamım yettiği kadar devam edeceğim.
                 Güzel oğlum, yuvamıza son katılan genç adam... Hayatın boyunca, kazançların, kayıplarından hep büyük... Mutlu yuvanızda, ağız tadınız hep yerinde...  Dilekleriniz hep kabul olsun:) 27. yaşın  "KUTLU OLSUN"

Not: Akşam menüsünü öğrendim::)))) Pasta da benden olsun:)

Cuma, Temmuz 17, 2015

Mutlu Bayramlar güzel dostlarım:) Yakında buralarda olacağım İnşallah...





Bu güller ve dizeler hepinize....

Bayram

Can Yücel

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan...

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık...

Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...

Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir
ilişkiyi bitirmek de öyle...

En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.

Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle
okşayan anne bayramdır.

"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...

Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son
taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta
ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun..!

Cumartesi, Mayıs 30, 2015

Aromatik Reçellerde Varan 2... Yasemin Çiçeği Reçeli...

 Tereyağı ve taze ekmekle mükemmel:)


Bahçe duvarlarının müdavimiyim:)


Ayıklandık, yıkandık, paklandık...


Ayıklarken, odayı saran kokuyu anlatamam...

                                                                                                                                                                                          Keşke hayatın her yanına, çiçeklerin güzelliklerini, masumiyetlerini ve faydalarını sokabilsek.  Onları sadece, bahçelerimizde, balkonlarımızda görmek bana kafi gelmiyor. Çok uzun yıllardır, Ağaçlar.net'in üyesiyim ve işim olmadığı zaman, belgesel seyreder gibi girer, bitkiler üzerine çokça yazı okur, güzellikleri ve faydaları konusunda bilgimi arttırmaya çalışırım. Sanıyorum bu durum biraz da yetişme ve gördüklerini uygulamadan kaynaklanan bir durum. Annem, ailemizde genetik olarak bulunan mide rahatsızlıklarımıza, "kudret narı" diye bilinen, kabuğu dikenli, iç yapısı nara benzeyen bitkiyi balkonumuzda yetiştirmiş, onu zeytinyağının içinde olgunlaştırmış ve sabahları rahmetli kardeşim ve midesiyle sorunu olan tüm aile bireylerine birer çorba kaşığı içirmeyi adet haline getirmişti. İğde dalının yakılıp, sıcakken siğillere sürülmesi, çocukluk anılarımın arasında, kaplumbağaları kucağımda taşırken dışkıları nedeniyle ellerimde çıkan siğillerden nasıl kurtulduğumu hatırlatır hep...:)) Ya da soğukta söz dinlemeden, sobamızın sıcacık ısıttığı, salondan, yalın ayak başı kabak sokağa kaçışımız nedeniyle, karda yatmışcasına yapışan öksürüklerimizden, hatmi çiçeği ile nasıl kurtulduğumuzu... Hey gidi günler...Anacığım nurlarda yat...
                       Ondan gördüklerimden yola çıktığımı sanıyorum. Bitkiler bana çok gizemli gelirler, ilaç sektörünün ham maddesi de bitkiler değil midir? O halde, miktarları konusunda hata yapmadıkça ve sağlam olduğuna kanaat getirdiğim bilgi bankalarından bilgi alabildiğim sürece, onlarla yakın temasta bir sorun olamaz.:)
                       İşte merakım bu denli, bu iç açıcı dünya nimetlerine. Yenilebilir çiçekleri pastalarımda kullandığım gibi, reçellerime de malzeme yapıyorum.:)) Bu defaki güzellik; Yasemin çiçeği... Kokusu... Rüzgar gülüne benzeyen şekli ile bambaşka bir çiçek... Hanımelinden sonraki reçelim bu, kışın kullanmak üzere, birer kavanoz yapıp saklıyorum.:) Sırada İğde çiçeği ve limon çiçeği var:) Hele bir de okka gülümü bulursam...Değmeyin keyfime...

  Gerekli malzemeler:

- 1 Su bardağı ayıklanmış ve yıkanmış yasemin çiçeği
- 2 +1/2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı Su
- 1 yemek kaşığı pektin tozu (Dr. Oetker reçel yap pektin özüdür yarım paket kullanılabilir.)
- 1/2 limon suyu

Yapılışı: (Hanımeli reçeli ile aynı yapılış sırası )
* Toplanan çiçeklerin, diplerinden mutfak makası ile kesilir. (sadece taç yaprakları alınacak)
* Bol su ile bir kaç defa yıkanır.
* Yıkanmış çiçeklere şekerin yarım bardağı serpilerek, iyice ovulur.
* Kalan su ve şeker kaynatılır.
* Şekerle ovulan çiçeklere pektin de ilave edilerek, kaynayan şerbetin içine ilave edilir.
* Çiçekler dibe çökene kadar, 7-8 dakika kadar kaynatılır.
* Ara sıra karıştırarak ılıtılır ve kavanoza koyulur.


Afiyet olsun.:)      

Cuma, Mart 06, 2015

Karantinada bir yaş günü kutladık.:) Oğlum yeni yaşın kutlu olsun...


Kuzu ile eve kapanınca ve çok şükür ateşimiz de bize izin verince bir rulo pasta yaptık...


Pastamızın üzerin, merengle kapladık ve fırında renk verdirdik...


Çileklere gelince:)) Onları da çikolataya buladım... Çilekler o uyurken bulandı bu güzelliğe:)))



                 Can oğlum, Onurum... yeni yaşın kutlu olsun. Nice yaşlarını görürüm inşallah.
                 Karantinadaki evimizden bu pasta çıktı. Her seferinde bu son olsun diyorum ama kendim söylüyor ve kendim dinliyorum. Geçen Kurban Bayramından beri, bizi adım adım takip eden gripten bıktık...usandık...:( Ama ısrarlı müşteri hesabı yakamızı bırakmıyor bir türlü. Bu defa küçük kuzum çok yüksek ateşle yatınca, soluğu yine doktorda aldık haliyle. İyi ki sıradan bir grip gibi düşünüp, evde oyalanmamışız. Çünkü: bu defa aldığımız virüs influenza...yani halk arasında domuz gribi olarak nitelenen virüs.:( İlk duyduğumuzda, sanırım tahmin edebiliyorsunuz halimizi. Ancak doktorumuz, o kadar rahatlattı ki bizi, "Korkmayın ilacı var. Abartıldığı kadar önemli değil. istirahat ve ilaçlarına dikkat edersek ve  bizler de aynı ilacı koruyucu nitelikli olarak kullanırsak, sorunsuz atlatabileceğimizi" söyledi. Aynen dediklerini uyguladık ertesi gün çok yüksek seyreden ateş, korkutmayacak seviyelere düşmeye başladı. Şimdi gayet iyiyiz çok şükür Allahıma:) Bu arada babamıza hazırlanan, sürpriz partiler rafa kalktı, evimize kimseyi çağıramadığımız için, kendi kendimize pastasını üfleyip alkışlarımızı eksik etmedik.:))  Bu arada babaannemiz, evimizin mutfağını açık büfe haline getirdi:))) "Kuş sütü eksik" derler ya aynen öyleyiz. Kimin canı ne çekerse hepsinden var:)) Sağol Jalem, ellerine,  emeklerine sağlık mutfağın kraliçesi.:)) 
                 İşte bu yılın Onuruma ait özel günü böyle geldi ve geçti:) Doğum günü pastasız olmaz. Küçüğüm öğlenden sonra, birazda ilaçların ve yorgun vücudunun etkisiyle uykuyu mayalayınca, ben de pastayı süsleyip balkona atabildim.:)) Tanrı hepimize çaresi olan, sıkıntılar versin diyorum. Ve artık, "Grip çeşitleri...Lütfen bizden uzak durunuz"... Nefes alalım yani artık:))diye bağırıyorum:)) Sevgiyle kalın güzel dostlar.

Cumartesi, Şubat 14, 2015

Tüm Sevenlerin Günü Kutlu Olsun... Bu süslü ile kutlamaya geldik:))


Nilgün'den olunca, çiçekler, buketler,yapraklar kaçınılmaz oluyor...İdare edin artık:))


Yakından pozumuz...


Üstten görünüşümüz...


Danteli böyle hayata geçti...


Giyinmeden evvelki halimiz...


Geceleri gizli gizli yapılanlar:)))



                       Aşk meşk işlerinden fazla anladığım söylenemez:) Şöyle hanım hanım, takıp takıştırıp, süslenip püslenip, sevgililer günü hiç kutlamadım. Sonradan edinilmiş, bu nur topumuza biraz üvey evlat muamelesi yaptığımı söyler:) Sağ olsun arkadaşlarım. Tabii ki bu lafın gelişi, ben kimseye kötü davranamam:)) Gerçekten bu duyguyu yaşayanlara hürmetim sonsuz. Öylesine inançlıymışım ki; yetiştirdiğim kuzular da benim gibi "eğer sevda varsa, bir güne sığmaz" diyenlerden olmuşlar.:) Aynı annelerimize, babalarımıza olan sevdalarımızın tek güne sığdırılmasına karşı olduğumuz gibi... Her neyse madem ki, böyle bir günümüz olmuş, biz de ev şartlarında yaparız yapacağımızı dedim ve aşklarına büyük saygı duyduğum iki kızım, iki oğlum ve en büyük aşkım torunum için sıvadım kollarımı:))) "Akşam bir sofra başında toplanırız, birer kadeh şarap eşliğinde, deniz ürünleri ile hayata geçmiş spagetti ile sonrasında bir süslü pastamız niye olmasın" dedim. Ben bunları düşünürken, aklımdakini midemde hissetmek için elimden geleni yaptığım iyi bilinir beni tanıyanlar tarafından...Yaptım oldu işte...:)))
                      Şimdi sıra geldi kutlanması  gerekenlere... Ceydam ve Onurum...Zeynebim ve Altanım... Sevgili Jalem ve Baki Kardeşim... Veee diğer kardeşlerim Sevgili Serpilim ve İlhan Kardeşim sevdalarınız sonsuz olsun...Ben ve Cemre'de hepinizi çok seviyoruz.:))

Çarşamba, Şubat 04, 2015

Bir buket çiçek alır mısınız? :))) Ama Nilgünce...


Bu buket böylesine bir buket...:) Kime giderse hem göze hem mideye hitap edecek...


Sürprizli bir buket bu:))) Her bir çiçeğin içinde, müthiş bir lezzet gizli...


Bundan böyle, hamurdan tablolar yapmaya karar verdim? Ne dersiniz????



Fırın tepsisinin içine uzanıverdi öylesine...:)))


Sürprizzzzzz:)))) Çiçeklerimizin içi dolu dolu...



           Bugün mutfakla haşır neşirdim yine...Kafamı dinledim... doluya doldurdum, bazen boşta nasıl durduğunu değerlendirdim...:)) Yine Nilgün'le hesaplaştım işte.:) Çok şükür kötü hiçbir şey yok ama arada bir ifadesini alıyorum Nilgün'ün:))

             Sonunda bu çıktı ortaya, güzel bir gündü, hesaplaşmanın sonu da bayağı lezzetli oldu hani...:)) Haydi buyrun. Sevgililer Günü için mi kullanırsınız, yoksa ziyaretine gideceğiniz bir dostu hem mide hem de görsel olarak mı sevindirmek istersiniz bilemedim:)))) Dilediğinizce kullanın dostlar...
                   Sevgilerimle, 

Çarşamba, Ekim 29, 2014

Nutuk; yol göstericimiz, ilkelerin; ilkemizdir. Varlığım; Türk Varlığına armağan olsun.

Başucu kitabımız...


Bilmeyenler için Dünya Liderleri anlatmış...


Yüce Ata'mızın el yazısı ile...



Büyük Bayramımız kutlu olsun...

Salı, Ekim 28, 2014

Top Kekler Hazır...:)

 Alet işleyecek, el övünecek...:)))


Ceydacığım mutfağa olan merakımı çok iyi biliyor. Yeni ürün geldi mi:))) Hoppp evimizde.


Acele hamur yapılacak ve top kekler süratle pişirilecek:)) Sadece 5 dakika...



Durun şu çubukları da takalım süslenmeye gidecekler...



Hanımlar makyaj yapar da, bu kekler süslenmeden çıkar mı ortalığa ? Hayırrrr:))


Bunlar da Hindistan cevizlileri...



                       Çocuklar kadar, büyükler için de ilginç küçük kekler. Süslü mü süslü, albeni müthiş.:)) İştahsızlar için biçilmiş kaftan... Kilo alabilenler için kabahatli.:))) "Az yesem mi acaba" diyenler için tehlikeli... :)) Başlayınca; "bir ondan, bir bundan" derken, en az çeşit sayısı kadarı midede...:)))
                       Benim suçum yok. Bu makine hediye geldi kullanmasam olmaz.:) "Bari bir şeyler yapayım"derken bu manzara çıktı ortaya. Tarifi isterseniz aşağıda:))

Gerekli Malzemeler:

- 150 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
- 150 gr toz şeker
- 1 paket kabartma tozu
- 2 yumurta (Oda sıcaklığında)
- 1 tutam tuz
- 300 gr Un
- 250 ml Süt
- 1 Tatlı kaşığı karanfil tozu
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- 1 çay bardağı meyve kurusu

Süsleme için gerekli malzeme:

- Çikolata, Süsleme şekerleri, Hindistan cevizi, Fıstık ve fındık tozları

Yapılışı:

* Şeker ve yumurta beyazlayıncaya kadar çırpılır.
* Un, tuz, karanfil tozu, tarçın ve kabartma tozu elenerek havalandırılır.
* Oda sıcaklığındaki tereyağ yumurtalara ilave edilerek çırpılmaya devam edilir.
* Süt ve kuru karışım, iki aşamada, yumurtalı karışıma eklenir ve çırpma işlemine devam edilir.
* Son olarak, kuru meyve karışımı, bir spatül yardımı ile eklenir.
* Hazırlanan karışım, top kek makinesine dökülür ve her seferinde 12 adet top kek, 5-6 dakikada pişirilir.
* Süslemesi konusunda, evinizde ve hayalinizde ne varsa kullanın.:))

AFİYET OLSUN.