Geleneksel tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geleneksel tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar, Aralık 13, 2015
Pırasalı El açması Börek ve Tahin pekmezli Börek... Bir taşla iki kuş:)))
Günün güzelliği Pırasalı ve kıymalı Böreğimiz...
Küçük pazıları tuttum:)
Onları birer birer açıp sıvı yağın içine yatırdım.:)
Sonra buncağızları çeke çeke incecik açtım...
kendi etraflarında sardım veeee tepsiye yerleştirdim...
Üç pazım kaldı:(( İçim bitti ama tepside doldu:))) Çareler tükenir mi? hayır tabii
Açtığım hamurların içine sürersin tahin pekmezi serpersin üstüne pudra şekerini:))) Bu da Arnavut tatlı böreği olur:)))
Günlerden cumartesi, çok şükür evimizin babası geldi, biraz sulu gözlerle karşıladık ama olsun özlemişiz cancağızımızı. Evimizin 10 yaşında ama büyümeyen oğlu COCO'muz bile sırada, kafasını okşatmak için.:) Hatta; kendisini şifacı zannettiği için, oğlumun gelip kanepeye oturmasını ve yapacağı masajı düşlüyor:)) Gözündeki pırıltıdan anlıyorum artık.:)
Ne zamandır bu açma böreği yapacağım ama çeşitli nedenlerle ertelenip duruyor. Eh! dedim babamız da geldi madem, akşam kuzu babaannede yatıda, gençler Taksim-Ortaköy-Karaköy dolaşıp duruyor bana hamura bulaşmak için uygun zaman.:) Üstelik yarın da pazar... Açarsın televizyonu, geçersin masanın başına bulaş dur:)) una, yağa:)) Biliyorsunuz benim için terapi hamurla uğraşmak:)
Derken; yukarıdaki aşamalardan geçip, pişirmeyi sabaha bıraktım. Öyle ya! börek yiyeceksen ağız tadıyla, sıcak olmalı.
Huyum kurusun;) Evin kapısı tüm cemaat girmeden, alarmımız kurulup, ortalıktan ayak sesleri kesilmeden, uyuyamam.:)) Anneme kızardım, küçük küçük söylenirdim:( " Yat uyu yatağında, elbet yolu biliyoruz, gelip yatarız, yazık sana" diye... Ya! işte böyleymiş... Bir daha gelirsem bu evrene, boş beleş konuşmayacağım anacığım:)) Nurlarda uyu.
Gerekli Malzeme:
- 650 gr Un
- 350-375 ml ılık su
- 1 tatlı kaşığı silme tuz
- 4-5 çorba kaşığı sıvı yağ.
Hamurları yağlamak ve açmak için:
- 3/4 su bardağı sıvı yağ (fındık yağı kullanılması önerilir.)
İç malzemesi:
- 2 Büyük soğan (ince küp küp doğranmış)
- 4 pırasa ( İnce ince doğranmış)
- 2 orta boy havuç (rendelenmiş)
- 1 küçük boy kereviz (rendelenmiş)
- 300 gr kıyma
- Bir miktar sıvı yağ (sotelemek için)
- Tuz, karabiber, kimyon
Yapılışı:
- Soğanlar ince küpler halinde, doğranıp, kıyma ile kavrulur.
- Diğer tarafta, havuç, kereviz ve pırasalar sotelenir ve kavrulmuş kıymaya ilave edilir.
- Baharatları ilave edilerek, ılınması için bekletilir.
- Hamur için; verilen ölçüde, un, tuz karıştırılır, ortası açılarak, ılık su ve sıvı yağ ile yumuşak bir hamur tutulur.
- Hamur bir saat süreyle dinlenmeye alınır.
- Dinlenen hamurdan, 8-9 mandalina büyüklüğünde pazı yapılır.
- Her pazı tabak büyüklüğünde (merdane ile) açılarak, altı ve üstü sıvı yağ ile yağlanarak, 15-20 dakika daha bekletilir.
- Yağın içinde gevşeyen hamurlar tek tek alınarak, bir çarşaf ya da masa üzerinde, elinizle inceltilerek, çeke çeke açılır. (Sanıldığı kadar zor değil:)) Korkmayın)
- Açılan hamurların üzerine, iç malzeme yayılarak, rulo yapılır ve kendi etrafında döndürülerek tepsiye dizilir.
- 180-190 derece fırında pişirilir.
AFİYET OLSUN:)
Not; 3 pazım arttı. Onları da açıp içine tahin pekmez karışımı sürdüm ve ilk sıcaklığını attıktan sonra üzerine pudra şekeri serptim.
Cumartesi, Mayıs 30, 2015
Aromatik Reçellerde Varan 2... Yasemin Çiçeği Reçeli...
Tereyağı ve taze ekmekle mükemmel:)
Bahçe duvarlarının müdavimiyim:)
Ayıklandık, yıkandık, paklandık...
Ayıklarken, odayı saran kokuyu anlatamam...
Keşke hayatın her yanına, çiçeklerin güzelliklerini, masumiyetlerini ve faydalarını sokabilsek. Onları sadece, bahçelerimizde, balkonlarımızda görmek bana kafi gelmiyor. Çok uzun yıllardır, Ağaçlar.net'in üyesiyim ve işim olmadığı zaman, belgesel seyreder gibi girer, bitkiler üzerine çokça yazı okur, güzellikleri ve faydaları konusunda bilgimi arttırmaya çalışırım. Sanıyorum bu durum biraz da yetişme ve gördüklerini uygulamadan kaynaklanan bir durum. Annem, ailemizde genetik olarak bulunan mide rahatsızlıklarımıza, "kudret narı" diye bilinen, kabuğu dikenli, iç yapısı nara benzeyen bitkiyi balkonumuzda yetiştirmiş, onu zeytinyağının içinde olgunlaştırmış ve sabahları rahmetli kardeşim ve midesiyle sorunu olan tüm aile bireylerine birer çorba kaşığı içirmeyi adet haline getirmişti. İğde dalının yakılıp, sıcakken siğillere sürülmesi, çocukluk anılarımın arasında, kaplumbağaları kucağımda taşırken dışkıları nedeniyle ellerimde çıkan siğillerden nasıl kurtulduğumu hatırlatır hep...:)) Ya da soğukta söz dinlemeden, sobamızın sıcacık ısıttığı, salondan, yalın ayak başı kabak sokağa kaçışımız nedeniyle, karda yatmışcasına yapışan öksürüklerimizden, hatmi çiçeği ile nasıl kurtulduğumuzu... Hey gidi günler...Anacığım nurlarda yat...
Ondan gördüklerimden yola çıktığımı sanıyorum. Bitkiler bana çok gizemli gelirler, ilaç sektörünün ham maddesi de bitkiler değil midir? O halde, miktarları konusunda hata yapmadıkça ve sağlam olduğuna kanaat getirdiğim bilgi bankalarından bilgi alabildiğim sürece, onlarla yakın temasta bir sorun olamaz.:)
İşte merakım bu denli, bu iç açıcı dünya nimetlerine. Yenilebilir çiçekleri pastalarımda kullandığım gibi, reçellerime de malzeme yapıyorum.:)) Bu defaki güzellik; Yasemin çiçeği... Kokusu... Rüzgar gülüne benzeyen şekli ile bambaşka bir çiçek... Hanımelinden sonraki reçelim bu, kışın kullanmak üzere, birer kavanoz yapıp saklıyorum.:) Sırada İğde çiçeği ve limon çiçeği var:) Hele bir de okka gülümü bulursam...Değmeyin keyfime...
Gerekli malzemeler:
- 1 Su bardağı ayıklanmış ve yıkanmış yasemin çiçeği
- 2 +1/2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı Su
- 1 yemek kaşığı pektin tozu (Dr. Oetker reçel yap pektin özüdür yarım paket kullanılabilir.)
- 1/2 limon suyu
Yapılışı: (Hanımeli reçeli ile aynı yapılış sırası )
* Toplanan çiçeklerin, diplerinden mutfak makası ile kesilir. (sadece taç yaprakları alınacak)
* Bol su ile bir kaç defa yıkanır.
* Yıkanmış çiçeklere şekerin yarım bardağı serpilerek, iyice ovulur.
* Kalan su ve şeker kaynatılır.
* Şekerle ovulan çiçeklere pektin de ilave edilerek, kaynayan şerbetin içine ilave edilir.
* Çiçekler dibe çökene kadar, 7-8 dakika kadar kaynatılır.
* Ara sıra karıştırarak ılıtılır ve kavanoza koyulur.
Afiyet olsun.:)
Perşembe, Mayıs 28, 2015
Hanımeli Reçeli... Benim mevsimim geldi.:)
Öyle sokakları boşuna arşınlamak yok. Bahar; madem bunca etkiledi, yayıldım sokaklara bari "mutfağıma malzeme oluşturayım" dedim. Bu defa adaya gidemedim arkadaşlar. Mimozaları kaçırdım.:( Ama hanımeli ve yaseminler beni bekliyor.:) Onlar daha tüm haşmetleriyle ve rayihaları ile güzelliklerini hem gözlere hem de damaklara nakşetmeye hazırlar. Aklımda o kadar çok şey var ki hayata geçirmek istediğim, bazen düşünürken beynim kısa devre yapacak kadar ısınıyor.:) Aklıma takılanı yapmak gibi bir de aceleciliğim de var üstelik.:( Düşünsem bir türlü, düşünmesem başka bir türlü...:))
Anlayacağınız kendimle zorum var bu aralar.
Okka gülü tabir eder eskiler... Benim yaş grubum çok iyi bilir, hatta mutfağa merakı olan yeni dönem mutfak dostlarımız da çok iyi bileceklerdir. Efendim! bugün pazara doğru uzandım okka gülü getiren, İstanbul civarı köylerden gelen hanımlarımız oluyor, acaba onlardan biri ile karşılaşır mıyım? diye...Koca pazarda bir hanım buldum:) "işte budur" diyerek yaklaştım tabi, aldım bir paketi elime kokladım, okka gülü dediğin, beş metre öteden bağırır "ben buradayım" diye! Bunun sesi çıkmıyor.:)))
Dedim; kaça?
Dedi; yarım kilodur. Sen 20 ver yeter...:))
Geçen sene 5 liraya almıştım üstelik sesi çıkan cinstendi. :)))
Dedim; insaflı bir şey söyle üstelik bu karışık...
Dedi; hadi 18 olsun...:))
Dedim; sana iyi pazarlar...
Dedi: Sana da....
Vardım dönüş yoluna. Eski yerleşim buralar. Hanımelleri ve yaseminler her yerlerde... Ortalık yıkılıyor. Alırsın eline bir boş torba, dilediğin kadar toplarsın.
Aferin Nilgün budur işte... Topladım, ayıkladım, yıkadım ve pişirdim... İşte size bu sezonun hanımeli reçeli... Gül reçeli, bir sonraki pazara inşallah:))
Gerekli malzemeler:
- Hanımeli sarmış olan bir bahçe duvarı:)))
- 1 Su bardağı ayıklanmış ve yıkanmış hanımeli
- 2 +1/2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı Su
- 1 yemek kaşığı pektin tozu (Dr. Oetker reçel yap pektin özüdür yarım paket kullanılabilir.)
- 1/2 limon suyu
Yapılışı:
* Toplanan çiçeklerin, dipleri koparılıp, içindeki tohumları ayıklanır.
* Bol su ile bir kaç defa yıkanır.
* Yıkanmış çiçeklere şekerin yarım bardağı serpilerek, iyice ovulur.
* Kalan su ve şeker kaynatılır.
* Şekerle ovulan çiçeklere pektin de ilave edilerek, kaynayan şerbetin içine ilave edilir.
* Çiçekler dibe çökene kadar, 7-8 dakika kadar kaynatılır.
* Ara sıra karıştırarak ılıtılır ve kavanoza koyulur.
Kavanozun kapağını ara sıra açıp koklasam bana yeter:)
Afiyet olsun.:)
Cumartesi, Mayıs 09, 2015
Bir çocuğun başını şefkatle okşayabilen ve onlara sevgi ile bakabilen, tüm kadınların anneler günü kutlu olsun. "Karamelize Şerbetli Şambali"
Benim için, sonsuzluğa uğurladığım canımın, başucunda sessizce konuşmaktan ibaret bir gün. Ancak; kızlarım, damatlarım ve torunum günün geri kalan saatlerini aydınlatıyorlar. Mayısın ikinci pazarı, bizim büyük ailemizin, piknik günü. Polonez Köyde toplanıp, güzel vakit geçirmeye çalışıyoruz. Kısmetse yine mangallar yanacak, yine etler,sucuklar, ciğerler, babaların yelpazelediği mangallarda kızaracak, patlıcanlar közlenecek... Ve... yine elde taze ekmekler mangal başında beklenecek, yine kah ağlanıp...kah gülünecek... Bir Anneler Günü daha böyle geçecek...
Anne olmak benim için, çocuk sahibi olmaktan çok öte bir şey.
Bir çocuğun; başını, sevgiyle okşayan ellerin sahibi...
Bir çocuğun; gözlerine, şefkatle bakabilen gözlerin sahibi...
Bir çocuğun; yüreğindekileri, görüp anlayabilen vicdanların sahibi...
Bir çocuğun; sessiz ağlayışlarını duyan kulakların sahibi,
Ve...Bir çocuğun ellerini tutarak, ona anne sıcaklığını aktarabilen, her kadının Anneler Gününü kutluyorum. Hayatta olan annelere evlatları ile geçirecek geniş zamanlar, sonsuzluğa uğurladığımız annelere de cennet mekanlar diliyorum. Sevgiyle kalın.
Piknik gününden bana düşen görev bir tatlı.:) Onca yemekten sonra "tatlısız olmaz" diyoruz. İsteyenler olabilir diye, tatlı tarifini de paylaşıyorum.
Gerekli Malzemeler:
- 4 su bardağı İrmik
- 1/2 su bardağı Un
- 2 Su bardağı yoğurt
- 1 Su bardağı toz şeker
- 1/3 su bardağı süt
- 2 portakal kabuğu rendesi
- 1 paket karbonat (1 tatlı kaşığı)
Şerbet için gerekli malzemeler:
- 3+1/2 Su bardağı toz şeker
- 3+1/2 Su bardağı su
- 1/2 limon suyu
Yapılışı:
Karamelize şerbetin yapılışı:
* Şeker bir tencereye alınarak, ateş üzerinde eritilir.
* Karamelize olan şekere, ölçüsü oranında sıcak su eklenerek (su ilave edilirken sertleşen şeker eriyene kadar) kaynatılır.
* Yarım limonun suyu eklenerek, soğuması için kenara alınır.
Şambali hamuru yapılışı:
* İrmik, un, toz şeker ve karbonat (kuru malzemeler) bir kapta karıştırılır.
* Portakal kabukları rendesi eklenir ve karıştırılır.
* Süt ve yoğurt çırpılarak kuru malzemelere eklenir.
* Fırın kabı, sıvı yağ ile iyice yağlanarak, karışım içine dökülür ve suyla ıslatılmış bir kaşığın tersi ile kalıba yayılır.
* 175 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
* Fırından çıkan şambalina, soğutulmuş karamelize şerbet eklenir.
* 1.5-2 saat sonra servis için hazırdır.
AFİYET OLSUN.:)
Pazartesi, Şubat 23, 2015
Su Muhallebisi... Kolay ve hafif...
Daha önce de bahsetmiştim; diyabet konusunda, mirası nesilden nesle taşıyan bir ailem var. Bilirsiniz diyabetliler; şeker ve şekere dönüşebilecek gıdaları çok dikkatli ya da hiç yememeleri gereken hasta grubudur.:) Üzerine çok şey yazılmış ve söylenmiştir bu rahatsızlığın...Mesela; çok uzun ömürlü oldukları...Niye mi? yediklerine çok dikkat etmek zorunda oldukları için tabii ki... Ama dikkat etmeyenlerin de, bu hurafeyi boşa çıkardıklarına da şahit oldum ne yazık ki:( Bir çok insan da, diyabet, "hırsız hastalığı" diye bir tanımlama yapar:))) Tabii ki hırsızlıkları, kimse görmeden, buzdolabından aşırılan bir kaç parça "yaramaz,kabahatli gıda" ile sınırlıdır.:) Anlatamazsınız, "yeme bak bunun sonu kötü" dersiniz küserler..."Benden mi esirgiyorsun" der gibi suçlu bakışlarla...:(
Anneciğimle; bu konuda çok gelgitler yaşamış olsakta, sözümüzü genelde dinlerdi, hatta ölçüm yapıldığı gün, eğer iyi bir netice almışsak, insülinini yapıp, kol kola girer, Kadıköy'deki muhallebicilerden birine gider, birer su muhallebisi sipariş ederdik.:) Şekersiz bu güzel tatlının, üzerine pudra şekeri serpilir ama yasak olduğu için, yapay tatlandırıcısından bir parçayı,azıcık sıcak suda eritir, gül suyunun altına onu dökerdi.:))
Ben de bugün su muhallebisi yaptım. Gülsuyu bol, pudra şekeri ise, herkesin ağız tadına uygun olacak. Hafif tatlı severseniz iyi bir alternatif... Üstelik hem çok kolay, hem de son derece masum:))
Gerekli malzemeler:
- 3 su bardağı Light Süt
- 1 çay bardağı Mısır nişastası
- 1/2 çay bardağı pudra şekeri (isteğe bağlı)
- 1/2 çay bardağı gül suyu
Üzeri için; gül suyu ve pudra şekeri
Yapılışı;
- Süt, nişasta ve pudra şekeri, muhallebi kıvamına gelinceye kadar orta ateşte pişirilir. Göz göz olunca içine gül suyu ilave edilip, bir iki taşım daha kaynatılarak ateşten alınır.
- Kare şeklinde bir cam kabı sudan geçirerek içine dökülür, oda ısısına gelene kadar bekletilir ve soğutulmak üzere buzdolabına alınır.
- Porsiyonlar halinde cam kaselere de konulabilir.
- Cam kaselerden ters çevrilerek, üzerine gül suyu ve pudra şekeri ekilerek servis edilir.
Çarşamba, Şubat 18, 2015
Kar Helvası...:) "İlk kardan sakın yeme!" derdi anneciğim...
Hey gidi çocukluğum... Kar yağdığında, pekmezi ve tabağını kapan evimizin arka bahçesine koşardı.:) Annemin tembihleri hala kulağımda, "sakın! ilk kar yenmez. O kirli olur. sonraki kardan toplayacağız." Mutlaka aramızda benim gibi 2.3. kar yağdığında tabağını kapıp, kapının önünde soluğu alan vardır.:) Tam iki kaşık yedim, karı fazla, pekmezi az bulaşmış:)) Küçüğüme yedirdim, öğrensin bilsin diye.
Hayatlarımız küçücük kareler halinde geçer gözümüzün önünden. Anılar, fırsat kolluyor sanki... Kar yağışı, bazılarımız için güncel bir hadiseyken, onu ilk gören bebekler ve küçük kuzular için gökten yağan pamuklar diye adlandırılırken, sokaktaki dostlarımız ve evsiz barksız insanlar için ekmek...sıcak yemek...çıtırdayan bir sobanın başını düşündürürken, bana da hatıralarımda kalan ailemi, sıcacık evimizi, bata çıka, ama kahkahalar eşliğinde yürüdüğüm okul yollarını... Çantamın üzerine oturarak kaydığım yokuşları, yün eldivenimin aldığı su nedeniyle kızaran parmaklarımı... hatırlatıyor.
Yaşamlar basit ve güzeldi sanki... İnsanlar; tam tanımıyla müsemma, vicdanlar ve onu oluşturan merhamet duyguları her insana eşit dağılmış gibiydi. Ne oldu da bu insani duygularımızı kaybettik? Neden artık iyileri değil, sadece kötüleri hatırlayıp hayata karşı bilenerek, birbirimize zarar verenler olduk? Bu soruların cevabı ne yazık ki verilemiyor.:(
Bu soğuk ve karlı kış gününde; bu tatsız konular ile, siz güzel arkadaşlarımı üzmek değil maksadım biliyorsunuz. Bu nedenle, gününüzü tatlandırmak ve iyilerin hep kazanacağını varsayarak, yağan karın tüm beyazlığı ile kapkara kötülüklerin üzerini örteceği umudunu hep taşıyarak, hepinize birer tabak kar helvası ikram ediyorum.
Haydi alın tabaklarınızı, bahçenizin, balkonunuzun ayak basılmayan bölümünden alacağınız birkaç kaşık karın üzerine, pekmezi döküverin:)) Anılarınızın bir yerinde hep bu tat kalacak emin olun!:)) Hepinizi seviyorum. Sağlık, huzur ve iyilik en yakın dostunuz olsun diliyorum.
Cumartesi, Ocak 10, 2015
Nar Şerbeti Etkinliği.
Sevgili arkadaşım Pembe Kekik'ten, Lezzet Beşlisi için oluşturdukları, "Nar Şerbeti Etkinliği" için bir davet aldım.:) Bloğumu açtım açalı, bugüne değin hiç bir etkinliğe katılmamıştım. Mevsimlerden kış, ve söz konusu olan şerbet olunca,:)) Bende akan sular durdu. Beni takip eden arkadaşlarım bilir. Diyabet konusunda aile mirasını taşıyan biriyim.:( Ama her diyabetlinin olduğu gibi benim de şekere karşı aşırı bir zaafım var.:) Ancak; yemeden, yapmayı çoktan öğrendim.:( Azıcık ucundan diyerek.vaziyeti idare etmeye devam ediyorum. Esasında başarılıyım diyebilirim, insülin ve ilaç kullanmadan sadece diyetle durumu idare ediyorum. Arada bir üç aylık şeker düzeyim yükseliyor, hemen diyet sıkılaşıyor ve düzey düşürülüyor:))) İşte böyle hayat devam edip, gidiyor.
Şimdi bu güzel şerbetin oluşumuna geçelim. Bilirsiniz Osmanlı Mutfağı şerbet konusunda muhteşem reçetelere sahip bir mutfakmış. Ben de, sadece merakım nedeniyle, fazla okuyup, denemeler yapan bir mutfak gönüllüsüyüm.:) Osmanlı mutfağındaki çeşnici başları kadar olmasam da, kendi küçük mutfağımda, bu sıfatla anılabilirim.:) Ancak, bu tarif benim denemelerim sonunda ortaya çıkan bir tarif:)) Hibiskus ( Nar çiçeği ve daha bir çok ismi var)şerbeti ve Nar şerbeti bilinen şerbetlerden, ama ikisini birleştirince başka bir güzel oluyor sevgili dostlar.:))
Gelelim tarife...
Gerekli Malzemeler:
- 75 gr Kuru Hibiskus (Nar çiçeği, Gülhatmi, Amber çiçeği)
- 1.250 gr Nar (4 adet büyük)
- 7 su bardağı su
- 4 çubuk tarçın
- 10 adet karanfil
Şerbeti için gerekli Malzemeler:
- 5 Su bardağı şeker
- 2 Su bardağı Su
- 1/2 Limon suyu
Yapılışı;
* Kuru nar çiçekleri sudan geçirip yıkanır.
* Tencereye yıkanmış çiçekler, çubuk tarçın, karanfil taneleri ve su konularak kaynatılır.
* Narların suyu sıkılarak kaynayan karışımın içine dökülür ve bir taşım daha kaynatılarak altı kapatılarak soğuması için kenara alınır. (Nar suyu ile çok kaynatılmamalıdır.)
* Şerbeti için gerekli malzemeler de ayrı bir tencere de kaynatılır, üzerinde biriken köpükleri ara ara alınmalıdır.
* Şerbet yarım limon suyu ile kestirilerek, soğuması için bekletilir.
* Soğuyan nar sulu karışım ince bir tülbentten süzülerek, bir kaba alınır ve üzerine soğutulmuş şerbet eklenerek, şişelere doldurulur.
Not; Rengin bozlaşmaması ve duru bir görünüm için her iki karışımın da soğutulması gerekir.
Yanına ne isterseniz sevgili dostlar:))) Ben de anneanne kurabiyesi vardı:) AFİYET OLSUN.
Pazartesi, Kasım 03, 2014
Aşure... Bugün Aşurenin İlk Günü...
Bereketi bol olur inşallah...
Hazırlığımı yaptım...
Mis gibi kokuyor...
Kararmasın ve kokusu kaçmasın diye son dokunuşlar...:))
Bugün Aşurenin ilk günü, 13 Kasım'a kadar devam edecek on güzel günümüz var. "Kızı olan, cezvede kaynatsın" derdi anneciğim. Daha evvel de bahsetmiştim sizlere. Evi saran kokusu, hazırlık aşamasında ki sevdiğim kuru meyvelerle olan yakın ilişkim:)) üç tabağa, bir ağıza:)) Süsleme konusuna hiç girmiyorum. Orada kaç tabağa, kaç mideye? Söylemesem daha iyi:))
Artık görevi büyük kızıma devrediyorum. Onun da kızı var benim kuzum biliyorsunuz.:)) Şimdi artık aldığı görevi hakkıyla yerine getirmeye çalışacak. O aşure de, Ceyda'nın yorumu olacak. Hoş! kendi ağız taamına göre seçimler yapıp, farklı katkılarda bulunacağını biliyorum ama yapılacak bir şey yok.:)) Bazı geleneksel lezzetlerimiz, kuşaklar arasında devinerek, yeni çehreler kazanıyor.:) Bu da böylesi bir imalat olacak.
Tarifi yineliyorum. Bilmeyen ve mutfakla yeni tanışan arkadaşlarımıza faydalı olabilir.
Tarifi yineliyorum. Bilmeyen ve mutfakla yeni tanışan arkadaşlarımıza faydalı olabilir.
Gerekli Malzeme:
* 1/2 Kg Buğday
* 1 Çay Bardağı Pirinç (Büyük boy)
* 1 Su bardağı Kuru Fasulye
* 1 Su Bardağı Nohut
* 7 Su bardağı Toz şeker
* 200 gr Kuru kayısı
* 200 gr Kuru incir
* 200 gr Kuru Üzüm
* 250 gr Kestane (Haşlanmış ve soyulmuş)
* 2 Su bardağı Süt
* 1 Portakal Kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Mandalina kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Limon kabuğu (ince doğranmış)
* 1 çay bardağı Gül suyu
* 1 Elma (ince doğranmış)
* Üzeri için; ceviz, fındık, badem, dolmafıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, nar.... Evinizde kuruyemiş adına ne varsa...:)))
Yapılışı:
* Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ayrı ayrı suya konulur ve sabah yıkanarak haşlanır.
* Buğday ve pirinç (9 litrelik, düdüklü tenceremde yapıyorum) 15 bardak su ilavesi ile 35 dakika pişirilir.
* Haşlanmış nohut, fasulye ilave edilerek açık olarak bir süre daha kaynatılır.
* Küçük küpler halinde doğranmış, kayısı ile kuru üzüm kaynayan karışıma ilave edilir.
* Portakal, mandalina,limon kabuğu ve bir elma küçücük doğranarak eklenir.
* (Buğdayı sıkmaması için, ben şekerimi en son ilave ederim ve 5 dakika kaynatıp altını kapatırım.)
* Süt aşureye ilave edildikten sonra, kestane, incir, eklemesi yapılır.
* Gülsuyu altı kapatıldıktan sonra ilave ederek, tabaklara aktarmak üzere ilk sıcaklığının çıkması için 10-15 dakika beklenir.
** Üstü kaymak bağlayınca istediğiniz, kuru yemiş ve baharatlarla süslemesi yapılır.
Not: Kuru incirin kaynama esnasında dağılarak, aşurenin rengini bozmaması için en son ekleyip, karışımın sıcaklığı ile yumuşamasını sağlıyorum.
* 1/2 Kg Buğday
* 1 Çay Bardağı Pirinç (Büyük boy)
* 1 Su bardağı Kuru Fasulye
* 1 Su Bardağı Nohut
* 7 Su bardağı Toz şeker
* 200 gr Kuru kayısı
* 200 gr Kuru incir
* 200 gr Kuru Üzüm
* 250 gr Kestane (Haşlanmış ve soyulmuş)
* 2 Su bardağı Süt
* 1 Portakal Kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Mandalina kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Limon kabuğu (ince doğranmış)
* 1 çay bardağı Gül suyu
* 1 Elma (ince doğranmış)
* Üzeri için; ceviz, fındık, badem, dolmafıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, nar.... Evinizde kuruyemiş adına ne varsa...:)))
Yapılışı:
* Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ayrı ayrı suya konulur ve sabah yıkanarak haşlanır.
* Buğday ve pirinç (9 litrelik, düdüklü tenceremde yapıyorum) 15 bardak su ilavesi ile 35 dakika pişirilir.
* Haşlanmış nohut, fasulye ilave edilerek açık olarak bir süre daha kaynatılır.
* Küçük küpler halinde doğranmış, kayısı ile kuru üzüm kaynayan karışıma ilave edilir.
* Portakal, mandalina,limon kabuğu ve bir elma küçücük doğranarak eklenir.
* (Buğdayı sıkmaması için, ben şekerimi en son ilave ederim ve 5 dakika kaynatıp altını kapatırım.)
* Süt aşureye ilave edildikten sonra, kestane, incir, eklemesi yapılır.
* Gülsuyu altı kapatıldıktan sonra ilave ederek, tabaklara aktarmak üzere ilk sıcaklığının çıkması için 10-15 dakika beklenir.
** Üstü kaymak bağlayınca istediğiniz, kuru yemiş ve baharatlarla süslemesi yapılır.
Not: Kuru incirin kaynama esnasında dağılarak, aşurenin rengini bozmaması için en son ekleyip, karışımın sıcaklığı ile yumuşamasını sağlıyorum.
AFİYET OLSUN.:)
Çarşamba, Nisan 30, 2014
Portakallı İrmik Helvası ve Kandiliniz Kutlu Olsun... Bu defa erken kutlama:)
Kandiliniz kutlu olsun dostlarım. Mutfağımdan bu kandil için, helvanın bir başka çeşidi çıktı. Portakallı İrmik helvası... Böylece helva çeşitlerine bir yenisini eklemiş oldum. Yapmak isteyenlerin olabileceğini düşünerek tarifini bir gün önceden veriyorum.:) Çünkü; yarın sabah paketleyip, oğlumun işyerine göndereceğim:) Hafif, lezzetli ve farklı bir tad.:))
Gerekli Malzemeler:
- 500 gr İrmik
- 200 gr Tereyağ (1/2 becek tereyağlı + 1/2 tereyağ)
- 1 Yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi
- 1 çay bardağı meyve kurusu
Şerbeti için:
- 3 + 1/2 Su bardağı toz şeker
- 2 Su bardağı Su
- 2 Su bardağı Portakal suyu
Yapılışı:
* İrmik teflon bir tencerede, kokusu çıkana kadar kavrulur.
* Kuru meyva parçacıkları kavrulma işleminin sonunda irmiğe ilave edilmelidir. (Meyva parçaları ile kavrulmamalıdır.)
* Derin bir tencerede; şeker, portakal suyu, su ve yağ kaynatılır. Portakal kabuğu rendesi içine ilave edilir.
* Kaynatılan şerbet, kavrulmuş irmiğe ilave edilir ve kağıt peçete ile üzeri örtülere demlenmeye bırakılır. Tencerenin kapağı 45 dakikalık demlenme sürecinde açılmamalıdır. (Not: Şerbeti verilirken, sıçrama ihtimali güçlü olduğundan dikkatli olunmalıdır.)
AFİYET OLSUN.:)
Yapılışı:
* İrmik teflon bir tencerede, kokusu çıkana kadar kavrulur.
* Kuru meyva parçacıkları kavrulma işleminin sonunda irmiğe ilave edilmelidir. (Meyva parçaları ile kavrulmamalıdır.)
* Derin bir tencerede; şeker, portakal suyu, su ve yağ kaynatılır. Portakal kabuğu rendesi içine ilave edilir.
* Kaynatılan şerbet, kavrulmuş irmiğe ilave edilir ve kağıt peçete ile üzeri örtülere demlenmeye bırakılır. Tencerenin kapağı 45 dakikalık demlenme sürecinde açılmamalıdır. (Not: Şerbeti verilirken, sıçrama ihtimali güçlü olduğundan dikkatli olunmalıdır.)
AFİYET OLSUN.:)
Cuma, Nisan 04, 2014
Kuruyemişli ve Kuru üzümlü Helva...
Kuruyemişli ve kuru üzümlü irmik helvası, benim helva çeşitlendirmelerim arasında yerini aldı. İrmik bilindiği üzere, her türlü çeşitlendirmeye yol veren bir ürün. Bu defada; fındık, Antep fıstığı, badem, kuru üzüm eşliğinde farklı bir aromaya sahip oldu. Tüm ölmüşlerimizin ruhuna olsun diyorum.
Malzemeler:
- 1 Çay bardağı Kuru üzüm
- 1 Çay bardağı Badem
- 1 Çay bardağı fındık
- 1 Çay bardağı Antep fıstığı
- 1 Paket İrmik
- 125 gr tereyağ
- 2 Su bardağı Su
- 2 Su bardağı süt
- 3 + 1/2 Su bardağı toz şeker
- 2 adet çubuk tarçın
Yapılışı:
* Süt, su tereyağ ve şeker bir tencerede kaynatılır.
* İrmik, fındık, badem, Antep fıstığı ve üzüm bir tencerede kavrulur.
* İrmiğin kavrulma kokusu alınınca, kaynatılan şerbeti ilave edilir.
* Şerbeti ilave edilen helva, karıştırılır ve altı kapatılır.
* Üzerine temiz bir mutfak bezi ya da peçete kapatılıp demlenmesi için 45 dakika hiç açılmadan demlendirilir.
Pazartesi, Ocak 13, 2014
Kandiliniz Mübarek Olsun... Geç oldu affedin...
Kandiliniz mübarek olsun. Bir gün gecikme ile kutluyorum kusura bakmayın. Cuma akşamından beri, arkadaşlarımın yazılarını okuyamadım, yazı yazamadım, kimseye laf atamadım.:)) Çok şükür olumsuz bir durum yok. Sadece zaman yetersizliği...Affınıza sığınıyorum. Ama iki arada helvamı yaptım mı? Yaptımmmm:))
Salı, Aralık 10, 2013
Bu da Nostaljik Annaanne Tatlısı:) Tel kadayıf varsa, hemen hazır:))
Birkaç gündür yine avare avare dolaşmaktayım. Sanıyorum, kışla birlikte kendimi rüzgara kaptırdım, o ne tarafa savurursa, o yanda alıyorum soluğu.:) İyi mi? yoksa kötü mü? bilemiyorum. Böyle bir kış halinde ruhum anlayacağınız. Kadıköy Çarşı'ya diye yola çıkıp, Bedesten'de de bulabiliyorum kendimi, program yapıp, gideceğim yeri belirleyip, gecelik spor koltuğun üstünde pineklediğimi de...:)) Kış beni çarptı.. Hem de çok fena. Esasında bir an önce toparlamalıyım kendimi, çünkü; yılbaşı programımızı yaptık ve bu yıl iki güzel dünürlerim, bizim misafirimiz olacaklar.:)) Bu yılbaşı da şenlikliyiz yani. Sürprizleri sizlerle paylaşırım.
Yine çok eskilerden nostaljik bir tatlı yaptım akşam soğukta eve dönecek vatandaşlara.:)) Vallahi adını sorsanız bilmiyorum. :)) Annem ne zaman tel kadayıfı fazla alsa bir kısım ayırır, bize bunu yapardı:) Hem pratik hem lezzetli... Adını Nostaljik tel kadayıf tatlısı koyalım bari:)
Gerekli malzemeler;
* 4 Yumurta
* 225 gr tel kadayıfı
* 1/2 Su bardağı süt
* 1/2 paket kabartma tozu
* 1 Paket vanilya
Şerbeti için gerekli malzeme:
* 3 Su bardağı toz şeker
* 3 Su bardağı su
* 1/2 limon suyu
Kızartmak için sıvı yağ ve süslemek için toz Antep fıstığı , Hindistan cevizi
Yapılışı:
- Şerbet verilen ölçülerde kaynatılır, limon suyu yardımıyla kestirilir ve soğumaya bırakılır.
- Tel kadayıfı bir tepsiye serilir ve fırında 50-60 derece sıcaklıkta kurutulur.
- Kuruyan kadayıflar avuç içinde ufalanır.
- Yumurtalar derin bir kasenin içine koyulur, süt, kabartma tozu, vanilya ilave edilerek iyice çırpılır.
- Kurumuş ve ufalanmış tel kadayıflar, karışımın içine ilave edilir ve iyice karıştırılır.
- Derin bir tencereye bol sıvı yağ koyulur ve kızdırılır, karışımdan iki kaşık yardımıyla şekil verilen kadayıflar kızartılır ve ılık şerbetin içine atılır.
- Şerbetin içinden alınan tatlılar istenilen malzeme ile süslenir.
AFİYET OLSUN:)
Cumartesi, Kasım 30, 2013
Kabak Tatlısı... Arkadaşlar, pozitif sinerji yaratmamız gerek...
Kış yüzünü gösterdi sonunda, iki gündür hava kapalı ve soğuk. Mevsim gereğini yapacak elbette. Ancak; karanlık hava da içimi karartıyor... Yaz sıcaklarını sevmiyorum, ancak; şu karanlık gökyüzüne de hiç tahammülüm yok:)) Sanıyorum, Tanrı hiç bir kulunu bu konuda memnun edememiş:) Neyse ki, sayılı günler çabuk geçer hepimiz biliriz. Ne yapalım hükmünü sürecek kış ayları ki... yazı görebilelim. Halbuki son yazımda, güzel bir havadan istifade edip, Mısır Çarşısı, Mercan, Tahtakale dolaylarını nasıl alt üst ettiğimi ve yolumu Bedesten'e düşürmeye karar verdiğimden bahsetmiştim:))) İşte... kış ayları geldiğinde, İstanbul'da bir hafta, on gün önceden program yapmanın ne kadar uygun olabileceği konusunda bir defa daha yanıldığımı anlamış oldum.:) Yağmur, çamur, şimşek, fırtına derken, uzatmayalım:))) Sadece pencereden bakabildim. Olsun, ben o güzel havayı yakalayacağım ve sizlere söz verdiğim gibi İstanbul'un başka başka yüzlerini göstermeye çalışacağım. Başarının sırrı inanmaktır biliriz.:) Madem inanmak dedik; O halde hepinizden, bu yazıyı okuyan her arkadaşımdan bir ricam var. Önümüzdeki pazartesi günü itibariyle tedavisine başlanacak çok tatlı bir arkadaşım için pozitif inançlarımızı birleştirelim ve ona gönderelim:)) Şimdiden teşekkürler hepinize... Kabak tadı vermeden, bir tatlı tarifi ile bu yazıyı da tatlıya bağlayalım....:) Sevgiler
Gerekli Malzemeler:
- 2 kg ayıklanmış tatlı kabağı
- 1 kg Toz şeker
- 2 Çubuk tarçın
- 5-6 adet karanfil
Yapılışı:
* Tatlı kabakları bir sıra halinde tencereye yerleştirilir, üzerine toz şeker döşenir ve kabaklar bitene kadar aynı işlem tekrarlanır.
* Şeker yatırılmış kabaklar, mümkünse bir gece (serin bir ortamda) bekletilir.
* Çubuk tarçın ve karanfiller içine ilave edilerek, hiç su ilavesi yapılmadan, kendi saldığı suda pişirilir.
* Ilındıktan sonra servis tabağına alınarak, ceviz ile süslenebilir. Tahin, kaymak ve Hindistan cevizi de süslemede kullanılabilir.
Not: Kestane kabağı bu iş için biçilmiş kaftan, şu sıralar pazarlarda bir değişik kabak daha görüyorum kabuk renkleri turuncu olan:)) Tarif, o cins için uygun değildir. Ayrıca kestane kabaklarında, ayıklandığı zaman kabuğa yakın olan bölümlerinde görülen yeşilimsi bölüm asla kesilip atılmamalıdır. Esas lezzetli olan bölümün burası olduğunu iddia ediyorum:)) Tekrar sevgiler ve afiyet olsun.
Pazar, Kasım 17, 2013
Ayva Tatlısı... Ayvayı yemek, hiç bu kadar keyifli olmamıştır.:))
Tam, 1 saat 45 dakika sonra gerçek rengine kavuştu...
Meyveli tatlıların dayanılmaz hafifliği... "Ayva bol olunca, kış sert geçer " der, büyüklerimiz. Böyle duyduk, kendimizi bildik bileli.:) Artık inansak mı? Gerçek bu mudur? yoksa işin içine karışan, kimyasalların, gübrelerin marifeti midir? Bilemiyorum. Tamamen iyi niyetimle söylüyorum. Çarşı, pazar ayva dolu... Sanıyorum bu kış bize pahalıya mal olacak.:) Yine de, kalbimin bir tarafı yanılmasını istiyor eskilerin... Zorlu bir kış, dar bütçeleri daha da zorlayacak, sokaklarımızda ki başıboş dostlarımıza daha zor hayat şartları oluşturacak. Velhasıl; ayva bol olsun ama hava şartları normal seyrinde sürsün gitsin. Ayrıca, ülkemin şu anda içinde bulunduğu durum nedeniyle, bozulan havasına bir de meteorolojik katkının olmaması en hayırlısı olur diye düşünüyorum...
Gerekli malzemeler:
- 4 Büyük Ayva
- 2 Su bardağı su
- 4 Su bardağı toz şeker
- 2 çubuk tarçın
- 7-8 adet karanfil
- Ayva çekirdekleri ve kabukları (Olmazsa, olmazlarımız)
- Üzeri için, 1 rulo kaymak
Yapılışı:
* Ayvaların kabukları soyulur ve içlerindeki çekirdekler biraz derince alınarak çıkartılır.
* Kabuklar ve çekirdekler yıkanarak bir kenara alınır.
* Ayıklanan ayvalar, yayvan bir tencereye dizilir, kabuk ve çekirdekleri aralarına yerleştirilir. Suyu, kabuk tarçın ve karanfil ilave edilerek 10 dakika kadar haşlanır.
* İlk haşlaması yapılan ayvalara şekeri ilave edilerek, altı kısılır ve çok hafif ateşte 1,5 -2 saat kadar pişirilir.
* Güzel rengini piştiği süre içinde yavaş yavaş alacaktır.
* Tatlı soğuduğunda üzerine kaymak ilavesi ile servisi yapılır.
AFİYET OLSUN...
Çarşamba, Kasım 13, 2013
Aşure... "Kızın olunca, cezvede olsun kaynatmak mutlak görevdir" derdi Annem...:))
Geldik Muharrem Ayının 10. gününe.:)) Aşure günümüz. Annemin her yıl aşure yaparken, öğütlediği ses tonu bile kulağımda. Aşure bereket için yapılır. Amacı; hem evinizin bereketi hem de dağıtıp tattırdığınız eş, dost,konu, komşu, akrabanın evlerine bereket dilemektir. Ayrıca; "kızın olursa, cezvede olsun kaynatmak lazım" derdi anneciğim. "Niye"? diye sorduğumda, "çeyizinin bereketidir" diye cevap verirdi. Ben de yıllardır, bu görevimi yerine getiriyorum.:) Çeyizleri hakkıyla hazırladık çok şükür:) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Bilirsiniz. Benim tarifim de bana özel. İçine mutlaka süt girer, portakal kabuğu, taze meyva,kestane, gül suyu olmazsa olmazıdır benim tarifin.:)) Herkesin evinde yaptığını ve özel tarifleri olduğunu biliyorum ama belki bunu da denemek isteyen olur diye yapılışını sizlerle de paylaşmak istedim. Aşureniz, eviniz, bereketli ola... Allah hepimizi senesine yetiştirsin... Sevgiyle kalın.
Gerekli Malzeme:
* 1/2 Kg Buğday
* 1 Çay Bardağı Pirinç (Büyük boy)
* 1 Su bardağı Kuru Fasulye
* 1 Su Bardağı Nohut
* 7 Su bardağı Toz şeker
* 200 gr Kuru kayısı
* 200 gr Kuru incir
* 200 gr Kuru Üzüm
* 250 gr Kestane (Haşlanmış ve soyulmuş)
* 2 Su bardağı Süt
* 1 Portakal Kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 Mandalina kabuğu (İnce doğranmış)
* 1 çay bardağı Gül suyu
* 1 Elma (ince doğranmış)
* Üzeri için; ceviz, fındık, badem, dolmafıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, nar.... Evinizde kuruyemiş adına ne varsa...:)))
Yapılışı:
* Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ayrı ayrı suya konulur ve sabah yıkanarak haşlanır.
* Buğday ve pirinç (9 litrelik, düdüklü tenceremde yapıyorum) 15 bardak su ilavesi ile 35 dakika pişirilir.
* Haşlanmış nohut, fasulye ilave edilerek açık olarak bir süre daha kaynatılır.
* Küçük küpler halinde doğranmış, kayısı ile kuru üzüm kaynayan karışıma ilave edilir.
* Portakal, mandalina kabuğu ve bir elma küçücük doğranarak eklenir.
* (Buğdayı sıkmaması için, ben şekerimi en son ilave ederim ve 5 dakika kaynatıp altını kapatırım.)
* Süt aşureye ilave edildikten sonra, kestane, incir, eklemesi yapılır.
* Gülsuyu altı kapatıldıktan sonra ilave ederek, tabaklara aktarmak üzere ilk sıcaklığının çıkması için 10-15 dakika beklenir.
** Üstü kaymak bağlayınca istediğiniz, kuru yemiş ve baharatlarla süslemesi yapılır.
Not: Kuru incirin kaynama esnasında dağılarak, aşurenin rengini bozmaması için en son ekleyip, karışımın sıcaklığı ile yumuşamasını sağlıyorum.
Çarşamba, Ekim 30, 2013
Trilece... Yine bir Arnavut Klasiği...
Trilece ya da trileçe:)) Üç sütlü tatlı...
Kuru Et:) Müthişti...
Boşnak Böreği...
Manda kaymağında bekletilmiş, biber turşusu:))) Anlatılmaz, yaşanır...
Pendik Marina'ya yemeğe gitmeye karar verdiğimizde, bu restorana gitmek aklımızda yoktu.:)) Ancak; dünürlerimle gittiğimiz için Arnavut yoğunluğunun fazla oluşu, nerede yiyeceğimize karar vermek konusunda bizi fazla yormadı:)) Sandzak Restaurant, Balkan mutfağının amiral gemisi olarak telaffuz edilen bir yer. Müthiş yemekler ve güzel sunum biraraya gelince, oldukça hoş bir manzara çıkmış ortaya. Lezzet konusuna gelince, sadece "anlatılmaz, yaşanır" demek, kestirmeden tanım yapmak olur diye düşünüyorum. Et konusunda ise dinlendirme ve marinasyon konusundaki başarıları ayrı bir takdir unsuru. Her ne kadar, et konusunu fazla konuşma hakkım olmasa da:)) ( yemiyorum diyebilecek kadar az tüketirim) görünen köy, kılavuza ihtiyaç duymuyordu.
Efendimmm:))) Yenildi, içildi sıra geldi tatlılara... İşte benim ilgi alanım. Tatlı konusunda da çok alternatif vardı ancak benim favorim trilece oldu. Sanıyorum; bu lezzete bir yerden, bir zaman diliminden, sevdalı olduğum bir büyüğümün elinden aşinaydım. Bu lezzet benim, kayıtlarımın derinliklerinde bir yerlerde vardı... Emindim. Büyük kızım ve damadım, Makedonya gezilerinde yemişler ve bana uzun uzun anlatmışlardı. O halde, hafıza kayıtlarında derinliklere saklanmış bu lezzeti, gün yüzüne çıkarma zamanı gelmiştir değil mi? Haydin mutfağa dedim ve işte size TRİLECE...:))))
Gerekli Malzeme
Keki için:
- 6 Yumurta
- 250 gr Pudra şekeri
- 400 gr Un
- 1/2 Çay bardağı ılık süt
- 2 Paket vanilya
- 1 Paket kabartma tozu
- 1/2 çay kaşığı krem tartar
- 1/4 çay kaşığı tuz
Islatmak için:
- 1 +1/2 kg süt
- 1 + 1/2 kutu çiğ krema
- 100 gr Süt tozu.
Üzeri için.
- Karamel sos
Yapılışı:
* Yumurtaların sarısı ve beyazı ayrılır.
* Beyazların içine şekerin yarısı,tuz ve krem tartar ilave edilerek, kar haline getirilir.
* Yumurta sarıları şekerle çırpılır ve içine ılık süt ilave edilir.
* Un ve vanilya elenerek havalandırılır.
* Sütle çırpılmış yumurta ve havalandırılmış un bir kaç defada, kar halindeki aklara ilave edilir. (Bu aşamada mikser kullanılmaz. Yumurta aklarını söndürmemek için karıştırma işlemi spatula ile yapılmalıdır.)
* Kare bir tepsinin içine yağlı kağıt döşenir ve karışım içine dökülür. Bir kaç defa hafifçe tezgaha vurularak, içindeki hava kabarcıkları söndürülür.
* 180 derece ön ısıtma yapılmış fırında pişirilir.
* Pişen kek, yağlı kağıtla alınarak, tel üzerinde soğutulur ve yağlı kağıt üzerinden soyulur.
* Kek tepsiye (Sütle ıslatılacağı için daha büyük bir tepsi kullanmalısınız) alınmadan evvel, bir kutu çiğ krema ve yarım kilo süt çırpılarak tepsinin içine dökülür.
* Kek sütün üzerine yatırılır ve yavaş yavaş kalan süt ve kremadan oluşan karışım üzerinden verilerek, kekin tüm sütü çekmesi sağlanır.
* Sütü tamamen çeken kekin üzerine, süt tozu elenir ve üzerine, bol karamel sos dökülür.
* 2-3 saat dinlendirilir.
* AFİYET OLSUNNNN:))))
Pazartesi, Ekim 21, 2013
Antep Fıstıklı Kadayıf Tarifi... Bayram nedeniyle oluşan gecikme için özür dilerim.:)
Bayram nedeniyle tarifi yayınlayamadığım için özür dileyerek, hemen tarife geçiyorum.
Gerekli Malzemeler:
- 500 gr Tel kadayıf
- 250 gr Tereyağ (125 gr tereyağ + 125 gr becel olarak kullandım)
- 200 gr Bütün Antep fıstığı
- 2 yemek kaşığı bal ya da pekmez
Şerbeti :
- 4 Su bardağı toz şeker
- 3,5 Su bardağı su
- 1/2 Limon suyu
Yapılışı:
* Şerbet kaynatılır ve limonla kestirilerek, soğumaya bırakılır.
* Yağ eritilir ve serinlediğinde tel kadayıfların üzerine gezdirilerek, tüm kadayıfa yayılması sağlanır.
* Eritilen yağın bir kısmı, kadayıfın serileceği tepsiye dökülür ve 2 yemek kaşığı bal ile birlikte tepsiye yayılır.
* Göz kararı 2'ye bölünen kadayıfların yarısı, bal ve yağ karışımlı tepsiye alınır ve ince olarak yayılır.
* İkinci bir tepsi ile üzerine bastırılarak, ezilip incelmesi sağlanır.
* Bütün halindeki Antep fıstıkları, kadayıfların üzerine serilir.
* Kalan yağlı kadayıflar, fıstıkların üzerine yayılır ve tekrar tepsi ile bastırılır. (Yarım saat kadar üstünde tepsi ile bırakarak muntazam kızarmasını sağlıyorum.)
* 180 derece önceden ısıtılmış fırında, kızarana kadar pişirilir.
* Bal ve yağ karışımı sürülerek kızartılan alt yüzü üste gelecek biçimde, ters yüz edilir.
* Ilık şerbet, sıcak kadayıfa verilir.
Önemli not:
* Pekmez ya da bal kullanılması alt yüzün kızarmasında çok önemlidir.
** İnce olması için mutlaka, ikinci bir tepsi ile baskı uygulanmalıdır.
***Şerbet ılık, kadayıf sıcak olmalıdır.
AFİYET OLSUN.
Pazartesi, Ekim 14, 2013
Bayramınız Kutlu Olsun...Antep Fıstıklı Tel kadayıf...
Bir bayram daha geldi çattı. Daha önce de bahsetmiştim. Büyüklerimi kaybettikten sonra, benim için, bayramların tılsımı kalmadı. Ama adettir ve yerini bulması gerekir. Tatlımız yapıldı, sofrada yerini alacak. Ah! bir de ağzımızın tadı olaydı... Tüm arkadaşlarımın bayramlarını kutluyorum. Sevgiyle kalın.
Not: Kadayıfın tarifini bayram içinde bir gün yazacağım.
Çarşamba, Ağustos 07, 2013
Baklava (Büzme) Şeker Bayramınız Kutlu Olsun.
Sunuma hazır baklavalar...
Pişmeden önceki hali...
İşte yine Şeker Bayramı geldi çattı. O, büyük, haşmetli anne sofralarından kalkalı çok zaman oldu.:( Alışkanlık işte... Bayramda kimse olsun olmasın yapılır tüm evlerde, tatlılar. Adı, Şeker Bayramı ya...
Dediğim gibi, bayramların tadı tuzu kaçtı. Bizler büyüdük, bayramlar küçüldü sanki..."Sayılı gün, çabuk geçer" derler... Kaybettiklerim, özlediklerim... derken, bir çırpıda geçiveriyor. Bayram sofralarının tadını, dünürümün evinde çıkarıyoruz. Bu baklava da, o sofra için hazırlandı. Jaleciğim, sofrasını çoktan donatmıştır ama bu tepsi de " çorbada, tuz" misali olsun.:)
Emelciğim, "baklava yapan olursa" diye başladığın cümlen var ya... Baklava yapıldı ama sensiz tadı çıkmıyor be kardeşim.:))) Yine de, sınırda ki diyabetime kafa tutarak, senin için yarım Antep fıstıklı, yarım da hindistan cevizliden yiyeceğim.:)))
Tüm blog arkadaşlarımın, Şeker Bayramlarını, sıcacık aile sofralarında kutlamalarını diliyorum. Mutlu, huzurlu,sağlıklı, sevdiklerinizin baktığınız yerde olduğu... nice bayramlara...
Sevgiyle Kalın.
Gerekli Malzemeler:
- 700 gr baklava yufkası
- 350 gr Tereyağ
- 1,5 Su bardağı Antep fıstığı (Tabii ki, yine Acemoğlu:))
- 1.5 Su bardağı Hindistan cevizi
Şerbeti:
- 3,5 Su bardağı Su
- 3 Su bardağı Toz şeker
- 2 yemek kaşığı limon suyu
Yapılışı:
- Şerbet için şeker ve su kaynatılır, limon suyu ile kestirilir ve soğumaya bırakılır.
- Baklava yufkaları tek yaprak halinde alınır. İkiye katlanır. (Dikdörtgen olacak şekilde)
- Dikdörtgen hamurlara, fıstık ya da hindistan cevizi serpilir ve ince bir oklavaya (gevşek biçimde) sarılır.
- Sarılan yufka, oklavanın iki yanından sıkıştırılarak, büzülmesi sağlanır.
- Büzülen yufkalar, oklavadan çekilerek, yağlanmış tepsiye dizilir.
Not.: Büzdürülmüş yufkaları tepsiye koyarken üstüne bir ağırlık koyarsanız, diğerleri yapılana kadar büzgülerinin muntazam kalmasını sağlarsınız.
- Eritilmiş tereyağ, üstlerine sürülür ve 175 derece sıcak fırında kızarıncaya kadar pişirilir.
- Fırından çıkarılan baklavanın ilk sıcaklığı çıktıktan sonra ılık şerbeti verilir. Şerbetini çektikten sonra servise hazırdır.
AFİYET OLSUN.:)
Not: Yarısı Hindistan cevizli, diğer yarısı Antep fıstığı ile yapılmıştır.
Cumartesi, Mart 23, 2013
Fıstıklı Baklava
Baklavanın, fırından çıktıktan ve şerbeti verildikten sonra sunuma hazır hali...
Fırına verilmeden önceki görüntüsü...
Baklavayı sevmeyen var mı? diye sorsam...:) Kaç kişi "Hayır" diyebilir bilemiyorum. Mesela ben "Hayır" diyemeyenlerdenim.:) Kuru baklava, fıstıklı, cevizli, bademli... derken, eklentileriyle bir sayfa çeşidini yazabilmek mümkün. Eskiden evde hamuru açılır, büyük büyük tepsilere döşenir ve mahallemizin fırınlarına pişmek üzere gönderilirdi. Saatleri vardı o fırınların... Öyle istediğiniz zaman, elinize tepsinizi alıp," ben geldim" diye gidilmezdi.:) Size küçük bir fiş verirlerdi ve tepsinizi alırken onu gösterirdiniz. Bazen fırında oturup beklediğiniz de olurdu, tepsinizi alabilmek için.:)) Hatta; boyumun ve gücümün yetebileceği yaşlarımda, bizzat ben bu işe memur edilmiştim.:)) Çok şükür ki; artık bu konuda böyle bir görevim yok. Ama baklavadan vazgeçmekte yok...:) Sağ olsunlar hazır hamurlarını yaptılar da, babaanneciğim kadar yorulmadan, baklavayı yapabilmek de mümkün oldu. Tabii ki onun gibi yapmak haddim değil, ama güvenebileceğim, içine koyulan malzemeye hükmedebileceğim, sağlıklı bir şeyler yapabiliyorum babaanneciğim...:) Tarifi vereceğim ama şırasında hatam varsa ne olur affet beni...:) Nurlar içinde yat.
İlhan kardeşim (festigan.blogspot.com) Yine "gecenin bu saatinde yapılır mı bu" diyeceksin ama ne yapayım? Küçük kuzum ancak uyudu...:))) Sevgiler sana ve güzel eşine.
Gerekli malzeme:
- 500 gr baklava yufkası
- 250 gr Tereyağ
- 1,5 Su bardağı Antep fıstığı (Acemoğlu sağ olsun:))
Şerbeti:
- 2,5 Su bardağı Su
- 3 Su bardağı Toz şeker
- 2 yemek kaşığı limon suyu
Yapılışı:
- Şerbet için şeker ve su kaynatılır, limon suyu ile kestirilir ve soğumaya bırakılır.
- Baklava yufkaları tek yaprak halinde alınır. Üçgen şeklinde katlanır. (Şekli dikdörtgen olduğu için tam üçgen olmaz ancak kenarından artan bölüm, şekli bozmuyor.)
- Üçgen hamurlar, sivri köşesinden katlanarak, uzun kenara doğru büzülerek toplanır.
- Toplanan noktayı elinizle sabitleyerek, eşarp gibi iki ucu birbirinin üstüne gelecek şekilde koyulur.
- Uç noktasına, antep fıstığı (Ceviz, badem ) koyulur ve gevşek bir biçimde sarılır. Elinizle sabitlediğiniz kısımda üstüne kapatılır. ( Tariflerim arasında bulunan "Acil durum böreği" ile yapılışı aynı şeklindedir.
- Üstlerine de birkaç fıstık koyularak, tepsiye döşenir.
- Eritilmiş tereyağ, üstlerine sürülür ve 175 derece sıcak fırında kızarıncaya kadar pişirilir.
- Fırından çıkarılan baklavanın ilk sıcaklığı çıktıktan sonra ılık şerbeti verilir. Şerbetini çektikten sonra servise hazırdır.
AFİYET OLSUN.:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)