Poğaçalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Poğaçalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Şubat 20, 2015

Katmerli Elmalı Ponçik... Bir zamanlar çocuktum...







                                  Çocukluğuma ve genç kızlığıma döndüm geçtiğimiz salı günü... Hani çocukken; boyunuz nedeniyle, başınızı kaldırıp yukarı doğru bakarak gördüğünüz insanlar vardır. Hele hele boylu posluysa, kendinizi minicik hissettiğiniz... Hatta; huyu, suyu da ağırsa...Giderek ufaldığınız... Tam 38 yıl önce, son defa gördüğüm, hayatımda rahmetli ağabeyim kadar derin çizgiler bırakarak, Almanya ya okumaya giden ve sonrada hiç görmediğim bir canla birlikteydim. 38 yılda öylesine biriktirdiklerimiz vardı ki; neresinden başlayacağımı, hangisi anlatacağımı, ne kadarını dinleyebileceğimi bilmeden, sadece bakarak, yılları nasıl devirdiğimizi hesaplamaya çalıştım.:( Birileri için, ömür bile olamayan 38 koca yıl...Tıpkı 27 yaşında toprağa verdiğim güzel kardeşime olduğu gibi...
                                 Yanıma geldiğinde artık boyumuza dair mesafeler çoktan aşılmıştı...Sadece; yıllardan oluşan, anlatacakların biriktiği 38 yıl vardı mesafe olarak...
                                Sevgili Haluk ve kızkardeşi Zerrin, çocukluğumuzu ve gençliğimizi paylaştığım, ağabeyimin can kardeşi, beni ilk gece klübüne götürenler...Dostluğu, korumayı ve kollamayı öğrendiklerim...bana hayatta dik durmayı öğretenler...Takip etmem gereken, güvenli yolları işaret edenler...
                                 Kardeşimin kaybından sonra, hayat bizleri farklı yollara sürükledi, eğitim için Almanya'ya giden, sonra da orada kalan bu güzel dostu hiç mi hiç göremedim.:( Hatta burada olup, kardeşimin arkadaşı olan kimselere selam bile veremedim.:( Öylesine yıkılmıştım ki, kaybettiğim sadece kardeşim değil, benim hayat koçumdu... Yine de, sanki acelesi varmış ve geleceği görmüş gibi... teknik olarak yaşamı bana öylesine özetleyip nakşetmişti ki, hayat yolunda gerçekten hata olduğunu kabul ettiğim bir gerçek! birkaç ta ufak etkisiz hatadan başka hiç tökezlemedim. Tabii ki bunu kendi gerçeklerimin ışığında söylüyorum.:)
                             Anlayacağınız sevgili arkadaşlarım; yıllar sonra, kardeşime dair ağlamadan konuştuğum, en güzel anılarıyla andığımız çok güzel bir yaşadım. Dışarısı çok soğuk ve lapa lapa kar yağıyordu. Ama bir masa başında sıcacık, buram buram hasret kokan bir sohbet vardı...
Sevgili Haluk ve Zerrin kaybettiğimiz yılları bir rafa kaldırdık. Geri kalan hayatıma hoşgeldiniz...

                             Bu katmerli ponçiğin tarifini vermemi ister misin? :))) Muhteşem:) bilginize...

  Malzemeler: (24 adet ponçik)

- 1  Yumurta
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı ılık su
- 1 Çay bardağı ılık süt
- 1+ 1/2 Çay bardağı Toz şeker
- 100 gr Tereyağ (oda sıcaklığında)
- 100 gr Tereyağ  (eritilmiş)Ara katlara sürmek için)
- 1 Çay kaşığı Tuz
- 1 Paket Instant Maya (Dr. Oetker)
- 1 paket vanilya (Damla sakızlı Dr. Oetker)
- 4,5 - 5 Su bardağı Un (Toparlanana kadar) Unun kalitesine göre değişebilir. (yumuşak hamur)

İç malzemesi:

- 4 Elma (rendelenmiş)
- 1/2 Su bardağı kuru üzüm)
- 1 Su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı kuru meyve parçacıkları
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

* Rendelenmiş elmaların üzerine, şeker ve diğer malzemeler eklenerek,pişirilir. Altı kapatıldıktan sonra tarçın ilave edilir ve soğutulmak üzere bir kenara alınır.

Yapılışı:

* Derin bir kapta,  un haricindeki tüm malzemeler karıştırılır.
* Un yavaş yavaş ilave edilerek, kulak memesi kıvamında bir hamur oluşturulur.
* Hamurun üzeri streç folyo ile sarılarak mayalanmaya bırakılır. (Mayalanmayı; kışın kaloriferin üzerinde, yaz aylarında oda sıcaklığını yetmediği durumlarda 45-50  dereceye kadar ısıttığım fırının içinde gerçekleştiriyorum.)
* Mayalanan hamur, 16 eşit parçaya ayrılır.
* Sekiz parça mayalı hamur, her biri kahvaltı tabağı büyüklüğünde açılarak arasına eritilmiş tereyağ fırça yardımıyla sürülür. 8 er parçalık , 2 grup hamur elde edilir.
* Tereyağlarının donması için buzdolabında 15 dakika kadar dinlendirilir.
* Buzdolabından alınan hamurlar, açılabileceği büyüklükte açılır, önce dörde, sonra her bir çeyrek parça 3 e bölünerek, üçgen şeklinde 12 parça ponçik hamuru hazırlanır. Diğer gruba da aynı işlem uygulanır.
* İçlerine hazırlanan elmalı malzeme doldurularak, sigara böreği gibi sarılır ( üzerine yumurta sarısı sürülebilir ya da piştikten sonra pudra şekeri serpilebilir) ve 170 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Pazar, Ocak 25, 2015

Poğaçalar sıcak sıcak...Ve; Kuzucuğum ilk karnesini aldı...:))


Poğaçaların dumanı üstünde...




Eh! bir de çörek var. Onun da hamuru portakal kabuğu rendeli...



Bir de kuzu var:))) Elinde karnesiyle. Buna pudra şekeri mi yoksa tarçın mı serpip yemeliyim bilemedim:))



               Can dostlar; camın önünde karne beklemeyeli çok uzun yıllar geçmiş.:)) İlkokulda veli eşliğinde verilen karneler daha sonra, yaşlar büyüdükçe kendi kendine alınır olmuştu:) Kendilerini veli korumasında hissetmek istemeyen çocuklarımızın, ergenlik çağı hikayeleri oldukça komiktir. Benim yaşıtlarım yaşamıştır ve iyi bilirler. Bu defa başka bir pencereden bakıyorum...Torunumun karnesini bekledim efendim...Sonunda; göğsünde kırmızı kurdelesi, elinde bir tomar karnesiyle çıkageldi:)) Kapıdan içeri girdiğinde sanki daha büyümüştü...Daha dün gibi onu kucağıma verdikleri gün...Zaman çok acımasız, akreple yelkovan birbirini takip etmekten asla yorulmuyor... Ve birileri büyürken, birileri aldığı yaşlarla yaşlanıyor. Olsun varsın; sağlıkla, nice karnelerini, güzel günlerini, koca koca diplomalarını hatta gönlünü çalacak delikanlıyla, gelinliğini giymiş el sallarken hallerini görmek istiyorum. :) Hayat böyle bir şey işte... Hep isteyip duruyoruz. Tanrı mutlaka duyuyordur sesimi, ne kadar gönülden istediğimi, mutlaka bana hak tanıyacaktır diyorum.:))
                Burada; çok genç henüz anne olmuş, anne olmak için vakit saymakta olan ya da  çiçeği burnunda evli olan çok arkadaşım oldu. Tabii ki aynı yaşlarda olduğum arkadaşlarım da var.:) Hepinize, öncelikle evlatlarınızın ve onların evlatlarının iyi günlerini görün demek istiyorum.
                Cemroşum karne getirecek ya, sabah giderken çörek ve poğaça siparişini de unutmadı.:)) Ben de yapmışken sizinle paylaşayım dedim:))
                 Bu aralar özel nedenlerimiz ve benim gezentiliğim nedeniyle:))) Bloger arkadaşlarımı çok ihmal ettiğimin farkındayım ama havanın güzelliği beni vurdu arkadaşlar, sabah sırt çantamı taktığım gibi, eşofman ve spor pabuçlarımla düşüyorum yollara...Allah nereyi kısmet ederse oralarda oluyorum.:)) Sizinle paylaşacak o kadar güzel şeyler biriktiriyorum ki...:) Beğeneceksiniz sanıyorum. Güneşli günler maceralarımla yakında karşınızda olurum.:)) AFFEDİN LÜTFEN.

Peynirli poğaça için gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta sarısı
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı Zeytinyağı
- 125 gr Becel (tereyağ tadında)
- 1 paket mahlep ve susam aromalı kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı ince pul biber (Silme)
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- 3 +1/2 Su bardağı un

İç malzemesi:

- 1 yumurta akı
- 1 çorba kaşığı ince doğranmış dereotu
- 150 gr beyaz peynir

Üstüne sürmek için, bir yumurta sarısı, susam ve çörek otu.

Yapılışı:

* Yumurta sarısı, yoğurt, zeytinyağı ve oda ısısındaki Becel (tereyağ tadında) bir kapta karıştırılır.
* Kabartma tozu ve un, elenerek sıvı karışıma eklenir.
* Pul biber ve nane de eklenerek yumuşak bir hamur tutulur.
* Hamur yarım saat kadar dinlendirilir.
* Tezgaha biraz un serpilip, hamur 1 cm kalınlığında açılır.
* Bir su bardağı ağzı ile kesilir ve içine peynir karışımı koyularak, ağzı kapatılır.
* Poğaçaların açılmaması için, kapatılan yeri tepsiye gelmek üzere yerleştirilir.
* Üzerine, yumurta sarısı, susam ve çörek otu serpilerek, 175 derece önceden ısıtılmş fırında pişirilir.
               
AFİYET OLSUN:)

Salı, Kasım 11, 2014

Simit sever misiniz? Kocaman "Evet"leri duyuyorum:))



Hamurumu tuttum ve mayalanmaya bıraktım:) Bugün hava güzel mayalanma doğal yollardan olabilir.


Şu susam nereye girse, hem görüntü hem lezzet patlaması yaşatıyor.



                           Gelelim bu günün hikayesine... Hava güzel, güneşli tam yürünecek ve dükkanlara girip çıkılacak gibi. Ama nerdeee... Bizim prenses yeni doğrultmuştu kendini, baştan vurdu kafayı yatağa.:( Bu seneki gripten fazlaca aldık nasibimizi.:( Grip, gripliği ile kalsa yine, "hadi neyse paçavra hastalığı, ilaç içersen 7 günde, içmezsen bir haftada geçer" diyeceğiz ama öyle değil işte. Orta kulak iltihabı, dış kulak yolunda sıkıntı, idrar yollarında sıkıntı... Hatta bazı dostlardan aldığım haberlere göre, vücutta döküntü gibi bazı tuhaf etkileşimleri bile olabiliyormuş. Antibiyotik kullanmayı sevmeyen yeni sistem doktorlar, antibiyotiksiz çözüm bulamıyorlar. Geçecek diyoruz ve hakkımıza razı oluyoruz. Bu arada anlaşılacağı üzere, yavru kuş evde ve nasıl vakit geçireceğimiz konusunda sabahtan program yapıyoruz.:) Tabi bu programı ateşin düştüğü saatlerde uygulamaya koyuyoruz.:) Çünkü derece 39 üzerine çıkınca,seriliyor kucağıma:(
                          İşte meşguliyetlerimizden biri bu güne özel... Simit... Evde sevmeyen yoktur, bizim ufaklıkta dahil bu kadroya:) Ama dışarı çıkamıyoruz ve artık eskisi gibi sokak aralarında bağırarak dolaşan ve akşam üzeri çaylarına yarenlik eden simitleri satan simitçiler yok. Onlarda, gelişimden:))) nasiplerini aldılar ve belediyelerin süslü püslü simitçi tezgahlarında, köşe başlarını tuttular.
Peki bu şartlarda ne yapacağız? Tek seçenek;))  evde imal edeceğiz. Doğruyu söylemek gerekirse, evimizde bunca sevilmesine rağmen, simidi evde yapmayı hiç denememiştim. Sanıyorum sokak simitçisinden alıp, yanına peynir, domates ve dumanı tüten bir çay ile kombinlemek öylesine yaygınlaşmış ki, yapmak aklıma bile gelmedi. Ama bloglarda yapan arkadaşlarımı gördükçe, "bir gün mutlaka" demeyi de ihmal etmiyordum. İşte gün, bu günmüş...
                          Tarif. Refika'dan, yarım ölçü uyguladım. 120 gr lık 6 tane büyük simidimiz oldu:)) Bir de küçük simidimiz...Yakında, zeytinli ve kaşar peynirlisini deneyeceğim. Bir kere bulaştım artık:))  Refika Hanım'a teşekkürler.

Gerekli Malzemeler:

- 500 gr un (Sinangil)
- 300 ml ılık su
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 1 Tatlı kaşığı tuz
- 1+1/2 çay kaşığı kuru maya

Simitleri batırmak için:

- 1/3 bardak üzüm pekmezi
- 1/2 çay bardağı su
- 1 tatlı kaşığı un
- Yeterince yarı kavrulmuş susam

Yapılışı:

* Un ve tuz elekle elenerek havalandırılır.
* Maya ve şeker ılık suyun içine karıştırılarak, 10 dakika kadar beklenir.
* Elenen unun ortası açılarak, mayalı ılık su ilave edilir ve un yavaş yavaş kenarlardan alınarak, hamur yoğurulur.
* Mayalanması için beklenir.
* Susamlar, bir teflon tavada biraz kavrulur ve pembeleştirilir.
* Mayalanan hamur, 6-7 bezeye ayrılır.
* Her beze, ikiye bölünerek, avuç içi ile uzunlamasına inceltilir.
* İnceltilen hamurlar, birbirine sarılarak, örgü şekli verilir.
* Üzüm pekmezi, su ve un derin bir kapta karıştırılır.
* Örgü şekli verilen hamurlar önce pekmezli karışıma sonra da susama batırılır.
* 200 C derecede önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN.:)

Cuma, Aralık 13, 2013

Mercimekli Poğaça. Hafizem çayları hazırla:) Bunda maya yok! :))



                               
                       Mercimek pişirince, yarım bardakta poğaça içi için ilave etmeyi unutmayın arkadaşlar. Bir poğaçaya, kıyma ve sebzelerden sonra en çok yakışan  malzeme herhalde. Büyük kızım hafta içi yorgunluğum nedeniyle, hafta içi yenilecek yemeklerimizi, tatil günlerinde yapıp buzdolabına koyuyor çok şükür:)) Bu nedenle; bana da sevdiğim işlerle uğraşmak için daha bolca vakit kalmaya başladı. Küçük kuzumun Mart ayındaki yaş gününü atlattıktan sonra, uzun boş zamanlara ihtiyacım olacak...Niye mi? Ben hayatımı hem özel ders vererek kazandım hem de bir şirketin üst düzey yöneticiliğinden emekli oldum. Yani sözün özü, dikiş dikmekle hobi olmaktan öte uzak yakın hiç bir ilişkim olmadı:))) Çocuklarıma ve kendime uzun yıllar bir şeyler dikip, kotardım ama terzi olabilecek kadar kendime güvenmedim hiç... Ne zamana kadar mı? :))) Büyük kızımın gelinliğini ve duvağını dikene kadar...Yaaa İşte böyle arkadaşlarım.:)) Allah kısmet ederse 2014'ün Ağustos Ayında da küçük kızımı evlendiriyorum. Birine yap, birine yapma olur mu? Olmaz tabii:))) Evet! yeni boş zamanlara küçük kızımın gelinliği ve duvağı için ihtiyacım olacak. Umarım Tanrı bana bu gücü kısmet eder, onu da yüzümün akıyla çıkarırım ortaya:) İşte sevgili dostlarım Nisan- Mayıs aylarında yavaş yavaş başlayacağım, ancak bitiririm. Dualarınızı eksik etmeyin.:) Annem, herhangi bir şey dikmeye başlayacağı zaman, "Elim kuş olsun, popom taş olsun" derdi.:))) Ben de bu nakaratı  söyleyerek başlarım  artık:))

Gerekli Malzemeler:

- 1 Yumurta (akı içine sarısı üstüne)
- 1 Çay bardağı Süt
- 1 çay bardağı Sıvı yağ
- 125 gr Margarin
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Tatlı kaşığı mahlep
- 1 çay kaşığı tuz
- 2 yemek kaşığı Toz şeker
- 1 Paket Kabartma tozu
- 1/2 demet dereotu (ince kıyılmış)
- 4 Su bardağı Un.

İç Malzemeleri:

- 1 Kase Haşlanmış Yeşil Mercimek
- 1/2 Yemek kaşığı biber- domates salça
- 1 Havuç (ince rendelenmiş)
- 1 büyük soğan (küçük küpler halinde doğranmış)

Yapılışı:

* İç malzemeyi hazırlamak için, soğanlar doğranır ve bir miktar yağda pembeleştirilir.
* Salça ve rendelenmiş havuç ilave edilip kavrulmaya devam edilir.
* Son olarak mercimekler eklenip, biraz kavrulur ve soğuması için kenara alınır.
* Hamur için sıvı malzemeler bir kaba alınır ve karıştırılır.
* Un, kabartma tozu ve mahlep, azar azar sıvı malzemelere eklenir.
* Son olarak, ince doğranmış dereotu karışıma ilave edilir ve kulak memesi kıvamında bir hamur elde edilir.
* Hamur yarım saat kadar dinlendirilir. İstediğiniz şekilde içleri malzemesi ile doldurulup, yumurta sarısı sürülerek, 175 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Çarşamba, Aralık 04, 2013

Sandviç Ekmekleriniz Hazır... Haydi Buyrun...:)


Küçük Sandviç ekmeklerimiz yapıldı ve evde ne varsa nevalesi ile buluştu...


Hangi aşamalardan mı geçtik??



Mayalandık... Yumurta sarısı ve susamla süslendik...


Bir kısmımız susamsız kaldık, çünkü; nutella ile tüketildik:))


Artık; salam, kaşar peynir ve zeytin ezmesi üçleme için hazır vaziyetteyiz...



            Havalar soğuyup evlere kapandığımızdan beri, sanki; bloglarda bir hamaratlık baş gösterdi. Herkes arı gibi çalışıyor.:)) Benim çok hamarat olmaya vaktim yok ama arada vaktim oldukça yapmaya çalışıyorum bir şeyler.:)) Evimizin pasta sezonu henüz açılmadı. Benim kuzuların yaş günleri, Mart Ayı itibariyle başlar ve ard arda devam eder. Yani yılbaşında yapmayı düşündüğüm pastadan sonra, Mart'a kadar pasta yok:))  Bu yıl küçük kuzunun yaş günü pastasını, nasıl hazırlayacağım henüz tasarlamadım. Anneciği ile birlikte bir karar vereceğiz  ve hangi kahramanları canlandıracaksak, tüm davetimizi de ona göre tasarlayacağız.:)) Maketleri ben yine Ocak ayı ortalarında yapmaya başlarım. Geçen yıl, "Şirinler" di, kahramanlarımız. Bu yıl daha büyüdük, yeni yeni kahramanlar, çizgi filmlerde gördüğü karakterler girdi hayatına... Soracağız bakalım, o ne isteyecek. Artık onunda söz hakkı var...:)) Haydi çaylarınız hazırsa, sandviçler de hazır... Buyrun!

Gerekli Malzemeler:

- 1 Su bardağı ılık süt
- 1 Yumurta (Akı içine, sarısı üzerine)
- 1 Paket toz maya (Dr.Oetker)
- 2 Yemek kaşığı toz şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz (azaltılabilir)
- 1/3 su bardağı sıvı yağ
- 4 Su bardağı Un

Yapılışı:

* Süt ılıtılır,  içine maya ve şeker ilave edilerek , kabarması sağlanır.
* Bir karıştırma kabına, un elenir, yumurta akı, sıvı yağ ve kabarmış maya+şeker karışımı ilave edilerek yoğurulur.
* Yoğurulmuş hamur; üzeri örtülerek mayalanması için ılık bir yerde 1 saat bekletilir. (Kaloriferin üstüne koyuyorum)
* Mayalanmış hamurdan iri ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılarak tepsiye dizilir ve tepsi mayası oluşması için tekrar 20-25 dakika daha beklemesi sağlanır.
* Mayalanan sandviç ekmeklerinin üzerine yumurta sarısı + 2 yemek kaşığı sıvı yağ karışımı eklenerek sürülür.  Susam, haşhaş, ay çekirdeği ile süslenebilir.
* 170 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)




Salı, Nisan 16, 2013

Peynirli Poğaça





                           Yalancı baharımıza, çok çabuk inandık galiba... Oyununu oynayan da, Nisan Ayı oldu. Benim bildiğim; eskilerin deyimiyle "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" dı galiba...:) Eh! Artık Mart betimlemesini, Nisanla değişirsek daha bir uygun olacak... Neredeyse evimizin kaloriferleri, akşamlar da dahil olmak üzere 15 gündür yanmıyordu. Son iki gündür gece yatana kadar yakıyoruz.:) Ne yapalım, kış görmeden, yaza çıkmak zor.:)   İllaki bitecek bu gri günler:)    Hava gri, bizim serçe uykuda...Ve ben sıkılıyorum... Kalkınca simit diye tutturacak.:) Sabahtan girizgahını yaptı çünkü:)    Ben de; ona, üzerindeki susamlarla kandıracak bir ikindilik hazırladım. Eh güzel de oldu hani...:) Yanına da bir bardak çay... Ruh halim bu havayı, ancak böyle kaldırabilir.:) Hepinize güneşli günler dileklerimle...

Malzemeler:

- 1 Yumurta (Akı içine sarısı üzerine sürülecek)
- 1/2 Su bardağı Süt
- 125 gr margarin (Oda ısısında)
- 1/2 Su bardağı Yoğurt
- 1/2 Su bardağı Sıvı yağ
- 2 yemek kaşığı sirke
- 1 paket kabartma tozu (mahlepli-susam aromalı Dr.Oetker)
- 1 Tatlı kaşığı tuz
-  3 1/2 Su bardağı un

İç malzemesi:
- 150 gr peynir ve maydanoz

Yapılışı:

* Tüm sıvı malzemeler, bir kap içinde karıştırılır ve homojen bir karışım elde edilir.
* Oda ısısındaki margarin, sıvı karışıma eklenir ve parmak uçlarınızla ufalanır.
* Un ve kabartma tozu elenerek, sıvı karışıma ilave edilir ve yumuşak bir hamur elde edilir.
* Hamur 15-20 dakika dinlendirilir ve iri ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak, istediğiniz bir iç malzeme ile doldurulur.
* Üzerine yumurta sarısı ve zeytinyağ karışımı sürülüp, susam serpilerek, 175 derece sıcak fırında kızarana kadar pişirilir.


AFİYET OLSUN.:)

Cumartesi, Şubat 09, 2013

Küçük Tombik Ekmekler



                Simit, peynir, domates, salatalık, biber... Benim muhteşem beşlim. :) Sabah, öğlen, akşam yiyebilirim ve başka da birşeycik istemem. :) Yazın al eline serin meşrubatı yanında bu beşli... Kışın sıcacık bir çay ve yine bu beşli... Yakışmadığı hiç bir mevsim yok. :) Kış aylarında,  sadece domates, salatalık ve biber sera oluyor, değişiklik bununla sınırlı. Ben razıyım simidin yanında olsun da, varsın sera olsun. :) Benim gibi, sevgili babaannemiz Jale de çok sever. Pazartesi günleri geldiğinde, öğlen yemeklerimizi bile böylesine süsler bu güzellikler. :) Eh biz iki dünür kardeş, oturup tatlarına bakmaya başlayınca, bizim küçük cimcime de önce göz alışkanlığı, sonrasında da tatmaya başlayarak bir simit  fanatiği oldu. :) Öylesine fanatik ki... Yemeğini yedirebilmek için, " bitirirsen sana da vereceğiz" diyerek kandırmaya bile başladık desem yalan olmaz. Son zamanlarda simidimize eşlik eden bir üretim daha var. :) Küçük tombik ekmekler . O da, simit kadar sevildi hepimiz tarafından. İçine ne isterseniz koyabilirsiniz. İsterseniz; peynir, ceviz, Antep tadı biraz salça ve bir iki diş sarımsakla tatlandırdığımız bir krema, ya da; yine beyaz peynir, labne peyniri, dereotu, ve sarımsakla tatlanmış bir başka krema... Olmadı bir dilim kaşar ve salam... Gönlünüz hangisini isterse... Hemen fırından çıkmış dumanı üstünde bu güzel tombikleri, boş bile yeseniz harika oluyor.
             "Simidin pabucunu dama mı attı ?" diye sorarsanız... Cevabım "hayır tabii ki" :) Ama bir hafta simit partisi yapıyorsak, bir hafta da bu güzel ekmekçikleri yiyoruz dost soframızda. Çayınızın yanında, simidiniz ya da sıcacık tombik ekmekleriniz ve aynı sıcaklıktaki dostlarınız hiç eksik olmasın. :) Sevgiyle kalın.

Malzemeler:

- 1/2 Su bardağı Süt
- 1/2 Su bardağı Su
- 1 Yumurta (Akı içine, sarısı üzerine)
- 1 Paket Instant Maya (Dr. Oetker)
- 1 Tatlı kaşığı tuz
- 2 Yemek kaşığı Toz şeker
- 1/4 Su bardağı sıvı yağ
- 3,5-4 Su bardağı un

Yapılışı:

* Su ve süt karışımı bir cezvede ısıtılır. (El yakmayacak sıcaklıkta, Ilık)
* Isınan süt su karışımının içine şeker ve maya koyularak eritilir.
* Un ve tuz elenerek ortası havuz biçiminde açılır. (3,5 su bardağı un elenmeli unun cinsine (hamurun kıvamına ) göre 1/2 bardak un daha sonra ilave edilmelidir.)
* Sıvı karışım, yağ ve yumurtanın beyazı, unlu karışıma eklenerek hamur toparlanır.
* Hamurun üzeri hava almayacak şekilde strech ile örtülerek mayalanmaya bırakılır. ( 1 Saat)
* Gözenekler oluşup, hamur 3 katı oranında kabarınca, hamurdan iri ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak şekil verilir ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirilir.
* Hamurlar, tepside 15-20 dakika daha mayalanmalıdır.
* Yumurta sarısına, iki yemek kaşığı sıvı yağ eklenerek, küçük ekmeklerin üzerine sürülür.
* Sıcak fırında 170 derecede  pişirilir.

AFİYET OLSUN :)

Salı, Ocak 08, 2013

Rüzgar Gülü Poğaça




      Biz; evimizin en büyük ve en küçük kızları olarak poğaça çeşitlerini çok seviyoruz. Sanıyorum bu ortak paydayı, Cemremin yeni çıkmakta olan, benim ise tedavi sürecinde olan dişlerimiz sonucunda oluşturduk. Herkesin anlayacağı üzere her ikimizinde yumuşacık birer poğaçaya ihtiyacımız vardı.:) Cemrem önlüğü takıp, mutfağa girecek değil ya! O, ayağımın dibinde " Ali Babanın ciftiğinde ayı vaa... vısss... demiş" diye, kendi lisanınca mırıldanırken, anneanne olarak vazife bana düştü.:)  Eh! benimde canıma minnet... Girdik mutfağa ve kolları sıvadık, önce dolabımızı gözden geçirdik, malzeme olarak nelerimiz var diye. :) Yarı yolda kalmayacağıma karar verince de başladık imalata... Malzeme yerinde, nağmeler güzel, elektrikte var... Bundan sonra imalata geçmemek biraz ayıp olacaktı küçük kuzuya.:)  Şimdi sıra bu poğaçaya isim bulmaya geldi. Karşımdaki küçük cadı, yaz aylarında ilk defa tanıştığı rüzgar gülleri ile ilgili bilgisini, 2011 yılında 7,5 aylıkken pusetiyle, 2012 yılında ise, 19,5 aylık bir abla olarak katıldığı "Cumhuriyet Bayramı" yürüyüşünde eline verdiğimiz rüzgar gülü şeklindeki Türk Bayrağı ile iyice pekiştirmişti. Ona, yeni mamamızın rüzgar gülü poğaçası olduğunu söyledim. :) Şeklini de kıyısından köşesinden benzettim. Tek korkum " Bunu döndür" demesiydi, çok şükür, yerken soru sormayı unuttu. :) 

Malzemeler: 24 adet

- 2 Yumurta (birinin sarısı ayrılacak üstlerine sürmek için)
- 1/2 Su bardağı krema
- 125 gr tereyağ  (Oda sıcaklığında)
- 50  gr margarin  (Oda sıcaklığında)
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 1 Çay bardağı Süt
- 1 tatlı kaşığı mahlep
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 Çorba kaşığı toz şeker
- 1 Paket kabartma tozu
-  Aldığı kadar un ( Yaklaşık 3,5-4 bardak) Unun cinsine göre değişebiliyor.

İç malzeme
- 200 gr beyaz peynir
- Dereotu
- 1 Yumurta 
- 2 Yemek kaşığı Labne peyniri

Yapılışı:
* Yumurta (2 yumurta akı +1 yumurta sarısı), krema, tereyağ, margarin, süt, sıvı yağ, toz şeker ve tuzla birlikte iyice karıştırılır.
* Mahlep, kabartma tozu, ve un ayrı bir kaba elenir.
* Elenen un birkaç defada sıvı malzemelerin içine katılarak, hamur oluşturulur.
* Hamurun buzdolabında en az 1 saat dinlendirilmesi gerekir.
* Dinlenmiş hamurdan iri bir ceviz büyüklüğünde parçalar alınır, el ayası yada tezgah üzerinde yuvarlak (Çay tabağı büyüklüğünde)  hamurlar oluşturulur.
* Beyaz peynir, ince  doğranmış dereotu, labne ve yumurta karışımından oluşan karışım, içlerine koyulur ve bohça biçiminde kapatılır. (Şekli itibariyle peynirin eriyip tepsiye akmaması için; içe, yumurta mutlaka ilave edilmelidir.)
* Oluşturulan bohça poğaçaların kenarlarına, mutfak makası ile küçük kesikler atılır ve birleşim yeri tepsiye gelecek  şekilde dizilir.
* Yumurta sarısının içine birkaç damla sıvı yağ katılır ve poğaçaların üzerine sürülür.
* 175 derece sıcak fırında üstü kızarana kadar pişirilir.
AFİYET OLSUN:)