Geleneksel hamur işleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geleneksel hamur işleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 22, 2016

Yoğurtlu Semizotu ve Fellah Köftesi... Mutfakta terapi zamanı...






                        Tam okul günlerimden kalma bir pazar günüydü... Hani, şu ertesi gün okul olduğunu bildiğiniz ama kendinizi yorgun hissettiğiniz, sınavınız vardır ama, içinizden çalışmanın gelmediği... işte tam o cinsten... Doluya koyarsınız almaz, boşa koyarsınız dolmaz...
                        Televizyonu açsanız hayır bir haber yok, küçük kuzu bile günden etkilenmiş, birisi parmağını değdirse ağlamaya başlıyor ve susmuyor...
                         "Yarabbim bu ne ağırlık" dedim ve attım kendimi mutfağa doğru. Kuzunun annesi geçen gün yediği bir yemekten bahsetti. "Müthişti" diyerek aklıma kazıyıverdi. Anlattığı yemek bizim bildiğimiz fellah köftesi.:) Neden fellahtır onu da bilmem hani... Bizim Hatayımızda çokça yenir ve baharatlı karışımları sevenler gayet iyi bilir. Kestirmeden bulgur köftesi işte:)))
                          Benim ufak kuzu, kısırı sever. Blogda sıkça bahsetmişimdir. Onu seven bunu da sever:) dedim ve mutfakta aldım soluğu, ağzıma da bir şarkı dolaştırıverdim.:)) İşte birkaç zaman, kafamdaki tilkilere istirahat molası verdim.:))
                          Bir marifeti yok arkadaşlar. Köftelerin küçük oluşu, biraz zaman alıyor ancak; yerken harcadığınız zamanı size katlarıyla lezzet olarak iade ediyor.
                          Yapacak olanlara şimdiden afiyet olsun.

Gerekli malzemeler:

Köftesi için:
- 1 su bardağı ince bulgur
- 1+1/2 yemek kaşığı irmik
- 1+1/2 yemek kaşığı un
- 1+1/2 yemek kaşığı biber domates salçası ( ben Antep lezzetini kullanıyorum)
- 1 yumurta
- 1+1/2 su bardağı sıcak su
- Tuz
- 1 tatlı kaşığı (silme)kimyon

Sosu için:
- 1 yemek kaşığı tepeleme biber domates salçası
- 1 olgun domates rendesi
- 2 diş sarımsak
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- tuz
- Yarım su bardağı (köftelerin haşlama suyundan)

Haşlama suyu:
- 1+1/2 litre su
- Tuz
- 1 yemek kaşığı limon suyu
- 1 yemek kaşığı sıvı yağ

Üzeri için:
- Kırmızı biber ve yağ (yakılmış)

Yapılışı:
* Bulgur, irmik, tuz bir tencereye koyulur. Üzerine sıcak su ilave edilerek 15-20 dakika bulgurların şişmesi beklenir.
* Şişen bulgurların üzerine, un, salça, yumurta, kimyon ilave edilerek özdeşleşene kadar yoğurulur.
* Yoğurulan hamur 10 dakika dinlendirilir ve nohuttan az büyük parçalar alınarak, küçük köfteler yapılır.
* Haşlama suyu, tüm malzemeleri ilave edilerek kaynatılır.
* Köfteler içine atılarak haşlanır. (haşlama suyunu dökmeyiniz)
* Sos için;
* Rendelenen sarımsakla, diğer malzemeler birleştirilir, haşlama suyu ile inceltilir ve koyulaşana kadar pişirilir.
Tabağın hazırlanması:
* Yıkanmış ve kurutulmuş semizotları tabağa yerleştirilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt gezdirilir.
* Haşlanan köfteler, hazırlanan sosun içine karıştırılarak, yoğurtlu semizotlarının üzerine serilir.
* Üzerine bir tatlı kaşığı pul biberle yakılmış yağ gezdirilir.

AFİYET OLSUN.

Pazar, Şubat 07, 2016

Peynirli Sufle... Yüreğinize kutlamalar için yol verin...



Bir yufkayı ikiye katlayarak, geniş bir bardak ağzı ile kesin.


Yağladığınız muffin kalıplarına, ikişer ikişer yerleştirin.


Hazırladığınız iç malzemeyi yufka çanaklarının içine doldurun.


Kestiğiniz yufkalardan, ikişer tanesini de, malzemenin üzerine örtün. Yumurta sarısı,ve biraz sıvı yağı fırça ile sürün.

Sonrası malum:))) Kurun sofranızı...


                          Bazen sıkılır, sıkışır yüreğimiz... Olur olmaz her şeye, gönül koyar, dudak büker oluruz, bile bile yaşamın ne kadar kısa olduğunu... Kutlama yapmak için, bayram, seyran, yılbaşı bekleriz... Halbuki; nefes aldığımız, sağlıkla,  sevgiyle, birbirine sarılarak, geçirdiğimiz her gün kutlamayı hakketmelidir. Bu defa ne bayramdı, ne de seyran arkadaşlar, sadece ailemin sağlıklı olduğunun kanıtlandığı bir gündü.:) Fazlasıyla hakketti bu mütevazi kutlamayı. Kutlayanlar şaşaalıydı ama...:)))


İşte bu kadar:)))) Şerefe...


Durun şu suflenin tarifini de vereyim sizlere:)))

Gerekli malzemeler: 12 adet için

- 1 Yufka
- 200 gr tel kadayıf ( açıkta bırakın ve kurutun)
- 200 gr beyaz peynir
- 3 yumurta
- 1 Su bardağı süt
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- Dereotu (ince kıyılmış)
- Karabiber
- (Kullanılan peynir az tuzlu ise biraz tuz ilavesi yapılmalıdır.)

Üzeri için bir yumurta sarısı ve sıvı yağ

Yapılışı:

* Yufkayı ikiye katlayarak, geniş bir bardak ağzı ile yuvarlaklar kesilir.
* Yumurta, süt, yoğurt ve sıvı yağ derince bir kapta,çırpılır.
* İçine kuruttuğumuz ve avuç arasında sıvazlayarak ufaladığımız tel kadayıflar eklenir.
* Tel kadayıflar, hazırladığımız sosu çekince, beyaz peynir ve ince kesim dereotu ilave edilir.
* Muffin kalıpları sıvı yağ ile yağlanır.
* İki yaprak yufka, muffin kaplarının içine yerleştirilip, hazırlanan iç malzeme ile doldurulur.
* Üzerleri, ikişer yaprak, yufka ile örtülür ve kenarlarından sıkıştırılır.
* Yumurta sarısı  ve bir kaç kaşık sıvı yağ çırpılarak, sürülür.
* 180 derece fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:))

Çarşamba, Ocak 06, 2016

Yine bir taşla, iki kuş:)) Paskalya Çöreği ve Tahin pekmezli çörek...


Paskalya çöreği...


Hamurdan biraz arttırıp, kuzuya bir sürpriz daha yapılır:)))


              Yeni bir yıla daha girdik, umutlarımız, heyecanlarımız, beklentilerimiz var. Mutlaka her evde insanlar, gözlerini  kapatılıp akıllarından ve gönüllerinden olmasını istedikleri dileklerini geçirmişlerdir. Ben de onlardan biriydim... Kendi adıma sağlık diledim sadece ama çocuklarım adına, saydığım dilekler ile sabaha kadar gözüm kapalı kalabilirdim.:) "Biz, geldik geçiyoruz" demeyeceğim. Çünkü; K.D.V lerimle ilgili olarak, dilediğim ve görmek istediğim çok şey var. "Eğer" dedim, "Eğer, Tanrı bana istediğim sağlığı verirse, onların iyi günlerine şahit olmak mutlak olacaktır". ...
              Çocuklarıma gelince... Onları yetiştirirken, sadece Tanrıya yaslandım. Şimdi geleceklerini karartma konusunda kimse etkili olamaz... Olmamalı... Olanları da, "annelerin ahı tutsun" diyorum.
               Çok şey istemiyorum, çocukları için gerekenleri her anne baba ellerinden geldiğince gerçekleştiriyor zaten. Ama bir de madalyonun diğer yüzü var!
                Ben, evlatlarımızın bizim olmayan bir savaşta ölmelerini istemiyorum...
                Ben, onlar için eğitimde eşitlik istiyorum...
                Ben, bayrağıma, yönetim sistemime, ana dilime, dil uzatılmayan bir ülkede torunlarımı yetiştirmek istiyorum.
                Kısacası; evlatlarımın bu güzel ülkede, insanca yaşayıp yaşlanmalarını istiyorum.
                Anlaşılacağı üzere, çok şey istemiyorum yeni yıl, nam-ı diğer 2016 sözüm sana, ama kulağına kar suyu kaçması gerekenler varsa, onlarda üstlerine alınsınlar bir zahmet....
                Tüm dostlarıma mutlu bir yıl diliyorum.

İsterseniz bir de tarif katıvereyim araya:)))

Gerekli Malzeme:

- 2 yumurta (Büyük)
- 1 su bardağı süt (ılık)
- 125 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
- 1 Su bardağı pudra şekeri
- 1 paket maya (instant)
- 5 Su bardağı un
- 2 tatlı kaşığı Mahlep
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ

Yapılışı:

* Pudra şekeri, ve un bir kabın içine elenerek hazırlanır.
* Süt ılıtılarak bir tatlı kaşığı şeker ve maya ilavesiyle aktifleşmesi sağlanır.
* Oda sıcaklığındaki, tereyağ, aktif hale gelen mayalı süt, sıvı yağ ve mahlep, unlu karışımın yarısına ilave edilerek yoğurulur.
* Yumurtalar çırpılarak, hamura eklenerek yedirilir.
* Un ve şeker karışımının diğer yarısı yavaş yavaş karışıma eklenerek, ele hafifçe yapışan bir hamur tutulur. ( Un yavaş eklenmelidir. Fazla un , çöreği tıkız yapabilir. Ölçü hafif ele yapışan bir hamur olmasıdır.)
* Hamur, mayalanması için üzeri streçle kapatılarak, sıcak bir yere koyulur.
* Hamur iki katına çıkınca, eşit üç parça ayrılıp, rulo şeklinde uzatılarak, saç örgüsü şeklinde örülür.
* Tepsi mayası için yarım saat bekletilir ve yumurta sarısı sürülerek, 175 C derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

Not: Kalan hamuru, dikdörtgen biçimde açılarak içine tahin pekmez karışımı sürülür ve 1,5 cm kalınlığında kesilerek, pişirme kabına yerleştirilir. 2, mayalanmadan sonra diğer çöreğin piştiği ısıda pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Pazar, Aralık 13, 2015

Pırasalı El açması Börek ve Tahin pekmezli Börek... Bir taşla iki kuş:)))


Günün güzelliği Pırasalı ve kıymalı Böreğimiz...


Küçük pazıları tuttum:)


Onları birer birer açıp sıvı yağın içine yatırdım.:)


Sonra buncağızları çeke çeke incecik açtım...


kendi etraflarında sardım veeee tepsiye yerleştirdim...


Üç pazım kaldı:(( İçim bitti ama tepside doldu:)))  Çareler tükenir mi? hayır tabii


Açtığım hamurların içine sürersin tahin pekmezi serpersin üstüne pudra şekerini:))) Bu da Arnavut tatlı böreği olur:)))

                 Günlerden cumartesi, çok şükür evimizin babası geldi, biraz sulu gözlerle karşıladık ama olsun özlemişiz cancağızımızı. Evimizin 10 yaşında ama büyümeyen oğlu COCO'muz bile sırada, kafasını okşatmak için.:) Hatta; kendisini şifacı zannettiği için, oğlumun gelip kanepeye oturmasını ve yapacağı masajı düşlüyor:)) Gözündeki pırıltıdan anlıyorum artık.:)
                 Ne zamandır bu açma böreği yapacağım ama çeşitli nedenlerle ertelenip duruyor. Eh! dedim babamız da geldi madem, akşam kuzu babaannede yatıda, gençler Taksim-Ortaköy-Karaköy dolaşıp duruyor bana hamura bulaşmak için uygun zaman.:) Üstelik yarın da pazar... Açarsın televizyonu, geçersin masanın başına bulaş dur:)) una, yağa:)) Biliyorsunuz benim için terapi hamurla uğraşmak:)
                Derken; yukarıdaki aşamalardan geçip, pişirmeyi sabaha bıraktım. Öyle ya! börek yiyeceksen ağız tadıyla, sıcak olmalı.
                 Huyum kurusun;)  Evin kapısı tüm cemaat girmeden, alarmımız kurulup, ortalıktan ayak sesleri kesilmeden, uyuyamam.:)) Anneme kızardım, küçük küçük söylenirdim:( " Yat uyu yatağında, elbet yolu biliyoruz, gelip yatarız, yazık sana" diye... Ya! işte böyleymiş... Bir daha gelirsem bu evrene, boş beleş konuşmayacağım anacığım:)) Nurlarda uyu.


Gerekli Malzeme:

- 650 gr Un
- 350-375 ml ılık su
- 1 tatlı kaşığı silme tuz
- 4-5 çorba kaşığı sıvı yağ.

Hamurları yağlamak ve açmak için:

- 3/4 su bardağı sıvı yağ (fındık yağı kullanılması önerilir.)

İç malzemesi:

- 2 Büyük soğan (ince küp küp doğranmış)
- 4 pırasa  ( İnce ince doğranmış)
- 2 orta boy havuç (rendelenmiş)
- 1 küçük boy kereviz (rendelenmiş)
- 300 gr kıyma
- Bir miktar sıvı yağ (sotelemek için)
- Tuz, karabiber, kimyon

Yapılışı:

- Soğanlar ince küpler halinde, doğranıp, kıyma ile kavrulur.
- Diğer tarafta, havuç, kereviz ve pırasalar sotelenir ve kavrulmuş kıymaya ilave edilir.
- Baharatları ilave edilerek, ılınması için bekletilir.
- Hamur için; verilen ölçüde, un, tuz karıştırılır, ortası açılarak, ılık su ve sıvı yağ ile yumuşak bir hamur tutulur.
- Hamur bir saat süreyle dinlenmeye alınır.
- Dinlenen hamurdan, 8-9 mandalina büyüklüğünde pazı yapılır.
- Her pazı tabak büyüklüğünde (merdane ile) açılarak, altı ve üstü sıvı yağ ile yağlanarak, 15-20 dakika daha bekletilir.
- Yağın içinde gevşeyen hamurlar tek tek alınarak, bir çarşaf ya da masa üzerinde, elinizle inceltilerek, çeke çeke açılır. (Sanıldığı kadar zor değil:)) Korkmayın)
- Açılan hamurların üzerine, iç malzeme yayılarak, rulo yapılır ve kendi etrafında döndürülerek tepsiye dizilir.
- 180-190 derece fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)
               
  Not; 3 pazım arttı. Onları da açıp içine tahin pekmez karışımı sürdüm ve ilk sıcaklığını attıktan sonra üzerine pudra şekeri serptim.              


Cuma, Ekim 02, 2015

Bu sonbaharda, kurabiyeler çiçek açtı:))













          Sonbahar, hüznün mevsimidir diye bilinir. Bence sonbaharı kabahatli ilan etmek biraz haksızlık değil mi? Hüzün bizim içimizde aslında... Her mevsim yaşanabilir. Güzelim sıcacık yaz günlerini, kanımızı donduran haberlerle hüzünlenerek geçirmedik mi? Seyrettiğimiz haberlerle, yanaklarımızdan süzülen yaşlara engel olabildik mi? O halde el birliği ile bu güzel mevsimin hüzün yükünü kaldıralım üzerinden.
           Sararan ve dökülen yapraklar, ağaçların dibinde, alabildiğine yumuşak yastıklar oluşturmuş sanki, kediciklerin üzerinde yatarken aldığı pozlardan çıkarımım bu oldu.:)) Bazı sarmaşık yaprakları, gurup vaktinin ışıltısını yansıtıyor...Ben yaz aylarında bunca güzel renkleri bir arada  görmedim:)) Dahası var...
Güneşin azalan ışıklarından biraz daha faydalanmak isteyen sardunyalar, mevsiminde hiç atmadığı kadar boy atıp, uzayarak, koca yemişin dallarının arasından süzülen ışınlara ulaşmaya çalışıyor... "Yaz bitti ama ben yaşıyorum... canlıyım, sana ihtiyacım var" demeye çalışıyor adeta...
           Ya okula başlayan çocuklar... :) Beni en keyiflendiren grup onlar... Yeni arkadaşlar, yeni kitaplar, çeşitli okul malzemeleri...yeni heyecanlar...  Eğer bu devirde okul öğrencisi olaydım, kırtasiyelerden çıkmazdım sanıyorum. Eskinin kokulu kalemleri ile silgilerini nereye saklayacağımızı bilemez, defterlerimizin kenarlarına boya kalemleri ile yaptığımız süsler iç dünyalarımızın yansıması olurdu... Devir çoktan değişti...:))
           Evet! Sonbahar bir bahar ayı... Ona hüzün yüklemeyelim... Güzelliğini dikkatli gözlemlersek, ilkbahar kadar başlangıçlara sahip olduğunu fark ederiz.
            Bu sonbahar gününde benim kurabiyelerim de çiçek açtı bakın...:))
     
Gerekli Malzemeler:

- 175 gr tereyağ  (Oda sıcaklığında)
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1 Tatlı kaşığı dolusu salep
- 1 Paket vanilya
- 1 paket kabartma tozu
- 3/4 su bardağı pudra şekeri
- 3 su bardağı un

İç malzemesi:

- 3 Ekşi elma
- 1/2 su bardağı şeker
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın
- 1/2 su bardağı çekilmiş ceviz
- 1 tatlı kaşığı tereyağ  

Yapılışı:

* Tereyağ, sıvı yağ , yoğurt ve pudra şekeri  homojen bir şekilde karıştırılır.
* Salep, vanilya , kabartma tozu ve un birlikte elenerek karıştırılır ve iki- üç seferde sıvı malzemelere karıştırılır.
* Un toparlanıncaya kadar yoğurulur. ( Ne kadar az yoğrulursa kıtırlığı o kadar fazla oluyor.)
* Hamur bir buzdolabı poşetine koyularak 1 saat kadar dinlendirilir.
* Elmalar soyulup, rendelenir.
* Şekeri ilave edilerek, suyunu salıp çekene kadar pişirilir.
* Ateşten alınan elmalara, tarçın, çekilmiş ceviz ve tereyağı ilave edilerek,  soğumaya bırakılır.
* Soğuyan iç malzeme yukarıda görüldüğü gibi kullanılarak, kurabiyeler şekillendirilir. (Bu benim seçimimdi, sizler istediğiniz şekilde form verebilirsiniz)
* 160 C derecede önceden ısıtılmış fırında beyaz kalacak şekilde pişirilir.
* Üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN:)

Cuma, Ağustos 14, 2015

"Eve döndüğüm belli olsun" dedim:) Sakızlı ve tarçınlı çörek...





                      Sevgili dostlar bu aralar bir gezme halindeyim, yerimizden kıpırdamadan, gelin kızın cicilerini yetiştirdikten sonra, aldığımız gibi başımızı düştük yollara:) Bir gece vakti yarı uyur yarı uyanık çıktık İstanbul'dan, sabah güneşle birlikte girdik Çeşme'ye. Ver elini feribot...Bindiğimiz gibi kendimizi "Chios İsland" yani Sakız Adası'nda buluverdik.
                      Ada havadar, deniz akvaryum gibi, kaldığımız ev 1790 yapımı:)) Tam benlik anlayacağınız. Nostaljinin dibine vurmak bu olsa gerek.:)
                      Kuzularım yine öylesine bir program yapmışlar ki, her günümüz sabah kahvaltısı hariç program uyarınca yaşandı.:) Oğluşum arabayı da rahat gezebilelim diye götürünce, adanın kuzeyden güneye, doğudan batıya bütün sahilleri, restoranları ve plajları bizim oluverdi.:) Bu arada sıkıntılı bir gün de yaşadık. Ancak; dualarımızı ve iyi niyetimizi Tanrım karşılıksız bırakmadı. Geçtiii, gitti çok şükür.
                      Sakız Adasına gelinir de Nilgün mutfağına ne var ne yok diye bakmaz mı? İmkan var mı hiç?:))) tabii ki likörden Uzo'ya, olgunlaşmamış limon ve portakal dan. "bakalım nasıl kabarıyor" diye merak ettiğim mayalarına kadar aldım:)) Az kaldı valizler arabada, ben ise arkadan koşarak gelecektim ama ayıp olur diye, bir oturacak yer ayırdım kendime:))
                      Geldik çok şükür:) Sakız bana bakıyor ben sakıza, kuzu çörek diye vızlıyor:)) Yani mutfağa girmek için her türlü uyarı hazır:) "Sıcak var... aman olsun bir fırının ısısı mı eksik kalacak:)) Onu da yakarız" dedim ve girdim mutfağa...
                        İşte tarifi...

Gerekli malzeme:

- 1 Yumurta
- 3 +1/2 Su bardağı un
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- 125 gr Tereyağ (oda ısısında)
- 3 parça sakız (1 tatlı kaşığı toz şekerle dövülmüş)
- 3/4 su bardağı süt
- 3/4 su bardağı pudra şekeri
- 1 paket instant maya

İçine serpmek için, ayrıca yeterince sıvı yağ ve tarçın toz şeker karışımı.

Yapılışı:

* Süt ılıtılarak, bir tatlı kaşığı toz şeker ve maya ilavesi ile kabartılır.
* Un , pudra şekeri, tarçın ve şekerle dövülüp toz haline getirilmiş sakız, bir kaba birlikte elenerek, havalandırılır.
* Oda sıcaklığındaki tereyağ, kabartılmış mayalı süt ve yumurta kuru malzemeye ilave edilerek, yumuşak bir hamur tutulur.
* Üzeri streçlenerek, 2-2,5 katı oluncaya kadar mayalanıp kabarması sağlanır.
* Mayalı hamurun havası çıkarılarak, 40'ar gramlık parçalar koparılır ve oval olarak açılır.
* Her bir oval hamurun pizza bıçağı ile uçları kesilmeden 4-5 şerit olarak kesilir, üzerine sıvı yağ sürülerek, şekerli tarçın serpilir ve çapraz olarak sarılır. Düğüm atar gibi, kapanma yeri alta gelecek şekilde uçları birleştirilir.
* 15 dakika kadar tepsi mayasına bırakılır ve 150-160 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.
* Fırından çıkarılmış çöreğin ilk sıcaklığı çıkınca, üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN:)


                   

Pazar, Mart 08, 2015

Yer Fıstığı Ezmeli ve Tarçınlı Çörek...


Fırından çıkarken görüntümüz buydu...


Birkaç dakika sonra...:)))


Ertesi güne bu bile kalmadı:)))



                      Evde oturunca halim böyle işte mutfak ve salon arasında mekik dokumaca:)) Arada kuzu ile birlikte, Barbileri giydirmece, yün ile küçücük bebekleri sarmaca... Oyun zamanım çoktan geçti ama anlayan yok:)) "Haydi! oynayalım" deyince, oynamaya başlıyoruz. Arada puzzle yapıyoruz ama renklerine göre ben ayıracakmışım...O, sadece ait olduğu yerine koyacakmış...Babası böyle yapıyormuş...Allah Allah:)))) İyi öyleyse akşam gelince, babanla oynarsın dediğimde ise, küsüp kanapelerin arkasına saklanmaca ve aradan dereden, ne yaptığımı izlemece:))
                       İşte kuzuyla 10 gündür böyleyiz. Arada bir kavga da çıkmıyor değil aramızda... Hep o yapacak değil ya! Ara sıra ben de mızıkçılık yapıveriyorum:)) İyi oluyor valla... 
                      Şöyle bir gerçeği alenen kabullendim sevgili arkadaşlarım:) Çocukluk 3 dönem yaşanırmış insan yaşamında.. Biri doğduğumuzda, mutlak yaşanan...2. si torunlarımızla. 3.sü ise ileri yaş dönemi çocukluğuymuş:))) ikisini yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum.:) Bakalım 3. sü ne olacak? :)


Gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta
- 3 + 1/2 Su bardağı Un
- 1 Paket toz maya
- 3/4 Su bardağı Süt
- 1/2 Su bardağı Pudra Şekeri
- 3 Yemek kaşığı tereyağ
- 1 tatlı kaşığı tarçın

İç Malzemesi:

- Yer Fıstığı ezmesi

Yapılışı:

* Süt ılıtılarak, bir tatlı kaşığı toz şeker ve maya ilavesi ile kabartılır.
* Un ve pudra şekeri bir kaba birlikte elenerek, havalandırılır.
* Oda sıcaklığındaki tereyağ, kabartılmış mayalı süt ve yumurta kuru malzemeye ilave edilerek, yumuşak bir hamur tutulur.
* Üzeri streçlenerek, 50 C derecede ısıtılmış fırında ya da kalorifer üzerinde 2-2,5 katı oluncaya kadar mayalanıp kabarması sağlanır.
* Mayalı hamurun havası çıkarılarak, ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır ve el ayası içinde çay tabağı büyüklüğünde yuvarlaklar açılır.
* Her bir yuvarlak hamurun ortasına, yer fıstığı ezmesi sürülür ve önce ikiye, sonra tekrar ikiye katlanarak, tepsinin içine dikine dizilir.
* 15 dakika kadar tepsi mayasına bırakılır.  Üzerine bir fırça yardımıyla sıvı yağ sürülür ve önceden ısıtılmış 160 derece sıcak fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
* Fırından çıkarılmış çöreğin ilk sıcaklığı çıkınca, üzerine pudra şekeri serpilir.

AFİYET OLSUN.:)

Cuma, Şubat 20, 2015

Katmerli Elmalı Ponçik... Bir zamanlar çocuktum...







                                  Çocukluğuma ve genç kızlığıma döndüm geçtiğimiz salı günü... Hani çocukken; boyunuz nedeniyle, başınızı kaldırıp yukarı doğru bakarak gördüğünüz insanlar vardır. Hele hele boylu posluysa, kendinizi minicik hissettiğiniz... Hatta; huyu, suyu da ağırsa...Giderek ufaldığınız... Tam 38 yıl önce, son defa gördüğüm, hayatımda rahmetli ağabeyim kadar derin çizgiler bırakarak, Almanya ya okumaya giden ve sonrada hiç görmediğim bir canla birlikteydim. 38 yılda öylesine biriktirdiklerimiz vardı ki; neresinden başlayacağımı, hangisi anlatacağımı, ne kadarını dinleyebileceğimi bilmeden, sadece bakarak, yılları nasıl devirdiğimizi hesaplamaya çalıştım.:( Birileri için, ömür bile olamayan 38 koca yıl...Tıpkı 27 yaşında toprağa verdiğim güzel kardeşime olduğu gibi...
                                 Yanıma geldiğinde artık boyumuza dair mesafeler çoktan aşılmıştı...Sadece; yıllardan oluşan, anlatacakların biriktiği 38 yıl vardı mesafe olarak...
                                Sevgili Haluk ve kızkardeşi Zerrin, çocukluğumuzu ve gençliğimizi paylaştığım, ağabeyimin can kardeşi, beni ilk gece klübüne götürenler...Dostluğu, korumayı ve kollamayı öğrendiklerim...bana hayatta dik durmayı öğretenler...Takip etmem gereken, güvenli yolları işaret edenler...
                                 Kardeşimin kaybından sonra, hayat bizleri farklı yollara sürükledi, eğitim için Almanya'ya giden, sonra da orada kalan bu güzel dostu hiç mi hiç göremedim.:( Hatta burada olup, kardeşimin arkadaşı olan kimselere selam bile veremedim.:( Öylesine yıkılmıştım ki, kaybettiğim sadece kardeşim değil, benim hayat koçumdu... Yine de, sanki acelesi varmış ve geleceği görmüş gibi... teknik olarak yaşamı bana öylesine özetleyip nakşetmişti ki, hayat yolunda gerçekten hata olduğunu kabul ettiğim bir gerçek! birkaç ta ufak etkisiz hatadan başka hiç tökezlemedim. Tabii ki bunu kendi gerçeklerimin ışığında söylüyorum.:)
                             Anlayacağınız sevgili arkadaşlarım; yıllar sonra, kardeşime dair ağlamadan konuştuğum, en güzel anılarıyla andığımız çok güzel bir yaşadım. Dışarısı çok soğuk ve lapa lapa kar yağıyordu. Ama bir masa başında sıcacık, buram buram hasret kokan bir sohbet vardı...
Sevgili Haluk ve Zerrin kaybettiğimiz yılları bir rafa kaldırdık. Geri kalan hayatıma hoşgeldiniz...

                             Bu katmerli ponçiğin tarifini vermemi ister misin? :))) Muhteşem:) bilginize...

  Malzemeler: (24 adet ponçik)

- 1  Yumurta
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı ılık su
- 1 Çay bardağı ılık süt
- 1+ 1/2 Çay bardağı Toz şeker
- 100 gr Tereyağ (oda sıcaklığında)
- 100 gr Tereyağ  (eritilmiş)Ara katlara sürmek için)
- 1 Çay kaşığı Tuz
- 1 Paket Instant Maya (Dr. Oetker)
- 1 paket vanilya (Damla sakızlı Dr. Oetker)
- 4,5 - 5 Su bardağı Un (Toparlanana kadar) Unun kalitesine göre değişebilir. (yumuşak hamur)

İç malzemesi:

- 4 Elma (rendelenmiş)
- 1/2 Su bardağı kuru üzüm)
- 1 Su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı kuru meyve parçacıkları
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

* Rendelenmiş elmaların üzerine, şeker ve diğer malzemeler eklenerek,pişirilir. Altı kapatıldıktan sonra tarçın ilave edilir ve soğutulmak üzere bir kenara alınır.

Yapılışı:

* Derin bir kapta,  un haricindeki tüm malzemeler karıştırılır.
* Un yavaş yavaş ilave edilerek, kulak memesi kıvamında bir hamur oluşturulur.
* Hamurun üzeri streç folyo ile sarılarak mayalanmaya bırakılır. (Mayalanmayı; kışın kaloriferin üzerinde, yaz aylarında oda sıcaklığını yetmediği durumlarda 45-50  dereceye kadar ısıttığım fırının içinde gerçekleştiriyorum.)
* Mayalanan hamur, 16 eşit parçaya ayrılır.
* Sekiz parça mayalı hamur, her biri kahvaltı tabağı büyüklüğünde açılarak arasına eritilmiş tereyağ fırça yardımıyla sürülür. 8 er parçalık , 2 grup hamur elde edilir.
* Tereyağlarının donması için buzdolabında 15 dakika kadar dinlendirilir.
* Buzdolabından alınan hamurlar, açılabileceği büyüklükte açılır, önce dörde, sonra her bir çeyrek parça 3 e bölünerek, üçgen şeklinde 12 parça ponçik hamuru hazırlanır. Diğer gruba da aynı işlem uygulanır.
* İçlerine hazırlanan elmalı malzeme doldurularak, sigara böreği gibi sarılır ( üzerine yumurta sarısı sürülebilir ya da piştikten sonra pudra şekeri serpilebilir) ve 170 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

AFİYET OLSUN:)

Pazar, Ocak 25, 2015

Poğaçalar sıcak sıcak...Ve; Kuzucuğum ilk karnesini aldı...:))


Poğaçaların dumanı üstünde...




Eh! bir de çörek var. Onun da hamuru portakal kabuğu rendeli...



Bir de kuzu var:))) Elinde karnesiyle. Buna pudra şekeri mi yoksa tarçın mı serpip yemeliyim bilemedim:))



               Can dostlar; camın önünde karne beklemeyeli çok uzun yıllar geçmiş.:)) İlkokulda veli eşliğinde verilen karneler daha sonra, yaşlar büyüdükçe kendi kendine alınır olmuştu:) Kendilerini veli korumasında hissetmek istemeyen çocuklarımızın, ergenlik çağı hikayeleri oldukça komiktir. Benim yaşıtlarım yaşamıştır ve iyi bilirler. Bu defa başka bir pencereden bakıyorum...Torunumun karnesini bekledim efendim...Sonunda; göğsünde kırmızı kurdelesi, elinde bir tomar karnesiyle çıkageldi:)) Kapıdan içeri girdiğinde sanki daha büyümüştü...Daha dün gibi onu kucağıma verdikleri gün...Zaman çok acımasız, akreple yelkovan birbirini takip etmekten asla yorulmuyor... Ve birileri büyürken, birileri aldığı yaşlarla yaşlanıyor. Olsun varsın; sağlıkla, nice karnelerini, güzel günlerini, koca koca diplomalarını hatta gönlünü çalacak delikanlıyla, gelinliğini giymiş el sallarken hallerini görmek istiyorum. :) Hayat böyle bir şey işte... Hep isteyip duruyoruz. Tanrı mutlaka duyuyordur sesimi, ne kadar gönülden istediğimi, mutlaka bana hak tanıyacaktır diyorum.:))
                Burada; çok genç henüz anne olmuş, anne olmak için vakit saymakta olan ya da  çiçeği burnunda evli olan çok arkadaşım oldu. Tabii ki aynı yaşlarda olduğum arkadaşlarım da var.:) Hepinize, öncelikle evlatlarınızın ve onların evlatlarının iyi günlerini görün demek istiyorum.
                Cemroşum karne getirecek ya, sabah giderken çörek ve poğaça siparişini de unutmadı.:)) Ben de yapmışken sizinle paylaşayım dedim:))
                 Bu aralar özel nedenlerimiz ve benim gezentiliğim nedeniyle:))) Bloger arkadaşlarımı çok ihmal ettiğimin farkındayım ama havanın güzelliği beni vurdu arkadaşlar, sabah sırt çantamı taktığım gibi, eşofman ve spor pabuçlarımla düşüyorum yollara...Allah nereyi kısmet ederse oralarda oluyorum.:)) Sizinle paylaşacak o kadar güzel şeyler biriktiriyorum ki...:) Beğeneceksiniz sanıyorum. Güneşli günler maceralarımla yakında karşınızda olurum.:)) AFFEDİN LÜTFEN.

Peynirli poğaça için gerekli malzemeler:

- 1 Yumurta sarısı
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı Zeytinyağı
- 125 gr Becel (tereyağ tadında)
- 1 paket mahlep ve susam aromalı kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı ince pul biber (Silme)
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- 3 +1/2 Su bardağı un

İç malzemesi:

- 1 yumurta akı
- 1 çorba kaşığı ince doğranmış dereotu
- 150 gr beyaz peynir

Üstüne sürmek için, bir yumurta sarısı, susam ve çörek otu.

Yapılışı:

* Yumurta sarısı, yoğurt, zeytinyağı ve oda ısısındaki Becel (tereyağ tadında) bir kapta karıştırılır.
* Kabartma tozu ve un, elenerek sıvı karışıma eklenir.
* Pul biber ve nane de eklenerek yumuşak bir hamur tutulur.
* Hamur yarım saat kadar dinlendirilir.
* Tezgaha biraz un serpilip, hamur 1 cm kalınlığında açılır.
* Bir su bardağı ağzı ile kesilir ve içine peynir karışımı koyularak, ağzı kapatılır.
* Poğaçaların açılmaması için, kapatılan yeri tepsiye gelmek üzere yerleştirilir.
* Üzerine, yumurta sarısı, susam ve çörek otu serpilerek, 175 derece önceden ısıtılmş fırında pişirilir.
               
AFİYET OLSUN:)

Cuma, Ocak 16, 2015

Bugün; günlerden "Fındıklı kurabiye"...Yanına da... Mahlepli ve tuzlu ... Haydi buyrun:)



Tatlı tabağımız... Hamurunda, toz fındık olan bu kurabiyenin tam kalbinde gelincik reçeli var:) Bozcaada kulakların çınlasın:))

Baksanıza şu süslülere...


Tırtıl kurabiyelerimin hamurundan biraz kalmıştı.:) "Çeşit olsun" dedim.


Mahlep kokusu, sayesinde tüm evi sardı...

                   Dün, geçenlerde gerçekleştiremediğim, Eminönü gezimi yaptım nihayet. Seviyorum oraları dolaşmayı. Gizemli ve tılsımlı mekanlar olduğunu düşünüyorum. O daracık sokaklarda, sadece sağa sola bakmak devrimi çoktan geçirdim. Şimdilerde başım yukarı doğru...Merakım; eski hikayesi olan hanlar...Onların avluları... İçindeki dükkanlar ve oraların insan mozaiği. Ne hikayeler var bilseniz... O hikayelere, tanıklık etmiş neredeyse antik değeri olan dükkan sahipleri. Belli ki onlar, şimdiki yöneticilerinin babaları, dedeleri:) Ataerkil yönetim halihazırda geçerli. Dedeler, babalar, kasaların başında:) Tahsilat onlara ait:)) Miçoları olan oğullar, torunlar ise satış elemanı gibi çalışıyorlar.:)) Ciddiyet iş başında yani:)) Tabii ki her mağazada aynı şeylere tanık olunmuyor. Bu bahsettiklerim, o civarın en eski iş yerleri. Onlarla ilgili çok güzel resimler çektim, bir gün onları resimleri ile birlikte aktaracağım sizlere. Gitmişken, mutfağımda eksilen bazı malzemelerimi de alıp geldim. Bir şeyde aklım kaldı arkadaşlar:))) Bazen benim tutalaklarım tutar:))) Bakarım...Bir daha bakarım, ölçerim, biçerim, fon oluştururum ve uygun bulursam kararımı veririm. Bu defa; tüm bu safhalardan geçip, almadan geri geldim:( Tek bir taneydi...Eğer o benim kısmetimse, beni bekleyecektir.:))  Totem yaptım kimse almasın diye...Onu da size bir örnekle tanıtacağım, aldığımda.
                  Çenem düştü galiba:)) Haydi tarife geçeyim.

Fındıklı kurabiye için gerekli malzemeler:

- 2 yumurta (Oda sıcaklığında)
- 1/2 Su bardağı Pudra şekeri
- 1 Çay bardağı sıvı yağ
- 125 gr tereyağ (Oda sıcaklığında)
- 1/2 Su bardağı mısır nişastası
- 1/2 Su bardağı toz fındık
- 1/2 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya
- 2 + 1/2 Su bardağı un

Yapılışı: 
* Tüm sıvı malzemeler, yumurta, sıvı yağ, tereyağ bir kap içinde karıştırılır.
* Nişasta, un, toz fındık, vanilya, kabartma tozu ve pudra şekeri karıştırılır ve elenerek havalandırılır.
* Kuru malzeme, bir kaç seferde, sıvı malzemeye eklenir. Hamur toparlanıp, iri fındık büyüklüğünde parçalar koparıp, avuç içinde yuvarlanarak şekillendirilir. Orta noktalarına uygun bir aparatla basılarak, reçel koymak için oyuklar oluşturulur. 160 Derece sıcak fırında pişirilir.

Mahlepli ve Susamlı Tuzlu kurabiye için gerekli malzemeler:

- 125 gr tereyağ
- 1/3 çay bardağı sıvı yağ
- 2 yemek kaşığı toz şeker
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 1 tatlı kaşığı mahlep
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1/2 poşet kabartma tozu
- 2 +1/2 su bardağı un

Üzeri için:
- 1 yumurta sarısı ve 3 çorba kaşığı süt
- Susam

Yapılışı:

* Sıvı malzemeler, bir kapta karıştırılır ve mahlep, un , tuz karışımı ilave edilerek, yoğurulur. Kulak memesi kıvamında bir hamur olmalıdır. Hamur yarım saat dinlendirilip, dilediğinizce şekillendirilir.
* Yumurta sarısı, sütle çırpılarak üzerine sürülür ve susama batırılarak, fırın tepsisine dizilir.
* 175 derece sıcak fırında pişirilir.


Çarşamba, Ocak 07, 2015

Bir Taşla Birkaç Kuş:))) Siyah Ve Yeşil Zeytinli Açma

                    Hava kar yağışlı ve soğuk, ev ise çok şükür sıcacık, dışarıda aklımın kaldığı dostlarım var...Az düşünmek  için, yapılacak en iyi şey...Mutfakta mevzi almak. Dolapta ne var ne yok kontrolünden sonra, sıcak bir kahvenin yanına, yarenlik edecek bir şeyler yapmak iyi bir fikir gibi geldi...


Hamuru tut ve mayala bakalım Nilgün... O arada giy gocuğunu ve postalları şu balkona ayırdığın, artanları, dört ayaklı dostlara bırakıver...
                             

Açmaların bir kısmına, siyah zeytin ezmesi, birazına da yeşil zeytin ezmesi koyuver...



Maya ile aram oldukça iyi, yüzümü hiç kızartmadı...:)


Hamur biraz fazla olunca, açmaların yanında promosyonu bile oluştu:))) Bereketli hamur anlayacağınız.


Pişenler tepsi tepsi çıkmaya başladı. Bunlar siyah zeytinliler...


Bunlar da yeşil zeytinli olanlar...:))


Kahveyi yaptığıma bakmayın diyetten vazgeçmiş değilim, sadece bir lokma:((((( Üzgünüm hem de çok keşke o bir lokmayı da yemeseydim. Belki aklım bunca kalmayacaktı...


Bu da promosyonun gediği son nokta:)))) Arasına pastacı kreması ve muz doğra olsun bitsin...


                      Ey buğday; sen nelere kadirsin...Al unu eline, biraz da zamanın olsun, azıcık sevgi kat içine. Allah ne verdiyse bir kaçta meyve...Zeytin ezmen yoksa, ayıkla bir kase zeytin... at rondoya, içine birkaç tutam baharat... Zahter olur...Kırmızı biber olur...kekik olur... Olur da olur yani:))) Tek olmazı sevgi arkadaşlar... O hamur, mayalanana kadar, gittim geldim baktım. Hatta onu oturduğum yerden göz hapsine aldım.:) Ben baktıkça, ilgiye karşılıksız kalmadı...O da kabardıkça kabardı.:)) 
                        İşte size karlı bir İstanbul gününden; çayınıza, kahvenize  yarenlik edecek manzaralar. İsteyen yapsın, isteyen gelsin paylaşalım.:)) Sevgiler olsun hepinize.

Gerekli Malzemeler. 12 açma + 20 cm lik muzlu ve kremalı pasta:)))

- 1 Yumurta
- 1 paket yaş maya (Pak maya)
- 3/4 Su bardağı zeytinyağ (Riviera)
- 1 Su bardağı süt
- 1 çay bardağı ılık su
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz (silme)
- 5 + 1/2 Su bardağı Un ( Sinangil Böreklik Un)

Yapılışı:

* Su ve süt ılıtılır. Yaş maya ve şeker içine atılarak eritilir.10 dakika kadar bekletilir.
* Un ve tuz elenerek derince bir kaba alınır.
* Ortasına, mayalı karışım ve zeytinyağ eklenerek, yavaş yavaş undan alınarak, hamur tutulur. (çok yumuşak bir hamur olmalı) Unu kullandığınız markaya göre ayarlamalısınız.
* Sıvı yağ ile hafifçe yağlanmış bir kaba, hamur alınır ve üstü streçle kaplanarak, mayalanması için 1 saat bekletilir. (hamur 2 misli olana kadar)
* Mayalanan hamurdan, avuç içi kadar parçalar koparılarak, yuvarlanır ve üstlerine erimiş tereyağ ile zeytin ezmesi sürülerek, rulo yapılır.
* Rulolar her iki ucundan, ters yönde bükülerek, düğüm atılır ve uçları altta kalacak biçimde fırın tepsisine yerleştirilir.
* Üstlerine yumurta sarısı sürülerek, ayçekirdeği, susam ya da çörek otuyla süslenir.
* 170 derece sıcak fırında pişirilir. (Mayalı hamurlar çabuk piştiğinden sık kontrol edilmelidir.)

Promosyona gelince:)))

* Daha önceki pasta tariflerimde bulabileceğiniz, pastacı kreması arasına sürülüp, üzerine ince dilimlenmiş muz eklenerek ve son dokunuş olarak üstüne pudra şekeri serpilerek, misss gibi bir yalancı Alman pastasına sahip olabilirsiniz.:))

AFİYET OLSUN:))

Cuma, Ocak 02, 2015

Perde Pilavı...Bloğum 3 yaşına basıyor...:))

                                 Yeni yılın ilk günlerini çok seviyorum:) Hem yeni yıla girmiş oluyoruz, hem de bloğum yeni yaşına basmış oluyor. Kutlamalar birlikte oluyor desem yalan olmaz. Üstelik bu yıl Mevlit Kandili de aynı tarihe geldi. 


                       "Kesildiğinde nasıl oluyor ?" derseniz, Aynen aşağıdaki gibi...


                          Kuzumla ikimiz; her yazımda, neredeyse varız:))) Bize bu yıl da katlandığınız için teşekkürler sevgili dostlarım.

                  Eskiye dair anılarım, evimin öz hikayeleri , özlemlerim, hayallerim ve beklentilerim ile süslemeye çalıştığım tariflerimle bir yılı daha geride bıraktım.:) Tam iki yılı devirmişiz sevgili arkadaşlarım. Acısı, tatlısı, hüznü, eğlencesi ile dopdolu tam 730 gün.:) Öyle güzel dostluklar kuruldu ki anlatmakla bitmez. Görmeden sevdiğim, görüpte kardeş yerine koyduğum, canım sıkıldığında sıcacık yorumları ile ilaç gibi gelenler, kimler...kimler...kimler...
                 Hepinize çok teşekkür ediyorum. Hayatıma kattığınız renk için, emeklilik günlerimde beni canlı tutup, hala yaptıklarımın işe yaradığını hissettirdiğiniz için, kızımın gelinliğini dikerken beni motive ettiğiniz için, kısacası varlığınız bana güç veriyor. Yüzlerinizi görmemiş olsamda, Bir gün  yola çıkarsam, Türkiye'nin dört bir yanında...Çok iddialı ama:))) adını sayamayacağım kadar çok ülkede kapısını huzurla çalacağım dostlarım olduğu için çok mutluyum. Benim size olan etkilerimi bilemiyorum ancak; bugüne kadar hiç olumsuz bir eleştiri almadığıma göre...Sanıyorum seviliyorum:))) Ama... Ben de sizleri çok seviyorum. Hep baktığım yerde olun ne olur, yüzlerinizi göremesemde yazdığınız yazılar benim için çok önemli...Mevlit Kandiliniz kutlu olsun.Sevgiler kucak dolusu.

Hadi size perde pilavının tarifini vereyim.:)

Gerekli Malzemeler:

Pilav için gerekli olanlar:

- 2 Su bardağı pirinç
- 1/2 çay bardağı kuş üzümü
- 1/2 çay bardağı dolmalık fıstık
- 2 Büyük soğan (Küçük küpler halinde doğranmış)
- 2 orta boy havuç
- 3/4 çay bardağı sıvı yağ
- 500 gr haşlanmış ve didiklenmiş tavuk kalça ( bütün soğan, havuç,kereviz sapı ile haşlanmış)
- 3 Su bardağı sıcak su (1/2 su + 1/2 tavuk haşlama suyu)
- 1 Tatlı kaşığı yeni bahar
- 1/2 çay kaşığı tarçın
- 1/2 çay kaşığı karabiber
- Tuz ( Her evde farklı kullanıldığı için kendi ölçünüzü ayarlamalısınız)

Hamuru:

- 1 Yumurta
- 1 Çay bardağı yoğurt
- 1 Çay bardağı sıvı yağ
- 1 yemek kaşığı margarin
- Tuz
- Un (kulak memesi kıvamında) gerçekten ölçmeyi unuttum:))))

Yapılışı:

* Derin bir kaba, hamur için gerekli sıvı malzemeler koyulur ve azar azar un ilave edilerek kulak memesi kıvamında bir hamur tutulur.
* Hamur buzdolabı poşetine konularak, 1 saat kadar dinlendirilir. (Pilav pişene kadar)
* Küpler halinde doğranmış soğan kavrulur. Suda bekletilen kuş üzümü ve dolmalık fıstık ilave edilerek kavrulmaya devam edilir.
* Rendelenmiş havuç ilave edilerek biraz daha kavrulan karışıma, yıkanıp nişastasından arındırılmış pirinç ilave edilerek, pirinçler şeffaflaşana kadar kısık ateşte çevrilir. (Pirinçlere zarar vermeden karıştırılmalıdır.)
* Su ve tavuk suyu karışımından oluşan sıvı pirinçlerin üzerine verilir. Tuz ve baharatları ilave edilerek, pirinçler suyunu çekene kadar pişirilir. Üzeri örtülerek demlenmeye bırakılır.
* Buzdolabında dinlendirilen, hamur 0,5 cm kalınlığında açılır ve yağlanmış fırın kabına kenarlarından sarkacak biçimde yerleştirilir.
* Demlenen pilava, sebzelerle haşlanan ve didiklenen tavuk parçaları ilave edilerek karıştırılır.
* Karışım, hamurla kaplanan fırın kabına dökülür biraz bastırarak yerleştirilir.
* Kenarlardan sarkan hamurlar pilavın üzerine kapatılır ve sıcak fırına atılır.
* Hamur pembeleştiğinde, fırından alınır, servis kabına ters çevrilir ve üzerine, tereyağında çevrilmiş bademler dökülür. Gerisi size kalmış:)))


AFİYET OLSUN::)