Et yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Et yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Eylül 14, 2014

Gömlekte Etli İç Pilav Tarifi...


Fırında kızardıktan sonra servise hazırlar...


Fırınlanmadan önceki görüntüyü hatırlayalım...


Gelin kızımın evinden iki kare:) Ellerine sağlık kuzucuğum.





                Söz verdiğim üzere, kuzu gömleğinde etli iç pilav tarifine geçiyorum.

Gerekli Malzemeler: 12 porsiyon

- 3 Adet Kuzu gömleği ( Mümkün olduğunca ince olanları)
- 1 Çay bardağı sirke

- 750 gr az yağlı Kuzu küçük kuşbaşı et
- 1 Adet soğan
- 2 Büyük su bardağı pirinç
- 2 Adet Soğan ( küçük küpler halinde doğranmış)
- 1/2 çay bardağı çam fıstığı
- 1/2 çay bardağı kuş üzümü
- 1+1/2 Büyük su bardağı sıcak et suyu
- 1+1/2 Büyük su bardağı sıcak su
- 1+ 1/2 tatlı kaşığı yeni bahar
- 1/2 tatlı kaşığı karabiber
- Yeterince tuz (kendi damak zevkinize göre)

Üzeri için gerekli malzeme:

- 2 Yumurta sarısı
- 2 yemek kaşığı yoğurt

Yapılışı:

* Kuzu gömlekleri, yıkanır ve ılık suda 2 saat kadar açılması için bekletilir.
* Açılan kuzu gömleklerinin süzülür ve tekrar bir çay bardağı sirke ilave edilmiş ılık suda 1 saat daha bekletilir.
* Kuzu etleri, küçük küpler halinde doğranmış  bir adet soğan ile mühürlenir ve yarım su bardağı su ilavesi ile  yumuşayıncaya kadar pişirilir.
* Pilav için kalan iki adet soğan doğranır, yarım çay bardağı sıvı yağ ile fıstık ve üzümü ilave edilerek kavrulur.
* Nişastasından yıkanılarak arındırılan pirinçler ilave edilerek kavrulmaya devam edilir.
* Pirinçler şeffaflaştığında, sıcak et suyu, su, tuz, yenibahar, karabiber ve pişmiş etler ilave edilerek pilavın yapılışı tamamlanır ve demlenmeye bırakılır.
* Sirkeli sudan alınan, kuzu gömleklerinin ince bölümleri bir mutfak makası yardımıyla, (yaklaşık) 15' er  cm lik parçalara ayırılır. ( Bu işlem porsiyonlayacağınız pilavla doğru orantılıdır) Kuzu gömlekleri bütün olarakta sarılabilir. Ancak servis sırasında kolaylık sağlaması açısından porsiyon olarak hazırlanmasını öneririm.
* Parça kuzu gömleği bir çukur tabak içine yayılır ve içi pilavla doldurulur ve sarılarak kapatılır.
* Tabak ters çevrilerek, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir.
* Üzerine yumurta sarısı ile çırpılmış yoğurt sürülerek, 200 derece sıcak fırında kızarana kadar pişirilir.

Not: Kızartma sırasında gömlekten eriyen yağ bir kaşık yardımıyla alınmalıdır.

Deneyecekler için AFİYET OLSUN.:)

Cuma, Eylül 12, 2014

Kuzu Gömleğinde Etli İç Pilav... Bir Rumeli Klasiği Daha...

                   Yumurtası sürülecek ve fırına girecek...Artık hazırız.:)) Yeni gelinin evinde, aile toplantımız gerçekleşecek. Aile büyükleri davetlisi... Kızlarım yemek yapmayı çok erken yaşlarında öğrendiler ama bu yemek babaannemden hatıra, çok sık yapılmaz ve ancak kalabalıkla yenilir. Bayram sofralarının vazgeçilmezlerindendi.:( Artık o sofralar, daha az kuruldukları için, benim katkım sadece bu yemek.:)) Gerisi gelin kızın ellerinden öper EvvelAllah:))) 


               Aşamalarımızı bu postta fotoğraflayacağım, tarifini merak edenler için piştikten sonraki fotoğrafı ile vereceğim. Az sabır hafta sonu yazarım.:))) Sevgili Jülide kulaklarını çınlattım yaparken, mailde yazmıştık bu yemeği ve "bir gün belki yaparsınız" demiştin:)) Gün bu günmüş...


                Önce etimiz pişti ve pilavın soğanı, fıstık ve üzümü kavruldu. ( Kuzu ciğeri ile de yapılır.)


                      Pilavımız pişiyor...


Gömlekler açılması için bekletildikleri ılık ve sirkeli sudan çıkarıldı. Doldurulmaya hazır...

Aşamalarımız böyle... Teferruatlı bir yemek. Dediğim gibi; eski bayram sofralarının baş tacıydı. Babaanneciğim, anne ve babacığım nurlarda yatın sizi anarak ama özlemle bu akşam ailemizin, babalarını ve annelerini ağırlayacak gelin kızım.:) Mutlu yuvaları için sizlerde dualarınızı eksik etmeyin.

Perşembe, Aralık 26, 2013

Yine Rumeli...Bütün Lahana Dolması...:)))


Bu güzel ve nostaljik yemek için hangi aşamalardan geçtik.

Lahananın kalın damarları tenceremizin dibine döşendi. Lahananın incecik  yapraklarının yanmasını istemeyiz değil mi? :)))

Sıcak suda kısa süreli beklettiğimiz lahana yapraklarını tüm tencerimizin dibine döşedik.


İç harcımızı üzerine güzelce yaydık...



Tenceremizin kenarından sarkan lahanaları iç harcımızın üstüne kapattık...



Tüm harç lahana ile kapatıldı...


                                                                                                                                                             Üzerine suyunu verip, bir tabak kapattık ve pişmek üzere ateşe aldık.



Ah! Bu böyle bir dolma işte, onu bir yapan unutmaz... bir de yiyen:)))

               Hani... kendinizi bildiniz bileli yanınızda gördüğünüz insanlar vardır. Anne, baba, kardeş değildir unvanları ama bazen kardeşten bile yakın olurlar... Hani... Bazen taşacak kadar anlatmak istediğiniz şeyleriniz vardır ama "kime ?" diye düşündüğünüzde aklınıza ilk onlar gelir. Hani... Kayıplarınız vardır hayatınızda, özlemişsinizdir...Anmak istersiniz ve neredeyse sizin kadar anıları olan yine "ONLAR" la birlikte anıların ortasında buluverirsiniz kendinizi... Karşılıklı gözleriniz dolar, gözleriniz dolu doluyken, birden kahkahalarla gülmeye başlarsınız... Anıların üzerinden geçerken yüreğiniz, fotoğraf kareleri gelir aklınıza...Aynı karede kimler var kimler... Birlikte unuttuğunuz isimleri hatırlar, aynı anda "bu ......  değil mi? deyiverirsiniz.:)))
              İşte böyle bir şey çocukluk arkadaşı olmak:) Bugün onlarla erken kutlama yapmak istedik. Gülmeye, eskileri yad etmeye, dostluğu pekiştirmeye, evime hoşgeldiniz diyorum ... Sevgili Renginim ve Gayem.

Gerekli Malzemeler:

- 500 gr Kıyma
- 1 Su bardağı pirinç
- 2 büyük soğan
- 1/2 su bardağı sıvı yağ
- 1 +1/2 tatlı kaşığı kuru nane (Lütfen nane konusunda elinize acımayın.:) Tüm havasıdır o nane...
- 1 tatlı kaşığı pul biber
- Tuz ve karabiber
- 1 Orta boy lahana  (Bu dolmanın özelliği ince yapraklı ve gevşek  lahanadan yapılıyor olmasıdır. Ben Samsun'dan gelen lahana kullanıyorum. Yassı ve ince yapraklıdır.:))

Yapılışı :

* Lahananın orta bölümü bıçak yardımıyla çıkarılır.
* Dış yaprakları yırtılmadan çıkarılır ve orta kalın damarları kesilerek alınır.
* Büyük bir tencerede kaynatılan sıcak suyun içerisinde yapraklar, 2-3 dakika bekletilir.
* Yaprakların ortasından çıkarılan damarlar, pişme esnasında yaprakların dibini tutmasını önlemek için, tencerenin dibine döşenir.
* Soğanlar küçük küpler halinde doğranır ve sıvı yağ içinde pembeleştirilir.
* Kavrulan soğanlara, kıyma ilave edilir ve birlikte kavurmaya devam edilir.
* Pirinç yıkanır ve kavrulmuş kıymanın içine ilave edilir.
* Tuz, karabiber, kırmızı pul biber ve nane eklenir kenara alınıp ılınmaya bırakılır.
* Ilınan iç, lahana ile döşenmiş tencerenin içine dökülür ve kenarından sarkan yapraklar üzerine kapatılır.
* Dolmanın üzerine,1 bardak sıcak su ve biraz sıvı yağ gezdirilip, dağılmaması için ağırlık ya da tabak kapatılarak pişmeye bırakılır.
* Pişen dolma, yuvarlak bir borcam tabağa (Isıya dayanıklı) çevirilerek, fırında üstü hafif kızarana kadar 10 dakika fırınlanır.

Sonrası malum arkadaşlar:)) Gözünü seveyim Şu Rumelinin:))) Babaanneciğim ve anneciğim ruhunuz şad olsun...

Sizlere de afiyet olsun...

Pazar, Temmuz 21, 2013

Büryan... Rumeli'den bir esinti daha...






                        Büryan... Bayram sofralarının baş yemeği... Kuzu eti, et suyu, taze soğan ve taze nanenin dayanılmaz ittifakı. Babaannemin ve annemin bana mirası.:) Daha çok methiye düzebilirim hakkında.:) Bazı yazılar çıkar ara sıra "ölmeden önce gezilecek 100 yer" diye... Meşhur " top listeleri... Eğer onlardan biri de yemek üzerine yapılacak olursa, ya da benim gözden kaçırmış olduğum " top yemek listesi" varsa; Lütfen; bu yemeği de ilk 10'un arasına sokuverin:)) Fazlasıyla hakkediyor inanın. Bayram sofraları haricinde, Mayıs ayı geldiğinde, biz Arnavutlar için büryan zamanı da gelmiş demektir. Bilirsiniz, kırmızı et yiyenler için, süt kuzusunda pirzola zamanıdır:(  Benim değil!!! Bu nedenle bu tarifide kuzu etiyle yapmadım. Yapamazdım da... Kızlarım da dahil biz yiyemiyoruz. Kırmızı et yiyebilenlere afiyet olsun diyorum ve benim tavuk etiyle yaptığım tarife geçiyorum.

Gerekli Malzemeler:

- 1 Kg Tavuk But (Kemiksiz kuşbaşı) ya da 1 Kg Kuzu eti (kemiksiz kuşbaşı)
- 2 Büyük Soğan (Küp kesilmiş)
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ (Etler için)
- 2 Bardak Pirinç (Baldo tercihen)
- 3 Bardak et suyu (Tavuk ya da kuzu)
- 1/4 demet Taze nane
- 1 Bağ taze soğan (Yeşil ve beyazı dahil)
- 1/2 Çay bardağı sıvı yağ + 1 yemek kaşığı tereyağ (Pilav için)
- Tuz ve karabiber.

Yapılışı:
* Kuru soğanlar küçük küpler halinde kesilir ve yağda kavrulur. Kuşbaşı doğranmış etler içine atılarak suyunu salıp çekene kadar pişirilir. (Tamamı çektirilmez. Pilava geçmesi için biraz suyu bırakılır.)
* Pişirilen etler, ısıya dayanıklı, çukur bir kaseye alınır ve bir kenarda bekletilir.
* Taze soğanlar, yarım çay bardağı sıvı yağ ve biraz tereyağ ilavesi ile kavrulur, pirinçler yıkanarak, taze soğanlara ilave edilir ve kavrulmaya devam edilir. (Pirinçler saydamlaşana kadar)
* Kavrulan pirinçlerin ortası açılır ve ısıya dayanıklı kapta beklettiğimiz etler ters çevrilerek, tencerenin ortasına yerleştirilir.
* Kenarda toplanan pirinçlere et suyu verilir ve tencerenin altı kısığa getirilerek, pişmeye bırakılır.
* Demlenmesi için, bir mutfak bezi yada peçete kapatılır.
* Demlenen pilavın kapağı açılarak, etlerin içinde bulunduğu kase çıkarılır.
* Taze nane çok ince doğranır ve pilavın üzerine serpilir. Ev son olarak karabiber serpilir.

AFİYET OLSUN:)

Babaanneciğim ve anneciğim nurlarda uyuyun.


Çarşamba, Nisan 24, 2013

Karnıyarık




                       Pazartesi gününden beri yine daralıyoruz.:) Niye mi? Çünkü; evimizin babası, güzel oğlum görevli olarak bir haftalığına İzmir'de... Hafta sonu evine hayırlısı ile dönecek inşallah. Tabii ki biz bunun bilincindeyiz ama gelgelelim küçük badem şekerine anlatabilmek mümkün değil.:(  Huzursuzluğundan, bütün gece anacığını ayakta dikip, "elimi tut", anneciğim burada mısın?", "sarıl bana" diye söylenip duruyor yumurcak. Artık; duruma biz alıştık, babamız görevli gidince,  kuzumuz bu şablona giriyor... Allahtan süre kısa da, fazla gerilmeden durumu toparlayabiliyoruz.
                        Akşam saatlerini hacı bekler gibi bekliyoruz... Annemiz işten dönecek, kapıdan içeri adımı atacak ve Cemre Kız şu talimatı verecek.:) " Sıkapiyi aç... babayla konuşacam.:))) Sağ olsun teknoloji... 2 yaşındaki çocuklarımızın bile kanına girdin ya...:))) Sikapi açılıyor... Babaya talimatlar veriliyor... Sipariş listesi geçiliyor... Sipariş derken:))) "Mama getir" diyor fıkaracık...:))) Çünkü babasının mama almaya gittiğini söylüyoruz küçük kuzuya.
                        Neyse oğlumcum; bugün itibariyle haftayı yarıladık.:) Darısı diğer yarının başına. Zor görevinde başarılar ve hayırlı dönüşler diliyorum senin için.:) Geldiğinde kutlama sofrası hazır olacak:)) Söz verdiğim pasta ve  göz bebeğin sarmalar:) baş köşede bekleyecek:))))

Gerekli malzemeler:

- 300 gr Kıyma
- 2 büyük soğan
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 5 Adet domates
- Maydanoz (birkaç dal ve isteğe bağlı)
- 5 Adet Bostan patlıcanı
- Domates ve sivri biber (Üzeri için)
- Tuz Karabiber

Yapılışı:

* Patlıcanlar alacalı soyularak, ortadan ikiye bölünür ve kızgın fırın içinde yumuşayıncaya kadar közlenir.
* Soğanlar küçük küpler halinde doğranır ve sıvı yağda pembeleşene kadar kavrulur.
* Kıyma ilave edilerek, kavurmaya devam edilir.
* Domateslerin kabukları soyularak küçük küpler halinde kesilip, kavrulan kıymaya ilave edilir. Suyunu salıp çektikten sonra tuzu, biberi ve ince kıyılmış maydanozları ilave edilir.
* İç malzeme, közlenmiş patlıcanların içine doldurulur, üzerine halka şeklinde doğranmış domatesler ve sivri biberler koyularak , biraz su ve yağ ilavesiyle  pişirilir.


AFİYET OLSUN:)

Çarşamba, Nisan 10, 2013

Beğendi (Pırasadan) Ve Mantarlı Tavuk Sote




                       Hiç pırasa sevmeyen Arnavut gördünüz mü? :)) Ben gördüm... Sevgili dünürüm Baki hiç sevmez:))  Bir gün bize geldiklerinde bu beğendiyi yapacağım. Bakalım anlayabilecek mi?:) Amacım zorla yedirmek değil tabii ki. Ancak, söylenmez ise asla anlaşılmaz. Başka bir ikram daha hazırlarım... Ola ki anlarsa ne yapalım, onu ikram ederiz.  Şaka bir yana gerçekten çok hoş bir yemektir. Özellikle bazı sebzeleri reddeden çocuklar için de biçilmiş  kaftan.:)  Bu da anneciğimin hoş ikramlarından biriydi ve bana ondan arta kalan yemeklerden biri... O zamanlar tavuk, kasaplarda bu kadar çok şekle girmediği için, anneciğim bu yemeği tas kebabıyla birlikte yapar ve ikram ederdi. Ancak; tavuk, işini iyi bilen kasaplarca , şekilden şekle sokulunca, bana da alternatif oluştu haliyle.:) Kırmızı eti çok sevmeyenler için harika bir seçenek.:))) Bu arada patlıcanın alternatifi olarak asla pırasayı görmüyorum... Etin yerine, tavuk... Patlıcanın yerine, pırasa değil...
Bu yemek başka ve özel bir lezzet diyorum. Deneyin ve görün...:))) Afiyet Olsun.

Beğendi için gerekli Malzemeler: (6 Kişilik)

- 750 gr Pırasa (Beyaz kısımları)
- 1 Soğan
- 1/2 Çay bardağı sıvı yağ
- 1 Su bardağı Süt
- 1+ 1/2 Yemek kaşığı  Un
- 1 Yemek kaşığı tereyağ
- 1/4 çay kaşığı Muskat rendesi
- Tuz ve karabiber

Mantarlı Tavuk Sote için gerekli Malzemeler:

- 600 gr Sotelik Tavuk
- 1 Büyük Soğan
- 1 er adet sarı, kırmızı ve yeşil dolmalık biber
- 1 paket kültür mantar (400 gr lık)
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 1 çay kaşığı Köri (tepeleme)
- 1 tatlı kaşığı tuz, biraz karabiber ve pul biber

Beğendinin  yapılışı:

* Pırasalar yıkanıp temizlendikten sonra beyaz kısımları önce ortadan ikiye daha sonra da 3 er cm lik parçalara bölünerek bir tencereye alınır.
* Pırasaların üzerine çıkacak kadar su ilave edilir, soğan küçük küpler halinde doğranır, biraz tuz ve sıvı yağ konularak çok az suyu kalana kadar haşlanır.
* Haşlanan pırasalar, bir süzgece alınarak soğutulur ve içinde kalan suyu süzülür.
* Süzülen pırasalar, blendıra alınarak püre haline getirilir.
* Un ve yağ, unun kokusu çıkana kadar kavurulur. Ilık süt, muskat rendesi ve tuz ilave edilerek, beşamel sos hazırlanır.
* Hazırlanan sosun içine, püre halindeki pırasalar ilave edilir ve bir taşım pişirilir. Göz göz olunca, beğendi hazır demektir.:)

Mantarlı Tavuk Sotenin yapılışı:

* Soğan küp küp kesilerek yağa atılır ve pembeleştirilir.
* Biberler, jülyen ya da istediğiniz formda kesilerek, kavrulan soğanlara ilave edilir.
* Sotelik tavuklar, kavrulan soğanlara eklenir.
* Mantarlar çok ufaltılmadan doğranarak, tencereye eklenir ve suyunu salıp çekene kadar pişirilir.
* Son olarak, tuz, köri ve diğer baharatlar eklenerek tencerenin altı kapatılır. (Sulu kalmamalıdır. Yağına kalmak tabir edildiği gibi olmalıdır.):)


Tekrar Afiyet Olsun:))


Pazartesi, Şubat 18, 2013

Soğanlı Köfte



           Bugün, sizlere bir Rumeli esintisinden daha bahsetmek istiyorum. Bu da sevgili babaannemden annemlere, onlardan da bana miras kalmış bir tarif. Köfte severler için biçilmiş kaftan. :) Kızartma olduğu için biraz ağır bir tarif ama her gün yemediğimize göre sorun yaşatmayacaktır diye düşünüyorum. :) Ben; bu soğanlı köfte için, babamla kendi adıma, annemden randevu alırdım neredeyse...:)  Sebebine gelince, aynı muhallebi çeşitlemelerinde olduğu gibi, köfte çeşitlemelerinde de üç kardeş arasında ayrı ayrı talepler söz konusuydu. Babamla ben sulu tencere yemeklerini severken, rahmetli ağabeyim ve kızkardeşim , kuru olanları tercih ederlerdi. :)   Aşçı gibi siparişleri alan anneciğimde ne yapsın, bir sefer birimizin gönlünü hoş ederken, diğer seferinde de bir diğerimizin gönlünü alırdı. :) Kuru köfte ile yarış halindeydi.  Sonunda bir çare bulundu...  Köfteler, soğanlı salçalı suyuna atılmadan bir kısmı ayrılıp, kuru köfte niyetine bırakıldı...:) Ve... didişme sona erdi. :)  Didiştiğimiz konulara bakar mısınız? :) Şimdi hatırladıkça gülümsediğim hatıralar bir zamanlar nelere sebep olabiliyormuş...  Keşke hepimiz bir arada olabilseydik ve köfte yüzünden didişmeye devam edebilseydik. :(  Bu yaşımda anlıyorum ki... Keşke dememek için, günü alabildiği ve olabildiğince yaşamak gerekmiş...  Hiç bir şey için geç kalmamanız ve keşke dememeniz dileklerimle...


Malzemeler:

- 500 gr Dana Kıyma
- 1 Soğan
- 1 Yumurta
- 2 Dilim bayat ekmek içi
- 2 Yemek kaşığı un
- 1 Tatlı kaşığı tuz
- 1 Tatlı kaşığı kimyon
- 1 Çay kaşığı karabiber
- 1/2 Su bardağı Un (Köfteleri bulamak için)
- Kızartmak için sıvı yağ


Sosu için:
- 3 Soğan
- 1 Yemek kaşığı biber- domates salçası
- 1/2 Çay  bardağı sıvı yağ

Yapılışı:

* Kıymanın içine ince rendelenmiş ve suyu sıkılmış soğan, ıslatılmış bayat ekmek içleri, baharatlar ve un ilave edilerek yoğurulur.
* Orta boy top şekli verilen köfteler, una bulanarak kızgın yağa atılır ve kızartılır.
* Üç adet soğan ay şeklinde doğranır, biraz tuz ilavesiyle yoğrularak öldürülür ve sudan geçirilerek acı suyu çıkarılır ve süzülür.
* Tencereye sıvı yağ konulur, süzülmüş soğanlar ilave edilir ve pembeleştirilir.
* Soğanlara sulandırılmış salça ilave edilir ve kızartılmış köfteler içine atılır.
* Soğanlar pişene kadar pişirilmeye devam edilir.

Not: Köftelerin içinde bulunan ve kızartılırken kullanılan un, salçalı suyu kısmen bağlayacaktır. Suyu azaldığı takdirde, çok sulandırılmadan göz kararı sıcak su ilave edilmelidir.

AFİYET OLSUN :)

Çarşamba, Şubat 06, 2013

Pili Kaşa

                                                                             
                          Yaşları arka arkaya sıraladığım  için midir? Bilemiyorum... Eskileri daha çok anmak istiyor ve çoğu zaman büyüklerimle olan anılarımı hatırlarken buluyorum  kendimi. Bayramları, ramazan sofralarını, büyük bir kalabalıklarla kalktığımız sahur yemeklerini, yeğenlerin, kuzin ve kuzenlerin doğum günlerini...  Hepsi çok debdebeli ve eğlenceli olurdu...  Her kafadan bir ses çıkar, çocuk bağırıntıları hiç eksik olmazdı. Ama son sözü hep babaanneciğim söylerdi... Küçücük, "Karamürsel Sepeti" diye tanımlanır ya... Öylesine ufacık, tefecik bir kadındı sevgili babaannem... Yedi evlat dünyaya getirmiş ama çocuğa doymamış, torunlarını da evlatları kadar, belki de daha fazla seven, sevgi dolu bir hanımcıktı... Bu kadar ufak tefekliğe karşın, çokta otoriter bir yapısı vardı... Mutfağını kimselere bırakmaz, geniş aile olarak oturduğumuz dört katlı evimizin temizliği konusunda, gelinleri ve kızları arasında ayırım yapmadan görev dağılımı yapar, kimseyi kimseye ezdirmeden, işlerin yapılmasını sağlardı.:) Biz çocuklar ise, evimizin arka bahçesindeki taşlık ta oynar, kah kümesteki tavuklara sataşır, kah bir parça kireç taşı ile çizdiğimiz seksek çizgilerinin üzerinde zıplayıp hoplardık... Hayat böylesine kolaydı anlayacağınız biz çocuk milleti için.:) Büyüklerin bu konudaki fikirlerini fazla aktaramayacağım, çünkü onlar da ser verip, sır vermezlerdi. :) Dikkatimi çeken tek şey, her şeyin yolunda gittiğine dair yüzlerindeki gülümsemelerdi. :)
                 Yine bir bayram sofrasından bahsetmek istiyorum sizlere... Dediğim gibi; minnacık babaannem, mutfağını kimselere emanet etmez,onca kalabalığa tek başına yemek yapar, kotarır, koyardı sofraya... Sizlere anlatacağım bu yemek bir Arnavut klasiği... Pili Kaşa... Pili... bilirsiniz "tavuk" demek. :) Anlaşılacağı üzere bu da bir tavuk yemeği ve şeker bayramlarında özellikle yapılan bir yemekti. Kurbanlarda ise tahmin ettiğiniz üzere "kavurma" günün ana yemeği olurdu. Sevgili babaanneciğim;  nereden bilecektik ki; bir gün bilgisayar diye bir teknolojik devrim yaşanacak...benim de bir bloğum olacak... Ve bu güzel yemek burada hayat bulacak... Nur içinde yat. Mekanın cennet olsun. Oradakilere iyi bak babaanneciğim...

Malzemeler: (5-6 kişilik)

- 1.5 kg lık Bütün Tavuk
- 1 Büyük Soğan
- 1 Büyük Havuç
- 1 Su bardağı Un
- 6-7 Diş sarımsak
- 3 Yemek kaşığı Tereyağ
- 3 Su bardağı Tavuk Suyu
- Tuz, Kırmızı biber

Yapılışı:

* Bütün tavuk ayıklanıp, yıkanır. Soğan bütün olarak, havuç iki üç parçaya bölünerek 2 litre haşlama suyuna ilave edilir ve haşlanır.
* Haşlanmış tavuk didiklenerek bir tabağa alınır.
* Tereyağ eritilir ve içine un ilave edilerek kavrulur. Unun rengi döndüğünde ve kokusu çıktığında kavurma işlemi tamamlanmış olur. (Kahve köpüğü renginde)
* Kavrulmuş una, üç su bardağı tavuk suyu ve dövülmüş sarımsaklar ilave edilerek, koyu muhallebi kıvamında pişirilir.
* Servis için pişirilen sos, tabağa dökülür, üzerine didiklenmiş tavuk parçaları atılır. Son olarak, kırmızı biber yağda kavrulur ve tavuk etlerinin üzerine gezdirilir.

Bakır tepsilerin içindeki unutulmaz görüntü, sadece belleğimde... Ne yazık ki aktaramıyorum. :(

AFİYET OLSUN. :)


Salı, Şubat 05, 2013

Köfteli Kebap



                                                                                                                                                                                                      Eskiden ramazan ayını dört gözle beklerdik. Sıcak pide alınacak... İçine gönlümüzce nevale koyulacak ...
Sonrası mı? :))) Söylemeye dilim varmıyor.:)))  Artık günün hangi saatinde isterseniz, karşınıza çıkan her fırının raflarında dizim dizim...  Küçüğü, büyüğü, yumurtalısı, yumurtasızı, kepeklisi, tam buğday unlusu, susamlısı, çöre otlusu... derken, çileden çıkıyor insan... Ben sadece bir pide istiyorum... Aynı eski ramazanlarda, mahalle bakkalından aldığım pideden... Pide olunca işin ucunda ;) Sahura kalkanı da çok olurdu evimizin... İftar yapanı da... Melahat Sultan girer mutfağına,  kıymalı tiritinden başlar, köfteli kebabından çıkardı. Her damak kendi lezzetini fazlasıyla bulurdu o sofralarda.  Babam " çervişi bol olsun" diye mırıldanırken, kardeşlerimle ben akşama çıkacak sütlü tatlının , pirinçli sütlaç olarak mı? sade muhallebi olarak mı? yoksa kakaolu muhallebi olarak mı?  hayat bulması konusunda, anlaşmaya varmak için çekişir dururduk... Canım anneciğim herkesin gönlü olsun diye sıraya koymuştu şu tatlıları, bir gün benim için sütlaç, ertesi gün kız kardeşim için kakaolusu, bir ertesinde de rahmetli güzel ağabeyimin isteği olan sade muhallebi yapılırdı. Kimsenin gönlü kalmazdı anlaşılacağı üzere...Pideye tekrar geri dönersek, onlar böyle raflarda dizim dizim durduğu müddetçe, ramazanda pideyle yapılan yemeklerin de bir özelliği kalmadı... Hoş... Tatları da eski tad değil ya... Neyse... Buzdolabımda köftelerim, buzluğumda donuk bir parça pidem olunca...Eskileri yad etmeden nasıl geçeyim? :) Hadi buyurun sofraya..:)

Malzemeler:

- 1/2 kg kıyma (az yağlı)
- 1 Su bardağı ekmek içi
- 1 Yumurta
- 1 Soğan rendesi
- 1 Yemek kaşığı Antep salça
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1/2 tatlı kaşığı karabiber
- 1 Tatlı kaşığı Kimyon
- 3-4 Yemek kaşığı sıvı yağ
- 2 yemek kaşığı maydanoz (ince doğranmış)

Yapılışı:

* Tüm malzeme yoğurulur ve istenilen şekil verilir.
* Teflon tavada az yağ ilavesi ile kızartılır.
* Pideler küçük küpler halinde kesilip fırın ızgarasında ısıtılır.
* Küçük bir kapta, 1 yemek kaşığı salça bir çay bardağı su ilavesiyle sulandırılır, içine 1/4 tablet et suyu ve 2 yemek kaşığı yağ ve bir tutam tuz ilave edilerek kaynatılır. Çok sulu olmaması için 1 tatlı kaşığı mısır nişastası ile bağlanır.
* Sos, kızarmış pidelerin üzerine dökülür ve üstlerine köfteler yerleştirilir.
* Yoğurt eşliğinde servis yapılır.

AFİYET OLSUN:)